Eğer boğulmakta olan bir çocuğun yanından geçip onu görmezden gelirsen, boğulması senin suçun mudur? Alenen. Yaşasaydı nasıl biri olurdu, neler yapardı gibi düşünceler hayatının sonuna kadar kafanda dönüp dururdu…Belki de dünyayı kurtaracaktı. Ama belki tam da şu an, bir yerlerde açlıktan ölen bir kız var ve ölmemesi için ihtiyacı olan tek şey birkaç dolar. Tıpkı senin de küçükken içinde bulunduğun durum gibi, Selina, canımın içi. Şuna birkaç dolar, buna birkaç dolar. Hatta burada, Gotham’da, Bruce Wayne gibi milyarderler tüm paralarını süslü malikâlerini korumak için harcıyorlar. O esnada bizim küçük kız sokakta açlıktan ölüyor. Oysa dünyayı kurtarabilirdi. Herkes kendisini iyi sanıyor. Kiliseye gidiyorlar, garsona “Lütfen” diyorlar, yavru köpeklere yardım etmek için evcil hayvan dükkanlarında bozukluklarını bağışlıyorlar. Ve her gün, her biri, cebindeki birkaç dolara kıyamayıp başka bir kız ölürken gülüyor. Ho Ho Ho.
you hear bruce wayne and you think gotham city. but i grew up in wayne manor… my father’s castle. he read to me for an hour, every single night. i lay aganist his chest, felt his deep calm voice reverberating through my body. he read anything i asked him to, no matter how strange or scary. and he explained everything. answered every question. made it all make sense. until it didn’t. that’s what kent can never understand. he wants answers. but sometimes there aren’t any.
steph: remember, tim? remember that time damian complimented you?
tim: you mean the time that bruce made us say one nice thing about each other and damian said i "have hair"?
damian: you do have hair.