Cidden Şimdi Buradaydı
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:37
Irmak Zileli - Şimdi Buradaydı Roman, Psikiyatrist olan Birkan danışanı Yankı'nın bir cinayet işleyebileceğinden şüpheleniyor ve son seanslarında ona bunu nasıl söyleyeceğini düşünerek başlıyor. Sonrasında hem hikayenin hem karakterlerin geçmişlerine kesikli bir yolculuk yapıyoruz. İki karakterin geçmişlerine, çocukluk travmalarına, ilişkilerine, kayıplarına ve eksikliklerine tanıklık ediyoruz. Kitaba başladığımda beni ilk etkileyen şey hikâyenin kendisinden çok anlatılma biçimi oldu. Roman daha ilk sayfalardan itibaren okuru güvenli bir zeminde yürütmüyor. Hikâye doğrusal ilerlemiyor; anılar, düşünceler, geçmiş ve şimdi sürekli iç içe. Konuşma tırnakları yok, noktalı virgül yok, paragraflar arasında boşluk yok. Yankı'nın bir cümlesinden hemen sonra Birkan'ın annesinin cümlesini okuyabiliyorsunuz mesela çünkü o ses Birkan'ın zihninde yankılanıyor. Diyalog ile anı, dış ses ile iç ses arasındaki sınır bu şekilde sürekli eriyor. İlk başlarda bu durum beni zaman zaman zorladı. Kimin konuştuğunu, hangi zaman diliminde olduğumu anlamak için bazı bölümleri tekrar okumam gerekti. Ama sonradan anlıyoruz ki bu anlatım tarzı okuru metinde tutmak için çok gerekli. Dikkatinizi sürekli diri tutuyor, odaklanmanızı sağlıyor. Başka bir şeyle ilgilenme şansınız yok çünkü bir cümleyi kaçırırsanız konunun gidişatını kaybediyorsunuz. Okur olarak size hazır cevaplar sunulmuyor, boşluklar doldurulmuyor, ne düşüneceğiniz söylenmiyor. Bu nedenle romanın içine çok erken bir noktada giriyorsunuz. Roman boyunca en baskın başlıklardan biri kayıp duygusu. Kitapta neredeyse herkes bir şeyini kaybetmiş gibiydi. Bir baba yok, bir kardeş yok, cevaplar yok, tamamlanmış hikâyeler yok. Karakterlerin hayatlarında olduğu gibi anlatının kendisinde de eksiklikler ve boşluklar var. Bunlar nerede diye
Edebiyat
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,384 okunma
9/10
·112 syf.··
2026 48. kitabı
Antabus alkol caydırıcı ilaç imişşş.. Bu kitap sayesinde öğrendim. Seray Şahiner romanında sosyo ekonomik açıdan alt gelir grubuna ait bir ailede doğmuş olan Leyla'nın hikâyesini anlatıyor.. Leyla baba evinde küçük yaşta çalışıp para kazanmaya zorlanıyor.. Çalıştığı konfeksiyon sahibi Hayri abisinin tecavüzü sonucu sevdiği Ömer'e ve ailesine bunu söylerse katil olacaklarını sanıyor... Ama babası amcasıyla birlikte öldürmek bir yana para koparıp üstüne birde açmayı düşündükleri konfeksiyon işinde ön ayak olmasını sağlıyorlar.. Leyla işe başlanmaya zorlanınca sevdiği Ömer'e durumu anlatıp kaçmak istiyor ama Ömer'de birlikte olamadığı Leyla ile birlikte olup askere teslim oluyor.. Konfeksiyondaki Necibe'nin ondan gebe olduğunu da biliyor üstelik...Leyla Ömer'ini beklerken askerlik haberini alınca baba evine dönüyor yediği dayakla birlikte alkolik Remzi'yle evlendiriliyor.. Remzi'nin dayağı tecavüzü lafı bitmez ki her hastanelik olduğunda gebe olduğunu öğreniyor Leyla.. Hastanede refakatçi olarak kalan Ülker Abla'yla da böyle tanışıyor.. Ülker abla içkiden kesmek için antabus kullan yemeğine kat diye gizlice akıl veriyor.. ve reçeteyle satılan ilacı reçetesiz almasına yardım ediyor.. Ama Leyla adam öldürüp katil olup hapse girmekten korkuyor.. çocuklara ne olacak diye ama adamın hiçbir hali çekilmiyor.. Karnında 3ncü çocuğuna hamileyken Remzi kızı Ayşe'yi okuldan alacam diyor.. kitaplarını yırtıp tokat atıyor kıza.. Çocukları korumak için Leyla katil oluyor.. gazetelere çıkıyor nefsi müdafaadan hüküm giymediği için... Bir kadının ezilmişliği, horgörülmüşlüğü traji komik bir ifade biçimiyle anlatılıyor kitapta...
AntabusSeray Şahiner · Doğan Kitap · 20255,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yas.
