Puan vermedi·376 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 15:02
Murat Menteş / Tanpınar’a Huzur Yok 1950’li yıllar... Dünya, Soğuk Savaş’ın iki kutbu arasında debelenmektedir. Ülkemiz ve insanımız da elbette bundan geri kalmamaktadır. Vatanın dört bir yanında ajanlar ve komplocular cirit atarken, büyük müellif Ahmed Hamdi Tanpınar tüm bu debdebenin dışında eserlerini yaratmakta, ruhundan süzülenleri tefrika etmektedir. Henüz yıldızının tam anlamıyla parlamadığı, kıymetinin yeterince bilinmediği bu yıllarda Tanpınar, ülkenin siyasal ve sosyolojik çalkantılarını büyük bir dikkatle gözlemlemektedir. Hayat bu minvalde sürerken yolu ünlü bir koleksiyonerle kesişir. Bu koleksiyoner, Tanpınar’ın büyük bir hayranıdır; hatta onun için adam öldürebilecek kadar saplantılı bir hayranlık beslemektedir. Yazarın hayatını bambaşka bir atmosfere sürükleyecek olan bu gizemli adam, Bahtiyar Kont’tur. Profesör Tanpınar ile dostluk kuran Kont sayesinde yazarın endişeleri yatışır, neşesi yerine gelir. Dahası, Bahtiyar Bey onu zarafetiyle dikkat çeken Nermin Mermi adlı bir kadınla tanıştıracaktır. Ancak işler planlandığı gibi gitmez. Nermin Hanım randevuya gelmez ve aynı gün Bahtiyar Kont öldürülür. Cinayetin baş şüphelisi ise Ahmed Hamdi Tanpınar’dır. Polis müfettişi Fatin Fantom’un peşine düştüğü Tanpınar’ı, hapse girmekten çok daha büyük tehlikeler beklemektedir... Soğuk Savaş atmosferinde ruh çağırma seansları, rehine krizleri, kaçak radyo yayınları ve birbirinden tuhaf olaylar peş peşe yaşanırken Tanpınar, tüm şiirselliği ve entelektüel birikimiyle cinayetin izini sürmeye başlar. Murat Menteş, edebiyatımızın en büyük kalemlerinden Ahmed Hamdi Tanpınar’ı merkeze aldığı bu eserinde son derece özgün bir anlatı kuruyor. İlk bakışta bir polisiye roman gibi görünen Tanpınar’a Huzur Yok, aslında bir dönemin siyasal, sosyolojik ve edebî reflekslerini mercek
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026699 okunma
7/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:10
Moby Dick'i okurken beni en çok zorlayan şey, romanın sürekli olarak hikâyenin akışını kesen balina ve balinacılık üzerine uzun açıklamalara sapması oldu. Melville zaman zaman bir romancıdan çok bir doğa tarihçisi gibi davranıyor. Balina türleri, avcılık yöntemleri, gemicilik detayları ve dönemin denizcilik kültürü üzerine sayfalarca süren bölümler var. Bu bölümler bazen o kadar uzuyor ki insan ana hikâyenin ne olduğunu unutmaya başlıyor. İlk bakışta bu kısımların atlanabileceği düşünülebilir. Ancak ilginç olan şu ki, Melville bu teknik bilgilerin arasına insan doğasına dair gözlemlerini de yerleştiriyor. Bir bölüm boyunca balinaların anatomisinden söz ederken son birkaç sayfada insanın kibri, bilgiye ulaşma çabası ya da evrendeki yerinin belirsizliği üzerine düşündürücü tespitler yapabiliyor. Bu yüzden bu bölümler romanın ritmini bozsa da tamamen gereksiz olduklarını söylemek zor. Romanın asıl gücü ise benim için Kaptan Ahab karakterinde yatıyor. Ahab yalnızca intikam peşindeki bir kaptan değil; takıntının insanı nasıl ele geçirebileceğinin neredeyse uç bir örneği. Moby Dick'in kopardığı bacağının intikamını almak için tüm hayatını tek bir amaca indirgemiş durumda. Gemi, mürettebat, güvenlik, mantık ve hatta kendi yaşamı onun için ikinci planda kalıyor. Burada ilginç olan nokta, Ahab'ın yalnızca bir balinayı kovalamıyor oluşu. Balina zamanla gerçek bir hayvandan çok daha fazlasına dönüşüyor. Ahab'ın gözünde Moby Dick, dünyanın adaletsizliğinin, acının ve kaderin sembolü haline geliyor. Bu yüzden onun savaşı bir hayvanla değil, varoluşun kendisiyle yapılmış bir hesaplaşma gibi görünüyor. Ahab üzerine düşünürken aklıma şu soru geldi: Eğer bu intikam arzusu olmasaydı Ahab'ın hayatında ne kalırdı? Belki de onu ayakta tutan şey gerçekten de nefretidir. İnsanların çoğu
