Eskiden beğenmediğim ve şimdi tekrar okuduğumda bayıldığım bir eser oldu Dorian Gray'in Portresi. Dorian'ın dileği sonucunda kendisinin değil portresinin yaşlanıp çirkinleşmesinin sonucunu, güzelliğini nasıl kötüye kullanabildiğini ve çeşitli manipülasyonlara maruz kalarak özünü nasıl kaybettiğini birebir görüyoruz. Oscar Wilde bana kalırsa muhteşem bir eser çıkarmış. Dorian'ı okumadım da yaşadım sanki.
Ancak söylemek istediğim tek bir şey var, o da Lord Henry'nin cümleleri. Bazı cümlelerde ona katıldım bazılarında katılmadım ama konu bu değil. Esas konu, Lord Henry'nin kitapta hedonizmi temsil etmesi ancak bunda tam olarak başarılı olamaması. Demek istediğim şu, Henry yaptığı o uzun konuşmalarda daima bazı aforizmalar barındırıyor. Lakin kitapta da belirtildiği üzere konuşmaları çok çelişkili, yani bazı aforizmalar üzerine kafa patlatsam da sonraki cümleleri yüzünden bir bağlam kurup anlamlandıramadım. Kabaca söylemek gerekirse bazı cümleleri fazla beylikti. Cümlelerini en azından biraz örnek vererek açıklamasını isterdim çünkü hedonizm, o dönemler yeniydi ve başarılı bir temsil olduğunu düşünmüyorum. Aynı şeyi her ne kadar çok sevsem de Babalar ve Oğullar Bazarov'da da hissetmiştim, o da nihilizmi biraz eksik temsil ediyordu.
Yanılıyor olabilirim elbet. Sonuçta bu kitaplar ders kitabı değil, böyle bir beklentim de yok. Ancak yine de, en azından o çok büyük aforizmalarının arkasından gitmelerini ve sözlerini anlamlı kılmalarını beklerdim. Gerçi hoş, bu haliyle bile Dorian'ın aklını başından almıştı.
Özetle, bu kitabı mutlaka okuyun derim. Dehşete düşeceksiniz, kızacaksınız, hak vereceksiniz, üzüleceksiniz, ürkeceksiniz ve Oscar Wilde'a hayran olacaksınız.
İşlediği her günahın kesin ve ertelenmesi mümkün olmayan cezası da birlikte gelseydi ne güzel olacaktı. Ceza, kişiyi arındırabiliyordu. İnsanın adil bir Tanrı'ya ettiği dua, "Günahlarımızı bağışla!" değil, "Kusurlarımız için cezanı çabucak yolla." olmalıydı.
Sen çağımızın daima aradığı ama bulmaktan korktuğu tipsin. Ömründe bir tek şey bile üretmediğine nasıl da seviniyorum! Ne heykel yonttun ne resim çizdin ne de başka bir şey yaptın, sadece kendini yaptın! Yaşam, senin sanatın oldu. Sen kendi kendini besteledin. Yaşadığın günler şiirin oldu.