10/10
·208 syf.··
2026 5. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:46
Bahçıvan ve Ölüm Bazı kitaplar var ki bitse bile hayatımızın bir köşesinde sizinle beraber yaşamaya devam eder. Bahçıvan ve Ölüm benim için öyle bir kitaptı işte. Aslında kitabın başında yazar bize babasının öldüğünü söylüyor ama hikaye de tam burada başlıyor. Çünkü bu kitap ölümden çok ölümden sonra tutulan yası ve kaybın verdiği boşluğu anlatıyor. Kitap boyunca yazarın babasıyla olan anılarına, özlemine ve yasına tanıklık ediyoruz. Zaman zaman kitabı bırakıp uzun uzun düşündüm, ölümü düşündüm, sevdiklerimi düşündüm, onları kaybetseydim ne yapardım bu kayıpla nasıl başa çıkardım diye düşündüm. Kitabın ilk cümlesi beni çok etkiledi "Babam bahçıvandı, şimdi bir bahçe." Kitabı bir cümleyle anlatmış resmen. Beni en çok sarsan bir diğer cümle de şuydu: "Siz olmadan nasıl yaşayacağım, nasıl öleceğim, nasıl ölümde kalacağım sonsuza dek!" Bu cümle ölüme başka bir pencereden baktırıyor çünkü ölüm sadece geçmişten ayrılmak değildir aynı zamanda yaşamayacağı gelecekten de ayrılmak demektir. Bir gün torunlarını göremeyecek olmanın, diktiğin ağacın meyve verdiğini göremeyecek olmanın hüznüdür. "Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olduğunu söylenebilir mi?" demiş yazar kitabın arka kapağında son cümle olarak. Bu sorunun kesin bir cevabı yok belki ama ben kitabı okurken dünyanın ne kadar küçük, hayatın ne kadar geçici olduğunu bir defa daha anladım. Kitabın sonunda yazar "Babam öldü ne yapacağımı bilmiyorum." diyor sanırım yas biraz da bu sevdiğin birini kaybetmene rağmen hayata devam etmek zorunda kalıyorsun ama ne yapacağını bilmiyorsun. Kitap beni zaman zaman ağlattı, zaman zaman susturdu, zaman zaman hayatı sorgulattı. Bu kitabı kalbimde nereye koyacağımı bilmiyorum ama benim için hep özel bir kitap olarak kalacak...
1000Kitap
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 9. kitabı
(Spoiler içermez) Sinan Sürücü'nün ilk romanı EyLüL. Sakın kitap'tan çıkmış. Sinan, İzmir'de avukatlık yapıyor. Aynı dönem staj yaptığımızdan bu yana tanırım kendisini. Severim de. Doğrusu bir kitap yazdığını söylediğinde benim için sürpriz olmadı. Ceza hukuku ile ilgili zaten bir kitabı vardı ve ikincisini yazmıştır diye düşündüm. Çıkarıp verdiğinde ise bir roman olduğunu gördüm ve oldukça şaşırdım. O gün güzel bir sohbetimiz oldu, konu konuyu açtı. ilk defa edebiyata olan ilgisini ve okuduklarını bu şekilde öğrenmiş oldum, doğrusu çok hoş bir süprizdi. Okumak için heyecanlandım. Hemen basladıysam da araya birşeyler girdi, okuyamadım, iki ay sonra ise kitaba ikinci bir başlangıç yaptim. Ve 300 sayfa iki günde bitti. Oldukça güçlü bir girişi var ve daha ilk sayfada okurum ilgisini yüksek bir seviyeye çeken bir hikaye ile karşılaşıyoruz. O ilgi son sayfaya kadar hiç eksilmiyor. Kitap akıp giden cinsten ve elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplardan oluyor. En azından benim için böyle oldu. Yüksek bir ilgiyle giriş yaptığım kitap kurgusu ile üç ayrı zamanda ilerleyen yapısıyla oldukça başarılı. İzmir İstanbul ve Ankara'ya ve o üç farklı zamana gidip geliyoruz. Roman kurgusal olarak bu gidiş gelişler nedeniyle okurla bağını hiç koparmiyor. Üstelik roman boyunca size bir de şarkılar eşlik ediyor. (Karakterlerin sevdiği bu sarkilardan liste de yapmayı düşündüm ben. ) Doğrusu tahmin edilmesi zor bir şekilde romandaki düğüm çözülürken okur olaylarin düşündügü gibi ilerlemedigini görüyor. Yazar ustalıkla bir yerde okuru uyutuyor okudukça olayların nasıl sonlanacagina dair guclu bir tahminiz oluşuyorsa da olaylar düşümug şekilde ilerlemiyor ve kitap farklı bir şekilde bağlanıyor. En önemlisi fazla kelimesi olmayan, okuru yormayan, canlı karakterlerine kolayca bağ
EylülA. Sinan Sürücü · Sakin Kitap · 20261 okunma
Ölmüşüm gibi arkamdan konuşur musunuz rica etsem?
