'İçimde biriken hislerin birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dagitacağından korkuyorum.'
'İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var.'
'Ne kadar basit insanlarız.'
Bunlara benzer onlarca cümle mevcut kitapta ezberlemek istediğim.
Kitabı okumaya başlamadan önce 'Kız ve erkek kahramanımız tanışır, aradan zaman geçer ve Türk filmi mantığı kavuşurlar. Mutlu son!' Şeklinde aklınızdan geçirirseniz yanılırsınız. Olay basit ve kısa gibi görünse de yazarin kahramanları ele alış biçiminin cezbediciliği, ruhsal çözümlemelerinin lezzeti kitabı elinizden bırakmamaniza sebep. Kitap bir çırpıda okunuyor fakat sayfalarda altını çizdiğiniz o kadar çok cümle, paragraf oluyor ki o bölümleri zihninize kazımak için sürekli geri dönüş yapmak zorunda kalıyorsunuz.
Ömer, Macide, Bedri, Nihat ve diğer karakterler... Ömer'e kızgınım çünkü daha güçlü davranabilirdi. Özünde iyi biriyken -en azindan ben öyle hissettim- içindeki şeytana yenilmesine üzüldüm. Macide'yi iyi bir dinleyici olarak tanımak güzeldi. Ömer'ı dinlemeyi bıraktığı zaman kendini buldu Macide. Ama en çok etkilendiğim karakter Bedri oldu. Her karakter ve onların davranışlari... Çevremizde gibiler fakat en çok içimizdeler. Kendimde her karakterden bir şeyler bulduğum zamanlar oldu.
Bazen ben de böyle hissediyorum, neden böylesine etkileyici anlatamıyorum hatta düşünemiyorum dedirten bir yazar #sabahattinali . Çok seviyorum!