İşte bizleri ezip toprağın altına batıran bu korku zaten. Onlar bizim bu korkumuz bilip farkına vardıklarından, daha çok bitik düşürmek için üstümüze geliyorlar. Anlıyor musun ana? İnsanlar sürekli korkunun tutsağı olduklarından ve olacaklarından, bu böyle devam ettiği sürece, dere kıyısındaki söğüt ağaçları gibi çürüyüp yok olmaya mahkumdur. Biraz daha yürekli olmanın vakti geldi artık.
Tanrı seninle birlikte olsun! Dilediğince, istediğin gibi sür yaşamını. Seni engelleyecek değilim. Yalnız bir ricam var senden: başkalarıyla konuşurken dikkatli ol! İnsan her zaman dikkatli olmalı başkalarına karşı. Gerçekten herkes birbirinden tiksiniyor. Kişi salt kendi kıskançlıkları ve istekleri için yaşıyor çağımızda. Her biri büyük bir zevk alıyor kötülük yapmaktan. Eğer onlara açılacak ve onlara ilişkin yargıda bulunmaya başlayacak olursan, senden tiksintiyle uzaklaşıp seni yok etmeye çabalayacaklardır.
Geçirdiğimiz yaşamın nasıl bir şey olduğunu düşünsene bir kez! Bugüne dek insanca yaşamın oldu mu tek gün? Babam, sopa çekerdi sana hep. Ancak şimdi onun senin üzerinde öfkesini dindirmeye çabaladığını anladım. Böylece gidermeye uğraşıyordu acılarını. Bu üzüntü boğacaktı onu neredeyse. Oysa o bunun ayrımında bile değildi. 30 yıl omuz çürüttü. Başladığında ancak iki yapısı vardı fabrikanın. Bugünse, yeni binası var. Her geçen gün fabrikalar büyüdüğü halde, orada çalışan insanlar tükenip yalnızca ölüyor.