Buda'nın öğretisinde özet olarak insanın acılarından ancak içine düştüğü sanrılardan uyanması ve kendi gerçekliğinin farkına varmasıyla kurtulabileceği belirtilir; insan hastalığın, yaşlılığın, ölümün gerçek olduğunu, açgözlülüklə peşinden koştuğu amaçların olanaksızlığını kabul etmelidir. Budist öğretinin söz ettiği uyanmış kişi, narsisizmini yenmiş, bu nedenle bütünüyle bilinçlenebilecek bir kişidir. Aynı düşünceyi değişik bir biçimde de söyleyebiliriz: İnsan yok edilemeyen benlik sanrısından vazgeçer, açgözlülüğünün tüm öteki nesneleriyle birlikte bunu da bir yana atabilirse, dünyaya açıla bilir ve ancak o zaman dünyaya tümüyle ilgi duyabilir. Ruhbilimsel açıdan bütünüyle uyanma süreci, narsisizm yerine dünyaya ilgi duyma tutumunun benimsenmesiyle aynı şeydir.
Tanrı’nın zaman zaman insan kılığında belirmesi, kainatın bitip tükenmeyen operasında bir nevi leitmotiv.
Krişna, Rama, Buda… ve Gandi bu ezeli cevherin binbir tecellisinden birkaçı değil mi?