Büşra

Büşra
@bthesora
26 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·222 syf.·
2022 6. kitabı
Gazap Üzümleri'ni okurken, açlık, sefalet ve çaresizliğin ne anlama geldiğini iyice öğrendiğimi düşünmüştüm. Yanılmışım... Oysa öğrenmem gereken daha ne çok şey varmış, Jack London sayesinde fark ettim. Kitabın roman türünde olduğunu, kurgu bir hikaye anlatıldığını sanıyordum başta. Okumaya başlayınca anladım ki, olaylar da mekanlar da insanlar da tamamen gerçek. Tüylerinizi ürpertecek kadar korkunç gerçekler! Çaresizlik yüzünden pis kaldırımlardaki iğrenç artıkları yiyenler, yokluğa dayanamayıp tüm ailesini doğrayanlar, açlıktan ölen yavrusunun cansız bedenini defnedemeyip haftalarca evde saklayan anneler, küçücük odalarda beraber yaşamak zorunda kalan onlarcası var hep bu gerçeklerin içinde. Bir öğün bile atlasak açlıktan öleceğini sanan bizler için, günlerce ağza tek lokma koymadan yaşamak ne demek anlamak zor. Üstelik sadece açlık da değil. Yeryüzündeki en aşağılık varlıkmışcasına bir muamele görmek, paçavralar içinde yaşamak, sokaklarda bile uyumaya izin verilmeden gücünün son damlasına kadar, ruh ve beden acılar içinde sürünürken yaşamak... Ama yaşamak, yine de yaşayabilmek, gerçekten hayret verici. En çok da buna şaşırdım sanırım, bunca imkansızlığa, akıl almaz koşulların bunca eziyetine rağmen yine de yaşayabilen insanlara şaşırdım. "Dibi görmek" deyimindeki "dip" algımızın ne kadar yüzeyde olduğunu fark ettim, sayesinde. O dip aslında öyle derinlerde öyle derinlerde ki hayal bile edemezsiniz. Başta da söylediğim gibi, açlık, sefalet ve çaresizlik kavramlarında algınızı genişletmek, insanlık sorunları konusunda biraz daha sağduyulu olabilmek isterseniz, kesinlikle tavsiyemdir. Mutlaka okuyunuz.
Uçurum İnsanlarıJack London · İletişim Yayınları · 20254,553 okunma
Reklam
9/10
·556 syf.·
2020 9. kitabı
-- spoiler -- Gazap Üzümleri'nin incelemesini tam olarak yapabilmek için yüzlerce cümle ile insandan, ekonomiden, bencillikten, devletlerden, politikadan, açlıktan, reformlardan.. ve daha nice olgudan bahsetmek gerekir elbette. Ben sadece dikkatimi çeken bir noktaya değinmek istiyorum. Kitap boyunca yollarda araç kullanan insanlar, karşılarına çıkan her türden hayvanı ezmekte bir sakınca görmüyordu. Hatta, bunun için özellikle uğraşıyor, tekerleri tam üstünden geçecek şekilde ayarlamaya çalışıyorlardı. Al, özellikle ezdiği bir yılan için, ondan tiksindiğini ve görmeye bile dayanamadığını söylemişti. Yanlış hatırlamıyorsam tek bir noktada Tom bir hayvanı ezmekten çekinmişti sadece. Bu küçük bir ayrıntı gibi gelmedi bana. Çünkü bu duruma birçok kez değinmişti yazar. Üzerine düşününce, Kaliforniya'lı insanların "Oki" sözüyle aşağıladıkları göçmenlere bakış açısı ve tavrıyla, hayvanları bile isteye ezenlerin o hayvanlara bakış açısı ve tavrı arasında epey benzerlikler olduğunu fark ettim. İki grup da karşı tarafı, önemsiz, pis, iğrenç ve gereksiz olarak görüyordu. Zarar verdiğinin bir can taşıdığını ve acı çekebileceğini hiç düşünmeden vicdansız bir tavır sergiliyorlardı, hatta bundan keyif bile alabiliyorlardı. Demek ki mesele zenginlik ya da fakirlik değil. Mesele, senin gücün varken, senden daha güçsüz olanlara takındığın tavır. İnsanlık ya da zalimlik meselesi.. Kitap boyunca yola çıkan bir hayvana karşı merhamet gösteren tek insanın Tom olması da düşündürdü beni. Yani 2 kişinin katili olan, bir nevi hapishane kaçkını (şartlı tahliye kurallarına uymadığı için böyle söylüyorum), toplumun dışladığı, korktuğu, bulsalar öfkeyle öldürecekleri Tom olması da manidar değil mi sizce? Merhamet, suç, adalet, insanlık kavramlarını tekrar düşündüren bir kitaptı benim için.
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,6bin okunma
9/10
·288 syf.·
2020 7. kitabı
Son zamanlarda okuduğum en yürek burkan kitaptı benim için Tatar Çölü. Her şeyden önce hayata dair tespitleri çok güzeldi. Yaşamın bir döngü halinde, kendini tekrar ede ede nasıl da devam edip gittiğini görmek hüzün verici olsa da, gençlik, yaşlanmak ve ömür denen yolculuk çok güzel işlenmişti. Kitabı tek kelime ile özetleyecek olsam, beklemek derdim, veya umut. Zaten birbirine kardeştir bu kelimeler. İşte bu kelimelerin ne kadar güçlü olduklarını, bir umudun bir gerçeklikten daha anlamlı, daha önemli ve daha ağır basan bir şey olduğunu anlatıyor bize Tatar Çölü. Bir de şahsi kanaatim, sabretmek ne kadar zor olsa da, ödenen bedeller ne kadar ağır olsa da, umudu sürdürebilmenin takdir edilesi olduğu yönünde. Sonuçtan bağımsız olarak, en mantıksız gibi görünen durumda bile anlamlı bir şeylerin umudunu taşıyarak geçirilen bir yaşam da onurlu bir yaşamdır bence. Sonuçta insanın yaşayabilmesi için bir şeylerin ümidini taşıması gerekir, değil mi Drogo?
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma