“Kız için bütün günler birbirinin aynısıydı ve bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar.”
“İnanç ekmek ve su kadar kıymetliydi. Ekmek ve suyun yokluğu bizleri biyolojik olarak öldürebilirdi ama inancın yokluğunda bedenden çok daha fazlası ölürdü.”
“ROMEO: Aşk böyledir işte. Kendi ıstırabım göğsümde ağır bir şekilde yatıyor.
Ve şimdi seninki de buna eklenecek.
Bana gösterdiğin sevgi yalnızca kederimi artırıyor.
Aşk, âşıkların ahlarından yapılmış bir duman gibi.
Duman dağıldığında ise âşıkların gözlerinde yanan bir alevdir.
Ama aşk engellenmişse, o zaman âşıkların gözyaşlarından oluşan bir denizdir.
Başka nedir aşk? En akıllı delilik.
Boğan bir ilaç ve yiyemediğin bir şeker. Hoşça kal, kuzenim.”
Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...
Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
Ahmet Haşim