9/10
·440 syf.··
2026 28. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:22
Zafer Bahçesi.. okudumbitti. #zaferbahçesi En acımasız zamanlarda bile yeşerecek bir umut bahçesi her zaman vardır ..insanı hayata bağlayan…. merhaba kitap canlar..az önce bitirdiğim zafer bahçesi kitabıyla geldim..Rhys Bowen’in üç anahtar kitabını çok beğenerek okumuştum. Yeni bir kitabı çıkınca çok mutlu oldum.. diğeri gibi bu romanı da tarihe tanıklık eden ,hem tarihi bilgi sunan hem de duygusal yoğunluğu olan güzel bir kitaptı.. hikayemiz 1918 yılında 1. Dünya Savaşı’nın gölgesinde İngilterede başlıyor.. . Kahramanımız Emily, İngiliz aristokrasisinin aile fertlerinden biri.. ailesi tarafından her konuda iyi yetiştirilmiş, yediği önünde yemedigi ardında bir prenses kızımız.. yalnız aile iyi kız olma kriterleri ile çok farklı bir düşünceye sahip.. ahlaki ölçüleri kendi değerlerine göre biçimlenmiş, sözde vatansever fakat elini taşın altına koymayan her anlamda yargı dağıtan bir aile.. işte böyle bir ailede yaşayan Emily kardeşinin savaşta vefatından sonra bunalima girer.. baskılara dayanamaz ama karşı da koyamaz çünkü ailesinin tek çocuğudur.. kibirli annesi ve burnu düşse üşenip almayacak kadar donuk babasının onunla ilgili planları *yanımızda olsun sosyeteden birini bulsun ,çocukları olsun * gibi kalıplaşmış şeylerdir.. Emily ise tamamen farklı düşünür.. savaş gönüllüsü olup ülkesine bir yarari olsun ister.. ve gizlice gönüllü yazılır.. . Ve hikayedeki kırılma noktaları bundan sonra başlar.. Bir savaş pilotu olan Robbie ile yolları kesişir ..Robbie emily’nin ailesinin tam zıttı ,mütevazi ,romantik ,alçakgönüllü bir askerdir.. Emily‘ye bambaşka bir hayatın kapılarını aralar.. tabi bir zamandan sonra her şey böyle masalsı gitmez, savaş soğuk yüzünü göstererek hayatlarını altüst eder.. ve kız
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202641 okunma
Puan vermedi
Bazı kitaplar bir hikâye anlatmaz; insanın zihninin içinde dolaşır. Kafadan Doğumlar da tam olarak böyle bir kitap. Günter Grass, bir çiftin çocuk sahibi olma düşüncesinden yola çıkarak aslında modern insanın korkularını, geleceğe dair kaygılarını ve dünyaya karşı duyduğu güvensizliği anlatıyor. Bu kitapta asıl mesele bir çocuğun doğup doğmaması değil; insanın, kendi yarattığı dünyaya bir çocuk getirmeye cesaret edip edememesidir. Sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki bazen en büyük yolculuklar ülkeler arasında değil, insanın kendi zihninde gerçekleşiyor. Kimi zaman bir otel odasında, kimi zaman bir tren yolculuğunda, kimi zaman da sıradan bir konuşmanın içinde insan kendini, geleceği ve varoluşu sorgulamaya başlıyor. Çünkü bazen en büyük doğumlar, dünyaya değil, insanın kafasının içinde gerçekleşir. Ve o düşünceler, doğdukları anda bizi biraz daha tuhaflaştırır.
