Sultan suyu gibi çağlayıp akma
Durulur gam yeme divane gönül
Er başında duman dağ başında kış
Erilir gam yeme divane gönül
Sultan Suyu ile final yapan, ağlatan, baş agrıtan sevgili caanım kitap.
Anlatıcının hastane bahcesinde kendiyle (Küfran şiirini yazan şair) karşılaşması, Heves Ali hastaneden cıkarken Kemal Varol un babasının onun yerine gecmesi cok tatlı bir sahneydi.
Babasının bırakıp gitmelerine kızan Yusuf 'un aşkını bırakıp gitmesını, ayrılmak istedigi kız arkadaşıyla yüzleşemediği cemberde dönüp durdugu yolculuk cok iyi örülmüştü.
Türkülerden koptugumu hatırladım. Var Ol.
Balyozla Balık Avı rüya aleminden bir öykü sanki. Kitap bununla başlıyor, sonunda da birleşiyor. Ama hepsi bir rüya. Bu tarza büyülü gerçekçilik diyebilir miyiz orada kafam karışık!
Cemil Kavukçu gec keşfettiğim, pek göz önünde olmayan sevgili yazar. Bu ikinci kitabı okudugum. Feridun bey, Geno, Aşkı Kaptan, Mahir, Ali Rıza Kaptan hepsi kanlı canlı insanlardı. Pazar sıkıntısı, sabah yumurtanın yanında içilen bira da öyle. Tema yalnızlık diyorlar bana göre esaret. Metaforlar; ambarda mahkum olmak, yıldızla dolu gökyüzünün güzelliğini farketmek, ablanın sıkıştırması, soguk eve esir olmak, pazar sabahı birahaneye sığınmak, hikayelere güvenmek. Bir kac kere okunulası kitap benim için. Vüsat O Bener'den sonra Cemil Kavukçuyu çok sevdim.