Harp Akademisi’nde her cuma akşamı bir sınıfta toplanır, kapıları kapattıktan sonra Mustafa Kemal sınıf kürsüsüne çıkardı. Vatan, Millet, Türklük gibi düşünceleri ilk kez harp akademisinde ondan duymuştuk.
Yalnız bir çare vardır ki, Türk milliyetçisi gençlerin öğretmenlikle köylere gitmesidir. Halka doğru gitmenin ilk vazifesi medeniyet ve ışık götürmektir.
Bu milletin yakın bir zamana kadar kendi ırkına mahsus adı bile yok idi. Saray İlmiyecileri ve Havas takımı halka; “ Sen yalnız Osmanlısın. Sakın başka milletlere bakarak sen de bir ad isteme! Kendi adını istediğin dakikada Osmanlı’nın yıkılmasına sebep olursun.” demişlerdir. Zavallı Osmanlı halkı vatanımı kaybederim korkusu ile “Vallahi Türk değilim. Osmanlı’dan başka şeye mensup değilim.” demeye hasıl kılınmıştır.
Osmanlı’da Halka kıymet vermedikleri içindir ki, garip milletimizin o günden bu güne ne lisanı, ne edebiyatı, ne musikisi, ne felsefesi velhasıl hiçbir şeyi oluşmamıştır. Türk Milleti o yüzdendir ki, Cumhuriyet’den sonra her bir konuda süratle baştan başlamak mecburiyetinde kalmıştır.
Osmanlı’da bizde dâhi sanatkarların yetişmemesi, halkın hazinesinden feyiz almadıklarındandır. Bizde şimdiye kadar Halkın öz benliğine kim kıymet verdi? Eski Osmanlı güzideleri, köylüleri “Eşek Türk” diye aşağılar idi. Taşralı tabiriyle nitelendirilirlerdi. Yalnızca üst sınıf Saraydakilerden ibaret idi.