şirin

şirin
@bucephalusx
" sessizlik, ilkbahar gecelerinin bahçeleri gibi, hafif bir şarkı söylercesine katılıyor düşüncelerime."
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
bazı kitapları anlatmaya sözcükler kifayetsiz kalır. özellikle edebiyatın güçlü diliyle salt gerçeklik bir araya geldiğinde okuru sadece nakavt etmekle kalmayıp daha büyük bir hasar bırakan kitaplar vardır. kapıların dışında aynen bu ifadeleri kullanabileceğim bir kitap. anlatımı mı çok sert yoksa anlattıkları mı diye sorarsanız, ikisine de vereceğim cevap kesin bir dille "hayır" olacaktır. bu tiyatro oyununu acıtıcı yapan kitabın daha ilk kapağındaki sözlerdir aslında: "hiçbir tiyatronun oynamak hiçbir seyircinin görmek istemediği oyun" kitabın yazarı borchert, 20 yaşında ikinci dünya savaşı'na katılmak zorunda kalmış, savaşmak istemeyen, savaş sırasında hastalanmasına rağmen tedavi edilmeyip rahatsızlığı ilerleyen, hapsedilen, savaş sonrası memleketine dönüşte büyük bir hayal kırıklığına uğramış ve ne yazık ki daha 26 yaşında vefat eden birisidir. bu kadar kısa ömründe harika eserler bırakmış borchert'in belki de en önemli ve çarpıcı eseri bu oynanılamaz dediği tiyatro eseri "kapıların dışında"dır. oyunun ana karakteri beckmann'ın anlattıkları acımasız gerçeğin bir bakıma çığlığıdır. sibirya'dan dönmüş asker beckmann kendini elba nehri'nin sularına bırakır ama ırmak onu kabul etmez ve geri püskürtür. evinde karısının yanında kendi kıyafetleriyle başka bir adamı bulur. anne ve babasının öldüğünü öğrenir. yani anlayacağınız zaten esir düşmenin kötü psikolojisini yaşayan bir adam, kendi ülkesinde "kapının dışında" kalmıştır. canı pahasına savaşmak zorunda kalan bu insanlar kapının dışındayken, her zaman olduğu gibi kodamanlar ve seçkin takımına savaş uğramamıştır. yıkım sadece alt tabakaya uğrar. o kadar yıl savaşan, esir düşen genç insanların gördüğü salt yıkımla baş başa kalmaktır. başkalarının, yitip giden insanların bir şekilde yerlerini alacaklardır ya da
Kapıların DışındaWolfgang Borchert · Can Yayınları · 20217,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi
bir tören. varoluşsal bir tören. kendini var eden bir tören. yazılamayanı yazmaya koyulan, yüzüne çarptığı suda boğulan, ateşler içinde yanan, yandıkça yakaran bir tören. ışıklar içinde o son ve aynı zamanda ilk ışığı arayan, hızla ve hızsız sürüklendikçe bekleyen, bekledikçe susan, sustukça bilen bir sanatçının pişmanlığının, hayatını sanata ve şiire adayan vergilius'tan hayatını bu adamanın anlamına adayan broch'a kadar, silah seslerinin ve yaşam kaygısının altında duyuluşu. tek anlamıyla "eşsiz" bir yolculuk, öze dönük, öznel bir ayin. gücünü güçsüzlüğünden alan, dileklerle dolu mütevazi bir buyruk: yok olma, evine dönme. tüm bilinmezliklerin içinde bilinmeye gebe, öğrenilmeye mahkum olan: kendini aşmak dikey bir yolculuktur.
Edebiyat
Vergilius'un ÖlümüHermann Broch · İthaki Yayınları · 2012473 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2021 13. kitabı
broch'un yazmaya 1934 yılında başlayıp ölene kadar sürekli revize ettiği, en son yani üçüncü versiyonunu da tamamlayamadan öldüğü eseri. basılan eser ise oğlu tarafından ikinci revizeden küçük bölümlerin eklendiği ilk versiyon. der tod des vergil'den sonra gözüm çok korkmuştu ama gayet güzel bir okuma oldu benim için. kitabın konusuna gelirsek; hikaye birden bire ortaya çıkan marius ratti ile başlıyor. bu yabancı, düşünceleri ile köyü yavaş yavaş ele geçiriyor. insanların beyinlerini ilmek ilmek işliyor. onlara ne istediklerini, onlar için neyin iyi, neyin kötü olduğunu söylüyor. o güne kadar akıllarına gelmeyen, gelse bile gerçekleştirmeyi düşünmedikleri yepyeni işler çıkarıyor. adım adım nefret ve ayrımcılık sokuyor yüreklerine. yaşlısından gencine kadar büyülenmiş bir şekilde ratti'yi takip ediyor köylüler, onu bir kurtarıcı olarak görüyorlar. köyün doktoru, hikayenin anlatıcısı bile bir ara ratti'nin "büyüsü" altına giriyor. radyoyu, harman makinesini günah sayıyor marius. köy eskiye dönsün istiyor. sevmedikleri ama dışlamadıkları komşularına karşı kışkırtıyor köylüleri. kan istiyor. onları dağdan tekrar altın çıkaracaklarına inandırıyor. ratti'ye göre kadınların çağı bitti, erkek tamamen egemen olmalı o yüzden önce gençlerin beyinlerini yıkıyor, onları ele geçiriyor. kısaca egzantrik bir yabancının hitler'e dönüşünü, bu aşamada çevresindekileri nasıl etkilediğini okuyorsunuz. henüz tamamlanmamış üçüncü versiyonunu merak etmiyorum desem yalan olur. broch, 1936 yılında ilk versiyonunu bitirdikten sonra hitler avusturya'ya giriyor. birkaç hafta hapis'te kalan broch, james joyce'un da yardımıyla abd'ye yerleşiyor. revize ettiği versiyonlarına neler eklemişti, neleri değiştirmişti, ikinci dünya savaşı ve hitler'in ölümü ile nasıl bir roman çıkardı acaba diye
Edebiyat
BüyülenmeHermann Broch · İthaki Yayınları · 2013197 okunma