Omnia fui,nihil expedit...
ti to on...
hamdım,piştim,yandım...
yok edin insanın insana kulluğunu,bu dâvet bizim…
Post tenebras lux...
Ego sum via et veritas et vita...
Post mortem nihil est. Etiam ante mortem.
Senin sorunun yalnız ben değilim Ayhan.
İkide bir odamın kapısını açıp beni gözetleme. Sigarama karışma. Telefonlarımı dinleme. Ben bir yere çıkmaya niyetlendiğimde hemen benimle gelmeye kalkışma....
Sorarım size, bir sanat eseri yaratırken insanın kendi yaşamından yararlanması neden bu kadar küçümsenir? Başkalarını anlatmak beceri olur da kendi kendini anlatabilmek cesareti niye böylesine hor görülür? Bu hor görücülere şunu söylüyorum: Dedikodu kötü şeydir, dedikodularla uğraşmayın.
Sadrazam Mahmut Şevket Paşa'nın Ankara'daki Kader Sokak'ta bir evde yaşadıkları; Rıza Nur'u merak eden bir çingene; Sinop'taki sonsuz sisin içinde dalgalanan yaşamların gözler önüne serilmesi... Zaman geçiyor mu, yoksa durağan mı? Hepimiz aynı zamanın içinde miyiz, yoksa geçmiş ve gelecek bir arada mı ve 1913'te Bahricedid Vapuru ile Sinop'a sürülen dedem Tahir Lütfi Tokay'ı bulabilecek miyim?