“Keder kederi çağırır, acı kendi yankısını mutlaka bulur; ne kadar farklı sözcüklerle dile getirilirse getirilsin, hüzün her yerde anlaşılabilen tek dildir.”
“Yas, tıpkı kanser gibidir, herkesin hayatına sızabilir, fakat kime nasıl değeceği, nereden vuracağı belli değildir.”
Herkese Merhaba
Bugün sizlere içinde biraz polisiye çokça da gizem barındıran bir kitap yorumuyla geldim.
2 yaşındaki küçük bir çocuk kaçırılır ve o anda evde sadece annesi vardır babası ise iş için seyahattedir. Ne yazık ki annenin arabasında gizlenmiş kanlı bir battaniye bulunması üzerine bütün oklar anneye çevrilir. Bir anne kendi evladını öldürebilir mi?
Baba Stephen Clark buna tamamen kendini inandırmış ve suçlu olarak eşi Colleen Clark’ı görmektedir. Colleenin avukatı Moxie dedektif Parker ile çalışmaya başlayınca bütün olaylar peş peşe çözülecektir ancak Buda biraz zaman alacaktır.
Bunun yanı sıra Sabine adında bir kadın ise ölülerle konuşabilmektedir. kitabın en güzel yanı ise Sabine’nin psişik yönlerini okumaktı.
Kitap güzel ama okurken insan ister istemez Stephene çok kızıyor.
Güzel ve okumaya değer bir kitaptı benim için. Sonuna kadar netleşmeyen sonunda ise katillerin hiç tahmin etmeyeceğiniz kişiler olması daha da şaşırtıcıydı.