8/10
·72 syf.··
2026 4. kitabı
Uzunn zaman sonra geldim size. Ne olursam olayım yine geldim. Kim olduysam onunla geldim. Okuyamayan biri olarak geldim. Son zamanlara öyleydim yani. Toparlanma aşamamın 2. kitabıyla geldim size işte karşınızdayım... Ölürsem arkamdan iyi hatırlayın diye kendimi açıklamaya geldim ama insanoğlu vicdanı sebebiyle ölünün arkasından kötü konuşmaz zaten. Konuşmazsınız di mi? İşte bunu merak ederek aldım kitabı. Ölü birinin ardından ne düşünürüz, neler söyleriz ve en önemlisi neleri söyleyemeyiz? Bunun kitabını yazmış #y:179909. Kadıköy kitap günlerinde Sel yayıncılıkta görev alan bir beyefendinin tavsiyesi üzerine aldım kitabı. Çok güzel övdü, gerçekten çok samimiydi. Kitabı ne kadar içselleştirdiğini o kadar içten ifade etti ki kayıtsız kalamadım. Sel yayınlarının zaten okuyup beğenmediğim kitabı çok çok nadirdir. Yapıyorlar bu sporu. Kitap intihar eden Luc'un arkasından anne-babasın, yenge-amcasının ve onların kızı (yani Luc'un kuzeni) Celine'in Luc ile ilgili bilinç akışı şeklinde düşüncelerini içeren bir metin. Ara sıra Luc'un kendisi de dahil oluyor hatta bu akışa. Akış dediğim de öyle bir akış ki; hop oraya hop buraya atlayıp duruyor yazar. Bir annesi konuşuyor, bir yengesi; bir Luc'un yaşadığı dönemdeyiz, bir intihar ettiği günde. Allak bullak oldu zihnim ne olduğunu anlayana kadar. Ama bir kere anladıktan sonra akıyor gerçekten, korkmayın. Kitapta en çok hoşuma giden şey, aile ilişkilerini anne-baba gözünden görüp onların biz evlatları hakkında neler düşündüğünü anlayabilmek oldu. Benim fazlasıyla cebelleştiğim ve hatta ülkemizde birçok gencin de muzdarip olduğunu düşündüğüm bir konu. Hani ebeveynlerinize karşı durabilecek gücünüz kalmadığında, artık yapacak, deneyecek herhangi bir yol, bir çare kalmadığında yavaş yavaş uzaklaşırsınız ya; aranıza uçurum girer,
1000Kitap
Onlardan UzaktaLaurent Mauvignier · Sel Yayıncılık · 2026138 okunma
İzler Gerçekten Kalıyor
10/10
·376 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:50
Bazı kitaplar vardır, okur kapatırsın ve hikâye biter. Bazıları vardır, kapağını kapatsan bile karakterleri aklından çıkmaz. İzler Kalır 1 benim için öyle bir kitaptı. Soner’i okurken çoğu zaman ona üzüldüm. Çünkü daha çocuk yaşta yaşamak zorunda kaldığı şeyler hiç kolay değildi. Baba sevgisini hiç doğru düzgün görememiş, ailesini kaybetmiş ve hayatın yükünü omuzlarına çok erken yaşta almak zorunda kalmıştı. Bazen bir karakteri anlamak için onun yaşadıklarına bakmak gerekir. Soner’i sevmemin sebebi de buydu. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de bağımlılık konusunun işlenişiydi. Çünkü burada sadece bir insanın değil, bir ailenin nasıl dağıldığını görüyoruz. Uyuşturucu denilen şeyin insanın hayatından neler götürebileceğini, nasıl geri dönülmesi zor yaralar açabileceğini Soner’in hikâyesinde görmek mümkün. Kitabı okurken bazı insanların neden bu kadar kırıldığını daha iyi anlıyorsunuz. Altını çizdiğim çok fazla cümle oldu ama sanırım beni en çok etkileyenlerden biri şuydu: “Ruhu ölenler için yaşamak, nefes alıp vermenin bile meşakkatli geldiği bir mücadeleden ibarettir.” Bu cümleyi okuduğumda uzun süre düşündüm. Bir de Soner’in duygularını okuması çok güzeldi. Özellikle herkes onun camdan dışarı baktığını sanırken aslında camdaki yansımadan Beste’yi izliyor olması… Bu detay kitabın en sevdiğim yerlerinden biri oldu. Çünkü bazen insan sevdiği kişiye bakmaya bile kıyamıyor. Kitapta aşk vardı, dostluk vardı, kayıplar vardı, özlem vardı. Ama en çok da yaralarına rağmen yaşamaya devam etmeye çalışan insanlar vardı. “Bazen bir sarılış yeterdi insana umut olmaya.” Belki de kitabı tek bir cümleyle anlatmam gerekse bunu seçerdim. Kitabı bitirdiğimde geriye sadece bir hikâye kalmadı. Soner’in yaşadıkları, Beste’nin varlığı ve altını çizdiğim onlarca cümle de
İzler KalırSude B. · Pukka Yayınları · 20241,872 okunma