Sade,samimi ve çok ‘biz’ bir ilk öykü kitabı okudum. Tüm öykülerde kendinizden bir şeyler bulabilir ve hepsinde hayatınızı, kendinizi düşündüren, sorgulatan noktalar var. Hepsi içinizde başka bir yere dokunuyor öykülerin. Duygulandıran, gülümseten, ruhunuza dokunan, keşke dedirten cümleler.
Çok öykü insanı değilim belki ya da her kitap herkese önerilmez ama bu kitapta her okuyanın kendinden çevresinden bir şeyler bulacağına eminim ve herkese öneririm içtenlikle. Keyifli okumalar
Merhabalar,
Okuduğum en iyi klasikler arasında yerini aldı Oblomov. Okuyup da etkilenmemek elde değil. Yazıldığı dönemdeki, şu anki okuyucuyu ve ilerleyen dönemleri de etkileyeceği bir gerçek bu eserin. Çünkü yazar, insanlık var oldukça olacak olan bir kavramı ele almış. Tembellik, üşengeçlik ya da ertelemelere sürekli bahaneler bulunması.
Okuyucunun kendini sorguladığı birçok yeri vardı kitabın. Acaba mı? diyorsunuz okurken sürekli.
Yazar insanın içinde bulunduğu her şeyi erteleme halinin yanı sıra doğu-batı karşılaştırması da yapmış pek çok yerde. Sempatizanlik mi yoksa yerme mi ona siz karar verin okurken.
Eser, oldukça kolay okunan başlayınca akıp giden bir klasik. Herkesin de okuması gerektiğini düşündüğüm bir klasik oldu aynı zamanda. Oblomovla tanışmayan kalmasın isterim.
Yer yer komik, düşündüren ama kitap bittiğinde de artık üzüldüğüm, duygulandığım bir okuma oldu.
Herkese tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Merhabalar,
Her kitabıyla bizi ayrı şaşırtan bir yazar Peyami Safa. Bu ay okuduğum Safa eseri de Sözde Kızlar idi.
Eserde, Anadolu'nun işgali sırasında rehin alınan babasını arayan bir karakter olan Mebrure'nin yaşadıklarını okuyoruz. Ama yazarın, bu olay üzerinden dönemin batılılaşmasına ve batıya özenen kadınlar ile Anadolu'nun bağrından kopup gelen saf ve temiz kalmış kadınlara olan bakış açısını görüyoruz denebilir.
Kitapta yazar, Mebrure'den çok Hatice karakteri üzerinden derin mesajlar vermiş bana kalırsa. Eser oldukça da akıcıydı ve dili diğer eserlerine göre daha sade denilebilir.
Okumayı düşünen herkese iyi okumalar dilerim.
Merhabalar,
Şolohov ile tanışma kitabım oldu Uyandırılmış Toprak. Fazlaca methini duyduğum bir yazardı ve okuduğumda da hak verdim tüm bunlara.
Kitapta, bir köyde devrim sonrası yaşanan toprak ve tarım kolektifleştirme sürecini okuyoruz. Yazarın betimlemelerine, karakterlerin gerçekçiliğine, köylerdeki sınıfsal ayrımı tümden gözler önüne serişine hayran kalmamak elde değil. Çok severek okuduğum bir eser oldu. Yer yer güldüğüm ama bir o kadar üzüldüğüm de oldu okurken. Oldukça da akıcı bir eserdi nasıl bitti anlamadım bile. İkinci cilt için de heyecanlıyım.
Rus edebiyatının böyle değerli bir yazarıyla tanışmak beni çok sevindirdi. Sonrasında Durgun Don'u da okumak istiyorum.
Rus edebiyatı ve toplumcu-gerçekçi eserler sevenlerin de seriye şans vermesini öneririm.
Herkese iyi okumalar dilerim.
Merhabalar,
Adalet Ağaoğlu ile tanışma kitabım oldu bu eser. Kitapta, Bayram'in Kapıkule sınır kapısından Ballıhisar'a olan yolculuğunu okuyoruz. Yol yol yol, biter mi diyerek sürekli bitti kitap.
Yazar Anadolu insanını o kadar iyi betimlemiş ki karakter gözümde kanlı canlı belirdi ve sinirim tepemde okudum birçok bölümü.
70leri, Alamancıları, bir tomofil, Mercedes ama, gözümüzde rahatlıkla canlandırabilmemize yardımcı olmuş yazar.
Yol boyunca bayramın gerek geçmişteki gerekse yoldaki maceralarına eşlik ediyoruz. Kitapla birlikte uzun bir yolculukta hissettim ben de kendimi. Gayet akıcıydı.
Yazarın diğer eserlerine de bakacağım ilerleyen zamanlarda. Herkese iyi okumalar dilerim.