Hırsızlar odaya daldılar. Etrafa tişörtler, kazaklar, pantolanlar, çoraplar saçılmış haldeydi, çamurlu ayakkabılar, kitaplar ve dergiler de. Aradıklarını nasıl bulsunlar ki bu dağınıklıkta? Birinci başladı kıyafetleri katlamaya dolaba yerleştirilmek üzere, ikinci tezgah üstünde yığılmış haldeki bulaşıkları makineye koymaya, üçüncü çorapları çekmeceye, çamurlu ayakkabıları ayakkabılığa koymaya, dördüncü kitapları ve dergileri kitaplığa dizmeye. Üçüncü karanlık düşmüş odanın perdelerini açtı gün ışığı doldu odaya. Ve hepsi şok oldu. Yerde bir kadın yatıyordu, yüzüstü. Sağ bacağı dışa kıvrılmış, sağ kolu içe kıvrılmış vaziyetteydi. Kumral dağınık saçları sağa dönmüş yüzüne dökülmüştü. Dört adam birbirlerine baktılar. Evinde telsizini aradıkları kadın bu değil miydi? Ter bastı hepsini. Bugün için kendilerine ördükleri siyah yün maskeleri çıkardılar. Birinci bıyıklı, beyaz tenli, Atatürk kaşlı, ikinci bıyıklı, dudaklarından içeriye kıvrılan cinsten, esmer tenli, üçüncü içlerinden en küçükleri, en kısa boylusu, deri ceketli, hin bakışlı, dördüncü uzun ince, avarel bakışlı.