Edebiyat
Moby DickHerman Melville · Yapı Kredi Yayınları · 20217,3bin okunma
Reklam
7/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 10:41
Melisa Kesmez’in kalemini çok seviyorum Kısa hikayelerden oluşan bu kitabını da çok severek okudum. Kadın hallerini anlatıyor her hikayesinde; olmamışlıkları, karşılıksız aşkları, aldatılmayı, aldatmayı, kaçmayı, kovalamayı, ebeveyn çıkmazlarını… Mutlaka kendinizden bir parça bulacaksınızdır çünkü her hikaye her kadın çok sahici Favorilerimi yazıyorum hemen, okursanız karşılaştırırız Balık Kraker Arif Süslü Annem Halam Sarı Elmalar Kitabı hediye eden canım @pibalica’ya da sonsuz teşekkürler Kitap hediye edenlerimiz bol olsun #melisakesmez #atlarıbağlayıngeceyiburadageçireceğiz #öykü #turkedebiyatı #2026okuduklarimsedus
Atları Bağlayın Geceyi Burada GeçireceğizMelisa Kesmez · Sel Yayıncılık · 20175,2bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:30
"Şüphesiz Allah, müminlerden; canlarını ve mallarını, karşılığında onlara cenneti vermek üzere satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar; Öldürürler ve öldürülürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah'ın kendi üzerine yüklediği bir ahittir. Allah'tan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun.! İşte bu, büyük bir kurtuluştur." (Tevbe Suresi, 111. Ayet)
Son DüşüşŞeymanur Önem · İtisam Yayınları · 202516 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2026 10. kitabı
İki Şehrin Hikayesi kitabını okuyacaksanız sizi neler mi bekliyor? Gerilim, aşk, sadakat, biraz tarih -Fransa tarihinden ufak bir parça- Bütün bu konuları ve benim gözden kaçırdığım daha başka konuları oldukça sürükleyici ve insanı içine çeken bir anlatımla kaleme almış Charles Dickens. Bu kitabın İş Bankası Yayını'nda 494 sayfalık versiyonu da mevcut. En kısa zamanda dönüp bu versiyonu da okuyacağım.
İki Şehrin HikayesiCharles Dickens · Halk Kitabevi · 202176,5bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:30
Çok etkileyici bir kitaptı. Birinci dünya savaşı sırasında savunma cephelerinde yaşananları anlatıyor. Yahu siper ve karargah arasında bu kadar uçurum olduğunu bilmiyordum. Bizim askerimiz, ölü ingilizlerin üzerlerindeki ayakkabılarını,ceplerindeki konserveleri yiyip doymaya çalışırken,paşalar Avrupa turuna çıkıp ziyafetlere katılıyor. Sırf kutsal topraklar kaybedilmesin diye arap şeyhlerine binlerce altın verilmiş,ama hiçbiri yardım etmemiş. Yine bizim askerimiz Anadolu’dan türlü eziyetlerle gelip çölün o yakan sıcağında aç susuz, bilmedikleri bir coğrafyada tek bir gün bile söylenmeden mübarek toprakları korumuş. Kanlarının hala orda olup kudüsün,gazzenin, yemenin şu anki hallerini düşündükçe insan kahroluyor. Çok yanlışlar yapılmış çok ama şu anki aklımızla ve imkanlarımızla o zaman yapılanları eleştirmek doğru olmaz. Ama insanın yüreği sızlıyor işte. Sadece tarihle ilgilenenlerin değil, her Türk gencinin okuması gereken,dili akıcı ve sade bir kitap. 8.Sınıf seviyesinden itibaren öğrenclerinize tavsiye edebilirsiniz. Keyifli okumalar…
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Reklam
Reklam