Ne yapmalı? Bugüne kadar sürdürdüğüm gibi, çevremdeki kişilerin davranış ve tutumlarını bilinçsiz bir aldırmazlıkla benimseyerek bu renksiz, kokusuz varlıkla yetinmeli mi; yoksa, başkalarından farklı olan, başkalarının istediğinden çok farklı, köklü bir eylem isteyen gerçek bir insan gibi bu miskin varlığı kökten
değiştirmeli mi? En basit sorunların çözümünde bile bocalayan bu sözde devrimci gölgeyi, hiç düzeltmeden, biraz olsun çekidüzen vermeden, amaç edindiğimiz ülküleri gerçekleştirmek için hemen kavganın ortasına atıverelim mi? Kendini yönetmeyi beceremeyen kişileri, toplumları yönetmek, onlara yeni yollar göstermek için hemen başa geçirelim mi? Yoksa, toplu eylemlerde kütlelerin başına bela olan zayıf kişilikleri önce sert ve sıkı bir sınavdan mı geçirmeli?
Zalim iyimserlik ilk bakışta nazik ve iyimser görünüyor, ama çok çirkin artçı etkileri var çoğu zaman. O ufak, sınırlı çözüm başarısız olduğunda -ki çoğu zaman öyle oluyor- bireyin sistemi değil kendini suçlamasını sağlıyor. Çuvalladığım, yeterince iyi olmadığını düşünmeye başlıyor insan. "Dikkati stresin toplumsal nedenlerinden", örneğin fazla çalışmadan uzaklaştırıp "kurbanı suçlama" haline dönüşebiliyor bu yaklaşım çabucak. Sorun sistemde değil sende, diye fısıldıyor.
Karşımdaki düşmanın kendim olduğunu düşünüp, kazanamama(başarısızlık hissi) korkusuyla adım atamıyorken; bana görünen bir düşman sunan ,sistemi gösteren yazara, teşekkür ederim.
--------------------------------------------- SORUN SİSTEMDE ------------------------------------------------------