Kafadan DoğumlarGünter Grass · Gendaş Kültür Yayınları · 200028 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 09:04
“Anlıyor musun, kıskanıyorum. Bir deli gibi, bir çılgın gibi kıskanıyorum. Bu gözleri, beni deli eden, çıldırtan bu güzel gözleri, bu siyah gözleri kıskanıyorum… Onlarda bir başka hissin, bir başka hayalin gölgelerini görmek istemem. Onlarda yalnız ben yaşamak, yalnız ben ölmek isterim…” 1911 yılında yayımlanan Siyah Gözler, genç yaşta dul kalmış ve bu sebeple toplumun baskıcı ahlak duvarları arasında sıkışıp kalmış bir kadının gözünden yazılmış. Hem olay örgüsünü, hem türü hem de dönemini düşününce böyle bir kitapta olayların kadın bakış açısından yazılmış olması ve özellikle de kadın karakterin yaşanan aşk için daha etkin, daha baskın tarafta olması bana çok ilginç geldi. Kitap boyunca, kendisinden daha genç olan bir erkeğin aşkına dair şüpheleri, toplumun bu ilişkiye yapacağını düşündüğü yorumlar, sonrasında yaşayabileceği yıkım ve mahvoluş gibi ihtimallerin düşüncesiyle savaş veren ve bu sebeple asıl yıkıma uğrayan bir kadını takip ediyoruz. Olaylar ve durumların arasında çok hızlı geçişler olmuş ama önemli olan yaşananlardan ziyade ana karakterimizin toplumsal baskıyı içselleştirmiş oluşuyla birlikte yaşadığı krizleri, suçluluk duygusu ve paranoyaları olduğu için o geçişlere çok takılmadım. Kitap o kadar iyiydi ki Siyah Gözler ve Cemil Süleyman Alyanakoğlu hakkında hiçbir şey duymamış olduğuma çok şaşkınım.
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,059 okunma
6/10
·416 syf.··
2026 39. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 07:47
Benim Hazinem kitabının yorumuyla geldim. Aslında ortalama buldum ama evreni ve yan karakterlerini sevdim. Yazarın serinin diğer kitaplarıyla birlikte kaleminin çok çok daha geliştiğiyle ilgili yorumlar okuduğum için seriyi devam edeceğim. Konusu,Rus pakhanının kızı Sofiya ile New York donu Matteo’nun ailelerin birbirlerine destek olmaları amaçlı anlaşmalı evliliklerini okuyor.Sofiya,genetik bağ dokusu hastalığına sahip olduğu için yürümekte zorlanıyor. Yürüteç ile ya da tekerlekli sandalye kullanıyor.Matteo da amcası , annesi ve babasına katlederek ailenin başına geçiyor.İki yılın ardından tekrar don olarak başa geçen Matteo ihanetten kaynaklı kimseye güvenmeyen bir lider.Biri engelli olduğu için tutsak bir hayat yaşamış bir kadın, diğeri hasarlı bir erkek. Aynı evde yaşayarak birbirlerine aşık olma süreçlerini okuyoruz. Kitabın ilk 200 sayfasını aslında daha çok sevmiştim. Ama çiftimiz birlikte olmaya başladıktan sonra böyle bir cringe gelmeye başladı her sahneleri. İlk zamanlar aslında çok hoştu.Matteo homurdanıp durdu zaten ama Sofiya çok tatlıydı.Koruması Angelo,Matteo’nun sağ kolu Romeo,kardeşi Sienna ‘nın Sofiya ile ilişkileri çok güzeldi.Ama sonra kitabın son kısımlarına kadar böyle sürekli birlikte olup durdurlar.Yani bir de engelli bir kızımız var,BDSM muhabbetini sokmaya gerek yoktu zaten.Kızın kemikleri yerinden çıkıp duruyordu ,ne alaka iple bağlamalar falan.Her ne hikmetse o anlarda hiçbir şey olmadı kıza.Sonlara doğru aksiyonu çoktu.Ama her olayın için Sofiya o halde usta atışlarıyla kocaman mafya adamlarını devirmesi de ütopikti bence.Belki can havliyle olan bir savunmada yapabilir bu atışları ama bildiğin Sofiya işlerini bitirdi hep. Serinin diğer kitaplarındaki karakterlerin çoğunu gördük ,o yüzden onları da çok merak ediyorum.Bu kitap çok çok
Benim HazinemEmilia Rossi · Pukka Yayınları · 2026105 okunma
Ben ne okudum ya?
