DÜNYA DÜZ MÜ, YUVARLAK MI?..
Dünyanın yuvarlak olduğu, âyetlerde ve hadîslerde geçmez. (çevremizde çok fazla düz dünyacı arkadaş olduğunu sezinliyorum.) Fakat Sahabeden bazıları (İbn-i Abbas gibi), Kur'ân'da geçen "felek" ve "tekvir" gibi ibarelerden yola çıkarak dünyanın yuvarlak olduğunu düşünüyorlardı. Bu fikir, Abbasiler döneminde, Batlamyus'un (bir çeşit akıl tanrısına inanan bir pagandı) eseri tercüme edilince tamamen yerleşti. O kadar ki, İbn-i Hazm, dünyanın yuvarlak olduğunu inkâr eden hiçbir İslâm âlimi olmadığını söyler. İmâm-ı Gazalî ise dünyanın yuvarlak olduğunu inkâr eden softalara ağır lâflar eder. Hattâ Biruni dünyanın çevresini tam isabet hesaplar. Batlamyus'un âlem modeli, gerek Müslümanlar, gerekse Hristiyan ve Yahudiler arasında 1000 yıl geçerliliğini korudu. Zîra güneş ve ay tutulmalarını, gezegenlerin hareketlerini şaşmaz bir doğrulukla hesaplamayı sağlıyordu. Ayrıca Kur'ân'da geçen 7 gök ve 7 yer âyetiyle de son derece uyumlu görünüyordu. Batlamyus âleminin yanlış olduğunu bugün biliyoruz. Zîra dünya hareketsiz olmadığı gibi, güneş sistemi içinde kâinatın merkezi de denemez Fakat bundan dolayı bu modelle amel eden eski âlimleri suçlayamayacağımız gibi, bugün âlem hakkındaki bilgimizin, âlem hakkında edinilebilecek nihâi (mutlak) ilim olduğunu da düşünemeyiz. Belli mi olur, yarın bir aklı evvel gelir, Kopernik sisteminin tamamen yanlış olduğunu, aslında bambaşka sistemin küçük bir parçası olduğunu ispatlar, elde avuçta ne varsa alır. Ama bugün, biz Kopernik sistemiyle amel ediyoruz. Üstelik bu sistem "7 gök" âyetiyle hiç de uyumlu olmadığı halde... Diyoruz ki: 7 gök ve 7 yer, mahiyetini bilmediğimiz hakikatlerdendir. Bizim ilmimiz, Kopernik sistemiye sınırlı. __Dikkat edin, burada teologlar gibi, dini rasyonalize etmeye, işte efendim 7 gök, 7 atmosfer
Dünya ile ilgili
İnsan sevdiğinin üzülmesini istemez. Yüreğinin en ufak bir sızıyla burkulmasını, gözlerinin bir an olsun hüzünle dolmasını istemez. Çünkü senin yüzündeki bir gölge bile benim içimde tüm ışıkları kapamaya yetiyor. Güçlü duruşunun arkasında ne kadar hassas, ne kadar yufka bir kalp taşıdığını biliyorum. Belki herkes fark etmiyor ama ben görüyorum. O yufka yüreğinin içinde, her fırtınadan çıkmayı başaracak kadar güçlü bir kadında var. İnan bana, sen sandığından çok daha güçlüsün. Her zaman güçlü olmak zorunda değilsin, Yorulabilirsin, düşebilirsin, Ağlayabilirsin, Üzülebilirsin, Ama sen tekrar kalkabilecek kadar, gözünün yaşını kendin silebilecek kadar güçlü bir kadınsın. farkında mısın bilmiyorum çok özel bir kadınsın. Tüm kadınlar özeldir yanlış anlaşılmak istemem. Ama gücünü unutma sakın, sen çok başka bir kadınsın. ben görüyorum, biliyorum, tanıyorum… Yorulsan da, kırılsan da, düştüğünü sansan da ayağa kalkmayı başaran o güzel kalbi tanıdım ben. seni bu kadar çok sevmemin sebeplerinden biri de buydu, güçlü bir kadındın. Tanıdıkça her geçen gün daha da aşık olduğum kadınsın.. yufkacık yüreğinin ardındaki güçlü kadına ben her gün yeniden aşık oldum. Bu zor günler geçecek. Belki bugün değil, belki yarın da değil ama mutlaka geçecek. Ve o gün geldiğinde, bugün hissettiğin tüm acıların yerini huzur alacak. Ben de senin yeniden gülümsediğini görmek için sabırla bekleyeceğim. senin gülüşün, dünyanın bütün karanlığını aydınlatabilecek kadar güzel.. Sen gülünce çiçek açar her yan.. Keşke yanında olabilseydim de omuzlarındaki bütün yükleri tek tek alabilseydim. Keşke seni üzen her şeyi senden uzaklaştırabilseydim. senin gülüşün benim en güzel huzurum.