bengisu

9/10
·120 syf.··
2025 9. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 16:32
“taşların anlattığı” kendimce kapağından yola çıkarak, üzücü bir aşk hikayesi okuyacağımı sandığım bir kitaptı. arkasını hiç okumadım, incelemelerine hiç bakmadım. ismini gördüm, kapağını gördüm, çok merak ettim, aradım, buldum, okudum, sonra bir daha okudum ve buradayım. önümde duruyor ve hâlâ bittiğine inanamıyorum, aslında zaten bazı kitapların bittiğine inanmıyorum. okurda devam ettiğine, yaşadığına inanıyorum. taşların anlattığı da benim için öyle bir kitap oldu. kitap bir ailedeki 3 (ya da 4, ona okuyucu karar veriyor bence) bireyin yaşadığı sarsıntıları ve bir bir bu sarsıntılara karşı hayata nasıl ve neresinden tutunduklarını okuduğumuz bir kitap. kurgu akarken aynı zamanda anlatıdaki imge gücü ve metaforlar da her zaman akışa eşlik ediyor. ve anlatı gerçekten taşların anlatısı üzerine kurulu. buradan yola çıkarak, doğa üzerine çok fazla analiz, betimleme ve benzetme var. ruhu çok besleyici ve büyüleyici olarak ilerliyor bu betimleme ve benzetmeler. bunları yaparken insan anlatısından farklı olarak yalınlık, bazı duygu sıcaklıklarından uzak o üslup da çok hissediliyor. gerçekten konuşuyorsa taşlar böyle konuşuyor, ben iknayım. taş anlatısının yanı sıra kitap boyunca beni en çok çeken kısım üç kardeşin dağla olan farklı anlam ve boyutlardaki ilişkileriydi. birinin dağa yaslanması/sığınması, birinin dağla savaşı/haykırması/koşuşları ve birinin dağı tanıması/dinlemesi/duyması. üç kardeşin böyle sayfa sayfa karakter inşası ve değişiklikleri beni içine çok çekti. önce hepsine aidiyet hissettim, sonra hiçbirine. okurken hep durup onlar yerinde olmak ister miydim, olsam ne yapardım, ne yapmazdım, yaparsam neden yapardım gibi bir sürü düşünceyle uğraştım. durmak. bence bu kitabın bana yaşattığı en farklı deneyim bu. hatta incelemeyi yazarken de, kitabı okurken
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,535 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·96 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 11:31
tuğba karademir. sulhi ceylan ağabey’den sonra izdiham’ın okuma yolculuğuma kattığı en farklı yazarlardan biri. türk edebiyatının kadın şairleri arasında gururla adını saymak istediğim, genç bir yazar. genellikle moderne kayan yani tumblr dönemlerinden kalma ama aynı zamanda geleneksele de kayan özgün bir yazım tarzı var. 5 yıla yakın bir süredir şiirlerini kendi sesinden dinlerim. kitapları dışında da çoğu yeni şiirini böyle yayımlıyor. güncel şiirlerinden “büyük harf”e kalbimi bırakıyorum. böyle hem yazan hem de yazdıklarına sesiyle ruh veren şairler büyüleyici. şairin kelimeleri zihninde şairin sesi ile birleşiyor ve bu durumu çok seviyorum. şiirin doruk noktası. genel olarak kitaba gelecek olursak, aslında şiir kitabı demek çok zor. bu yazım biçimini nasıl tarif edebiliriz bilmiyorum belki sadece “şiir” değil de “düz yazı şiiri” gibi tarif edebilirim. yazar şiirlerinin adlandırmalarını genelde tek kelime olarak seçer. o tek kelime de eski türkçe’den, farsça’dan veya arapça’dan seçilen etimolojik kökeni ve fonetiği güçlü bir kelime olur. berûz, a’zel, kard gibi. bazen dümdüz dua, kırlangıç vesaire ama genelde tek kelime. şiirleri yazarken büyük harf kullanmaz (evet, bir süredir ben de kullanmıyorum ama tuğba hanımla bu ortak özelliğimizin sebepleri çok farklı), noktalama işareti kullanmaz. bazen didem madak gibi reçellerden, çocuklardan, çiçeklerden, uçuşan perdelerden bahseden ümit dolu dizeleri yazıyor. bazen nilgün marmara gibi kanatları aşka uçarken yanmış, balkonun ucunda ölüme ayaklarını uzatan bir kadın gibi yazıyor. bazen birhan keskin kadar öfkeli ve umutsuz yazıyor. bunların arasında gidip gelirken kendi tarzını da hissettiriyor. çoğunlukla yazılarında bir iç sesin yaşama dair serzenişlerini, sıradan ama melankolik bir hayatın varoluş sancılarını
NesisTuğba Karademir · İzdiham Yayınevi · 202045 okunma
Puan vermedi·167 syf.··
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 00:27