4/10
·344 syf.··
2026 99. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 09:46
Selamlar. Freida McFadden beni ilk defa hayal kırıklığına uğrattı. Neredeyse çevrilmiş bütün kitaplarını okudum ama... ilk defedır 7 puandan aşağı bir puan veriyorum. Çünkü bu kitabı okurken çok kez ne okuduğumu sorguladım. Hafif SPOİLER var! -------------------- Öncelikle olaylara -etik olmayan olaylara- gelmeden önce söyleyeyim ki olaylardan asılı olmayarak ben bu kitabı sevemedim. Çünkü kitap hiç Freida'nın önceki kitapları gibi heyecanla ilerlemiyordu. Kitabı hep bomboş ifade ile okudum ki, bu Freida'nın kitabından beklenilicek bir şey değildi benim için. Evet ters köşeler vardı ama beni nedense o kadarda şaşırtmadı. Olayları anlatım dili falan zaten kötüydü üstüne birde öğretmen öğrenci olayı girince ben kitapdan tamamen soğudum. Tek temennim Freida'nın diğer kitaplarında böyle bir şey olmaması. Umarım ki olmaz çünki diğer kitaplarını da merak ediyorum ve okumak istiyorum. Ama en kötüsü de kitapta 1 tane öğretmen - öğrenci ilişkisi olduğunu sanırken sonda aslında 2 tane olduğunu öğrenmek. Her halde kitap da yediğim en büyük ters köşe bu oldu ya. Kitabı bitirdikden sonra bir süre de duvarı izledim. Ama sevdiğim için değil 300 sayfa ne okuduğumu sorguladığım için... Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim (ne kadar keyifli olduğu tartışılır ama...)
1000Kitap
ÖğretmenFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,963 okunma
Sizin hiç Portuga'nız oldu mu??
10/10
·184 syf.·
2026 96. kitabı
Bu kitabı bitirmedim! o, beni bitirdi.. Gözyaşlarım yanaklarımda tuzlu bir gölet oluşturmuş durumda, boğazım düğüm düğüm, sayfalar arasına hıçkırıklarım karıştı.. 35 yaşındaki halimle okuyunca meğer ne çok şey biriktirmişim içimde dedim, Zeze' yi değil büyümemiş leyla'yı okudum bu satırlarda.. Veryansın ettim, yerle yeksan oldum sanki sonlara doğru.. Yazar bu eseri 12 günde yazmış ama 20 yıl içinden atamamiş.. bu bana öyle metaforik geldi ki, bazı insanlar anlık gelir ama ömürlük iz bırakır, ben böyle anladım şu görüşte bile.. Herkesin bir Portuga'sı illa ki olmuştur.. şimdi size aslında bu kitabın beni neden yaraladığını anlatan kısa bir öykü sunacağım.. Daha 10 yaşlarındayım, bir öğretmenim vardı, ismi Abdullah.. Okula gelirken saçları rüzgarda dalgalanir, gülümsemesi değil okulu, Konya'yı kaplardı sanki.. Kareli bordo suveteriyle, elinde siyah çantası.. sanki okula değil sadece benim minik yüreğime gelirdi.. O, nöbetciyse ben de nöbetçi olmak isterdim.. O seviyor diye kitap okumaya başlamıştım, (sabah 5'lere kadar kitap okumam sırf bak ben okudum demek içindi) O sevinsin diye dersinden dönem ödevleri alırdım.. (halbuki ne Türkçe dersiydi ne matematik.. O benim Portuga'mdı.. Aradan yıllar geçti ben büyüdüm liseye geçtim onun ise tayini çıktı.. Bu yaşımda hala o çocuksu yanıma özlem duyuyorum, bana bahşettiği baba sıcaklığını hâlâ arıyorum.. Sanırım Onun için zeze'den çok küçük Leyla'ya ağladım.. İçim titredi okurken, sesim, hıçkırıklarım evi doldurdu.. (Allah'tan oğullarım evde degildi çünkü sadece mutluluktan aglayışlarıma tanık olsunlar istiyorum..) Olur da ömrüm vâkıf olursa 60'lı yaşlarımda yine okumak istiyorum, bakalım o yaşlı bünyemde Portuga'm hâlâ içimde yeşerecek mi?..
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,7bin okunma