Puan vermedi·756 syf.··
2025 11. kitabı
Doğu felsefesinin kalbine, unvanlardan ve efsanelerden arındırılmış yalın bir bilgelikle inmek... Nakamura, Siddhartha Gautama'nın sarayın şatafatından çıkıp acının, yaşlılığın ve ölümün çıplak gerçeğiyle yüzleştiği o anı ve sonrasındaki aydınlanma sürecini muazzam bir objektiflikle ele alıyor. İnsanın içindeki o bitmek bilmeyen arzuların (Tanha) nasıl birer hapishaneye dönüştüğünü ve acının kaynağının aslında dış dünyada değil, kendi zihnimizde olduğunu felsefi olarak kanıtlıyor. Budizm'i bir din olarak değil, insanın kendi zihnini ehlileştirme ve o saf iç huzura (Nirvana) ulaşma sanatı olarak okumak isteyenler için tam bir kaynak eser.
BudhaHajime Nakamura · Türkiye İş Bankası Yayınları · 201238 okunma
Spoiler içerir
8/10
·146 syf.··
2026 46. kitabı
Budha felsefesine aşırı hakim değilim, üsten bakmak istemem ama yıllardır şeyi düşünüyordum, yaşadığımız dünyayı ve hayatın zevklerini reddetmek neden ? Bildiğimiz kadarıyla bir kere geliyoruz dünyaya ve mutlu olmak yaşamak haz almak neden kötü ve uzak duruyoruz diyordum. Kendimizi dünyevi zevklerden uzak tutarak nirvanaya varmak hep saçma geliyordu. Haz almaktan mutlu olmaktan kaçmanın mantığını anlamıyordum. Bu kitap da tam bunu sorguluyor ve aslında hepimizin bir bütün olduğunu söylüyor. Okuması bazıları için biraz sıkıcı olabilir çünkü olay örgüsüyle sürükleyen bir roman değil; daha çok düşünce ve ruh hali üzerinden ilerliyor. Kesinlikle herkesin hayatında bir kere okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. -Spoiler- Siddhartha Samana'lar gibi tamamen toplumdan kopup kendine çile çektirenlerle de oldu. Buda ile tanıştı ona bilgelik öğrenilmez kendim bulacağım dedi. Kamala ile tanışıp hayatın zevklerini tattı, ticarete katıldı, kumar oynadı... İki uçta da yaşadı ve en sonunda nehirle tanıştı. Tamamen dünyevi zevkleri de yaşadı, tamamen dünyadan koptu da... En sonunda gördü ki önemli olan denge. Dünyada hepimiz bir bütünüz, hepimiz birbirimize bağlıyız. Taş örneğin de kitaptaki en güzel sahnelerden biriyle örtüşüyor. Govinda’ya “bu taşı sev” diyor Siddhartha. Taş de taştır, ama aynı zamanda her şeydir. Aslında her şey birbirine bağlı, hepiniz biriz ve bütünüz. Siddhartha gerçekten birinden değil kendi yaşayarak bu sonuca vardı. Kesinlikle bu dengeyi sağlaması çok güzeldi, ne tamamen soyutlanma, ne tamamen zevklere kapılma...
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
olağanüstü bir yol haritası
10/10
·536 syf.··
2026 1. kitabı
bu çok önemli bir kitap, çünkü bir klavuz. Dünyayı değiştiren modern bilim adamları ile manevi değişim yaratan doğu peygamberlerini görüyoruz. Aslında insanların bir şeyler yapmadıklarını sadece zamanın ruhu ile bir şeyleri bulduklarını anlıyoruz. Sokrates, platon ve Aristo tales’in aynı anda yaşadıklarını ve Aristo gibi bir bilgenin öğrencisi olan büyük iskenderin dünyanın fatihi olmasını anlıyoruz. Birbiri ile bağlantılı kişiler ve olağanüstü sonuçlar. Sonra, hz isa, hz muhammed, hz musa,büyük kiros, budha gibi aydınlanmış üstün kişilerin, peygamberlerin aynı şekilde doğum hikayelerinin olduklarını görüyoruz. Yani dünya tarihine ve başarılı insanlara kuş bakışı bakıp, nasıl bir yol izlediklerini anlıyoruz. Doğru yol için bir rehber oluyor bu kitap bizlere.
