Kaybolan bir aşkı bulmak için neye ihtiyaç vardır diye sormuşsun.
Eskiden olsa sana uzun uzun umut derdim. Sabır derdim. Emek derdim. İnsan sevdiği kişinin elini bırakmaz derdim. Birlikte yürünmüş yolları, biriktirilmiş anıları, edilen sözleri anlatırdım. Çünkü bir zamanlar aşkın kaybolan bir şey değil, yolu şaşıran bir şey olduğuna inanıyordum. Bir gün mutlaka eve döneceğine...
Ama artık başka bir cevap verebilirim.
Kaybolan bir aşkı bulmak için önce onun gerçekten kaybolduğundan emin olmak gerekir.Çünkü bazen insan kaybolan aşkı aramaz. Çoktan gitmiş birini, hâlâ içindeki eski haliyle yaşamaya devam eder. Bir zamanlar gözlerinin içine bakarak konuşan insanı arar. Sesini duyunca kalbinin hızlandığı o günleri arar. Omzuna başını koyabildiği o güveni arar. Oysa aradığı şey karşısındaki insan değildir artık. Onun zihninde yaşamaya devam eden hatırasıdır.
İnsan bazen sevdiği kişiyi değil, onun bıraktığı boşluğu özler.
Ben de senden öğrendim.
Birini sevmek bazen bir duvarın önünde beklemeye benziyor. Belki bir gün açılır diye. Belki içeriden bir ses gelir diye. Belki yıllar önce bıraktığın yerden devam edebilirsin diye. Sonra fark ediyorsun ki kapılar kilitli değildir aslında. Sadece ardında seni bekleyen kimse kalmamıştır.
İşte o zaman insanın elindeki bütün anahtarlar anlamsızlaşıyor.
Kaybolan bir aşkı bulmak için ne umut yeterli oluyor bazen ne de sevgi. Çünkü aşk iki kişinin taşıdığı bir şey. Birinin omzundan düştüğünde diğerinin bütün gücü onu taşımaya yetmiyor.
Bir zamanlar ben de sevgimin her şeyi iyileştireceğini sanıyordum. Biraz daha anlarsam, biraz daha sabredersem, biraz daha seversem her şey düzelir sanıyordum. Meğer insanlar sevilmedikleri için gitmiyormuş. Kalamadıkları için gidiyorlarmış.
Ve insanın en ağır yenilgisi de burada başlıyormuş.
Çünkü
Bazı isimler sadece bir haber başlığı değildir… Filistin, içinde çocukların hayallerini, annelerin dualarını, yarım kalan hayatları taşıyan bir yaradır. Kalbimiz alışmasın, vicdanımız susmasın. Unutulan her acı biraz daha büyür; bu yüzden kardeşlerimizi dualarımızda, kalbimizde ve hatıramızda yaşatalım. Rabbim darda kalan herkesin yardımcısı olsun. 🤍
Çok güzel bir tanımlama olmuş. Milliyetçilik aynı zamanda yoksullaştırılan milyonlarca insanın, bu yoksulluğun nedenlerini sorgulamak yerine, başkaları üzerinden üstünlük ve tahakküm kurma arzusuyla, iktidar aygıtları tarafından da bilinçli olarak desteklenen ve halk yığınlarının öfkesini boşaltacağı, tatmin olacağı güvenli bir limandır.
Şüheda
@kitapciheti
·
“Milliyetçilik, benliğin ötekini küçük, değersiz, yetersiz, başarısız, beceriksiz görmesi üzerine oturan bir yüklenmeden haz alma arzusundan öte bir şey değildi.”
Bizce asıl bu konuların masaya yatırılıp tartışılmaması birlik ve beraberliğimizi öldürüyor. Çünkü bu durumda taraflar birbirlerini sağlıklı biçimde tanıyamıyor. Bu yabancılaşma, beraberinde kin ve nefreti, düşmanlığı getiriyor.
Sahâbenin adaleti ve Ebu Hureyre s16
Ezberledi yüzünü o gün tutkulu bakışlarım
Bana bakmadığın bir anda bakarak gözlerine
Gönlümün semasında yıldırımdı yürek atışlarım
Tebessümün yayıldı o an bütün zerrelerime
Ezberledi yüzünü o gün tutkulu bakışlarım
Bu siyah saçlar sana Geceden mi hediye
Her güzel bulabilir mi dengini
Hasreti taşımak zor, seni sevmek iyi de
Söyle nerden aldı gözlerin rengini