milan kundera’dan okuduğum ilk kitap ve kesinlikle devamını istiyorum. bu adam çok şey biliyor ve bildiğini de dolaylı yoldan bayağı güzel anlatıyor, hissi veren bir yazar. başka nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. isminden başlamak istiyorum. minimal kitap, film, şarkı vs isimlendirmeleri bence radikal ve güçlü. kimlik, körlük, kader, bulantı.. bu nedenle ismi beni çok çekti ama okuma isteğimin asıl nedeni, zeki demirkubuz’un hayat filmine dair bir incelemede bu kitaba çok atıfta bulunulmasıydı. sanatın bağlantılarıyla insanı götürdüğü yere ve götürürken takip ettirdiği o ipin özgünlüğüne bayılıyorum. genelde okuduğum bi’ kitap bittiğinde farklı bir ismi olsaydı ne olurdu diye düşünüyorum. kimlik için bu minimal isimlendirme mantığını da bozmadan ‘çatışma’ olurdu sanırım. benlik çatışması ya da bilmiyorum. ya da kundera bey’e göre kimlikler de aslında birer benlik çatışmaları zaten. kimlik üzerine de çok boş bir yerde şöyle dolu bir cümle okumuştum, “insanın kendini tanımlarken ve toplumda yer edinmeye çalışırken kullandığı her türlü ifade.” kitaba geçmek gerekirse, kitaba başlarken kadın karakteri yani chantal’ı daha çok içselleştirdim ve böyle devam edeceğini düşündüm ama ilerledikçe ben tamamen jean-marc’e dönüştüm. inanamıyorum. arayan buluyor inleyen ölüyor tamam ama hayatındaki o dostluk girdabı, sevgi anlayışı, tıbbı üçüncü sınıfta bırakması da mı tesadüf?? kitabı okurken ben de akışı ikiye bölenlerin tarafındaydım, iki bölümün de tamamen farklı olduğunu kabul ediyorum ama bunun da bilinçli bir şekilde okura sunulan bi’ deneyim olduğunu düşünüyorum. ayrıca okurken sürekli devam eden o mektupların gizemi ise çok daha dikkatli bir okuma deneyimi sağladı. mektup gizemi sonlanınca ise chantal’ın karakter gelişimi benim için çok şaşırtıcı olmadı, zaten baştan beri
KimlikMilan Kundera · Can Yayınları · 19982,562 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2025 58. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 09:57
kitabı bitireli birkaç gün oldu, hâlâ emma’yı unutabilmiş değilim. zihnimde kitapta tasvir edilen yüzü, sözleri ve yaptıkları dolanıyor. unutamıyorum. ben böyleyken charles nasıl unutsun? çözmek için çabaladığım, ne istediğini anlamak için cümlelerinin üstünden çok geçtiğim bir karakterdi ama sonunda vardığım bir yer olmadı. tüm aşıklarına (sayamadım bir yerden sonra), tüm ruhsal arayışlarına, varoluşsal sancılarına ve duygusal krizlerine rağmen emma’yı anlayamadım. onun da kendisini anladığını sanmıyorum. onu yeterince tanıyamamama ve anlayamamama rağmen sonunun böyle olacağını biliyordum. sana böyle bir son yakışırdı emma ve öyle bir tabut yakışırdı. seni hiç anlamayan aşık ama aptal charles’a teşekkür etmelisin. genelde anna karanina ile benzer bulunmuş ama ben kendisini zweig’ın korku kitabındaki irene ile çok benzettim. tabi ki karakter gelişimleri farklı oldu ama başlangıçta tamamen korku’nun genişletilmiş bi’ versiyonunu okuduğumu zannettim. sonra gittikçe farklılaştı, daha zengin diyaloglarla dolu bütüncül bir esere dönüştü. dallandı, budaklandı ve sonra emma açısından bir sonuca bağlandı ama hiç bitmeyeceğini sandığım betimlemeler ve 2x’e aldığım anlamsız detaylar da oldu. ana karakter ve olaylar dışında yan karakter ve yan olay örgülerini de okumayı çok sevmeme rağmen katlanılabilir olmaktan çıktığı kısımlar oldu. onların hiçbirini de bağlamadı. çok şey okudum ama hepsi kopuk kaldı. yazarın yaptığı bilinçli bir kopukluk olarak da gelmediği için okuma zevkimi azalttı. charles için de üzgün değilim, korkunç kaynana annesi için de, emma için de, leon ve radolphe için hiç değilim. sadece kızları için üzgünüm. tutkulu, aşık, deli ve arsenik bir kadının çarpık hikayesinden geri kalan garip fabrika kızı için çok üzgünüm.
Madam BovaryGustave Flaubert · Can Yayınları · 202440,8bin okunma
Puan vermedi·191 syf.··
2025 39. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2025 00:34
keşke şule gürbüz ben olsam. kıyamet emeklisi, zamanın farkında bir kambur olarak; coşkuyla ölmek öyle miymiş diye akıl yürütürken, ne yaştadır ne başta akıl yoktur’u ve ağrıyınca kar yağıyor’u yazsam.
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz · İletişim Yayınevi · 20213,108 okunma