Dünyaya Yön Veren En Etkin 100Michael H. Hart · Günay Kitap · 2019601 okunma
Siyasal Düşünce
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2025 367. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 15:40
Sokrates, Platon, Aristo, Farabi, Biruni, İbni Sina, Gazali, Yusuf Has Hacib, Budha, Konfüçyüs, Cicero, Seneca, Thomas Aquinas ve daha birçok din adamı, filozofun görüşlerini kısaca ve sade bir dille (sol jargonla) anlatan bu eseri ilkçağ, ortaçağ felsefesine ilgisi olan herkese tavsiye ederim
1000Kitap
6/10
·208 syf.··
2025 15. kitabı
eğer simge ve meditasyon hakkında bir şeyler bilmek istiyorsanız okuyabilirsiniz, ama teknik yok konuşma tarzı gibi kitap. yanlış yolu anlatırken, ot yiyen, toplumdan uzak keşişlerden söz ediyor. onları iyimser olarak buluyor ve yöntemleri sıkı değil onların. Pitogarastan bahsediyor ki bu adam 20 yıl eğtim veriyormuş ayrıca eğtim verdiği kişilerinde seçkin olması gerekiyormuş… yazar hakkında, söyleyeceğim şey, sembolizim uzmanı diyebilirim ki bu bizim bütün dünyamıza ışık tutan ve gerçekten gizli ve en büyük mistik dünya. Ben , bu yazıtları birbirini tekrarlayan ve basit, benim bile düşünebileceğim şeyleri anlatan başarısız bir kitap olarak değerlendiriyorum. Ama sembolizim ve budha yorumları, küçük mistik hikayelerin anlamı, için aynısını diyemem. Kitabın sonunda bir “sonuç” bölümü var ki bu bölümde içsel çalışmaları uygulayın falan diyor ama ben burada bir çalışma stratejisi göremedim. Kötü değil ama iyi de değil. Bu adamın birkaç resmine baktım ve videosunu izledim. Benim yolum bu değil. Bence siprütelizim garip olmamalı. Osho vs gibi. Adam en azından takım elbise giyiyor ki bu iyi. Benim sipritüel favorim ram dass ama onda da görkemi, yücelik yok, yani bir şey hissetmeliyim inanmak ve güvenmek için. Mesela platon, sokrates’in şiirlerini görünce kendisininkileri yırtmıştır. Sonra zerdüşt gerçekten şair gibi yazmıştır eserini yani kişiyi yaptından tanıyalım…
İçsel GelişimManly P. Hall · Hermes Yayınları · 202016 okunma
Linç İncelemesi = Linceleme (Delilere cevap vermek)
2/10
·172 syf.··
2025 47. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 14:22
Kendisi sürekli; "gerçeği bize şu vermez, bu vermez..." deyip duran, ama meditasyon ve zen-buda gibi öğretiler konusunda bir fanatik gibi savunma yapan, 1990'a kadar bir kanaat önderi gibi takılan Osho, istediği kadar samimi olsun, inandırıcı değil... Kitabın özü aslında çok eski bir yanılgının eseri. Yanılgı şu ki; "Duyularımız bizi yanıltıyor. O zaman sezgimize güvenelim." Bu fikir, presokratik filozoflarda da sokratik filozoflarda da değişik biçimlerde öne sürülmüştür. Bu fikir, dinlerin temelini atmıştır desek, çok küçük bir abartı ihtimali ile doğru söylemiş oluruz. Bu fikrin yanılgı olan tarafına gelirsek; "Ne yani sezgilerimiz bizi yanıltmıyor mu?" sorusunu soruyorum. "Gözlerimiz bazen ışık oyunlarına kanıp bir şeylerin yansımalarını başka bir şeye benzetiyor, o zaman inanması daha saçma olan bir şeye inanalım!" demek gibi bir şey bu. Bizi %60 ihtimalle yanıltan bir organizasyona sahibiz diyelim, %75 yanıltan bir organizasyonu buna tercih eder miydik? İstatistiğini tutmak zordur, evet, katılıyorum. O zaman bir de şu açıdan bakalım: Aktarılabilirlik! Duyularla algıladıklarımızı düşünsel bir süreçten geçirip bir başkasına yine duyular yoluyla aktarıyoruz. Oysa sezdiğiniz bir şeyi aktarma, (ki telepati bilmiyorsanız yine duyular yoluyla aktaracaksınız) aktarsanız bile aynı sezgiyi yaratmak mümkün mü? Oysa aynı (hemen hemen aynı) düşünmeyi oluşturmak mümkün. Kitapta anlatılan herşeye, yalnızca yukarıda yazdıklarımla cevap vermek yeterliydi. Başka hiçbir şeye gerek yoktu. Çünkü kendisi, çok eski, tartışılmış, pek çıkar yolu kalmayınca, mistikler dünyasında yerini almış, insanlığın ilerlemesine hiçbir katkısı olmamış, kimseyi memnun etmemiş, memnun ettiklerini de ayakta uyutmuş bu fikri tekrar tekrar ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor değişik sayfalarda. Hâlâ bize
SezgiOsho · Ganj Yayınları · 2016410 okunma