Benim Küçük Dostlarım, Halide Nusret Zorlutuna'nın anılarını samimi, edebî bir üslupla anlattığı bir kitap. Kitapta oldukça erken yaşta mesleğe başlayan bir kadın öğretmenin karşılaştığı ilginç olaylar, deneyimler, unutamadığı öğrenciler gayet sade, akıcı bir dille anlatılıyor. Bu kadar sade anlatılmasına rağmen anlatılanlar sizi çok etkisi altına alıyor.
Okurken çok zevk aldığım, içinde sıcacık anıların bulunduğu tatlı bir kitaptı. Halide Nusret Zorlutuna öğretmenlik yaptığı günlere ait anılarını bizlere o kadar güzel anlatıyor ki kitabı bitirmeden elinizden bırakamıyorsunuz. Okurken sanki o anları bizzat siz yaşamışsınız gibi Halide Nusret Zorlutuna'nın anlattığı her duyguyu hissediyorsunuz. Bazen gülümserken yakalıyorsunuz kendinizi, bazen ise ufak bir damlanın sizden habersiz gözünüzden düştüğünü görüyorsunuz. Belki de ben öğretmenlik mesleğini bu kadar sevdiğim, yapmak için heveslendiğim için böyle hissettim, bilmiyorum. Yazmaktan pek hoşlanmayan biri olarak kitabın ilk sayfalarında ben de göreve başladığım ilk günden itibaren notlar tutmaya, kitap yazamasam bile en azından sonradan açıp okuyacağım, anılarımı, gördüklerimi, yaşadıklarımı somutlaştıracağım bir defter tutmaya karar verdim. İçinde bulunmaktan mutluluk duyduğum mesleğin başka biri tarafından yazılmış anılarını okumak bile böyle güzel hissettirdiyse kim bilir çok ilerideki yıllarda kendi anılarımı okumak nasıl hissettirir?
Halide Nusret Zorlutuna, birçok zorlu şartlar altına öğretmenlik yapıyor keza öğrencilik de o zamanlar hiç kolay değil. Öğrenciler bir şeyler öğrenmek için, öğretmenler ise öğretebilmek için büyük uğraşlar göstermek zorunda.
Öğretmenliğin basit bir öğretme işinden ibaret olmadığını bir kez daha görüyoruz. Öğretmenlik mesleği sanıldığı gibi hiç de kolay bir meslek değil, toplum