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan kalbi güzelliği tutsak etti Yıldızlara sahip olduğum sürece ayda gözüm yok.'- Gertrude Ederle İki kardeş evde oturmuşlardı küçük kardeş elindeki kitabı bıraktı ve abisine bir alıntı okudu abi niyet paslanıp ve kir tutmamalı dedi abisi ise cevap verdi kalp saflığı her şeyden en önemlisi budur kalbi Allah'a bağla yalancı dünyadan geç ve korkma!..işte o zaman yaratılan güzelliğin farkına varabilirsin diyip çıplak gözle yüzünü aya çevirdi bugün 25 Eylül 2015 pazartesi günü idi ay ışığı şiirlere konu olmuş yazarlar aya bakıp onun için nice roman bile yazmışlardı bugün gazeteler ay tutulması olacağından bahsediyordu küçük kardeş abi dedi kallp dünyaya tutulmuş o yüzden biz gökyüzünü maviye boyayamıyoruz bilirmisin biz insanlar ayın güzelliğine sahip olsakta küçük yıldızları her zaman kıskanıyoruz oysaki şu söz ne güzeldir ve bu söze inanmalıydık en çok 'Bir gün batımının harikalarına veya ayın güzelliğine hayran kaldığımda, ruhum yaratıcıya ibadette genişler.' - Mahatma Gandi ne güzel söylemiş değil mi evet dedi büyük abi bizler savaş çıkartırken bile gök cisimlerini izleyen onları kendi çıkarımız için kullanan bir toplumuz peki bu savaşlar neden çıkıyor diye sordu küçük kardeş abisi cevaplar biz insanlar gözü doymayan canlılarız yıldızlara sahip iken ayı aya sahipken güneşi isteriz
Duygu ve Düşünce
Bugün birçok ruhsal uyanışlar yaşadım şimdi de bakayım hele internete acaba 25 Haziran günlük akrep burcu yorumuna ne diyor astrologlar merak ettim şimdi😅
➡️ *İslamiyette matem tutmak yoktur* 📆 (Osman Ünlü Hocanın 25.06.2026 tarihli yazısı) *Sual: Dinimizde, muharrem ayının onuncu günü ve başka zamanlarda matem, yas tutmak diye bir şey var mıdır?* *Cevap:* İslamiyette matem tutmak yoktur. Peygamber Efendimiz matem tutmayı yasak etmiştir. Hadis-i şeriflerde; *(Matem tutan kimse, ölmeden tövbe etmezse, kıyamet günü şiddetli azap görecektir)* *(İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birisi, bir kimsenin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır)* buyuruldu. Muharremin onuncu Aşûre günü matem yapmak, bağırıp çağırmak, ilk olarak hicri 65. yılında, hazret-i Hüseynin intikamını almak için, ayaklanıp, Kûfe'yi alarak, bir Şii devleti kuran Muhtâr-ı Sekâfî tarafından ortaya çıkarıldığı Tuhfe kitabında yazılıdır. Bu bidat, maalesef bir ibadetmiş gibi yayılmıştır. Hâlbuki Muhtâr-ı Sekâfî, bunu Kûfe ahalisini aldatıp, onları Emevilerle harbe sürüklemek, böylece hükûmeti ele geçirmek için bir hile olarak yapmıştır... Matem tutmak yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber Efendimizin vefatı için matem tutulurdu. Sonra hazret-i Ömer, hazret-i Osman, hazret-i Ali, hazret-i Hamza ve hazret-i Hüseyin şehit edildikleri için matem tutulurdu. Bunların hepsini seviyor, şehit edildikleri için üzülüyoruz, kalbimiz kan ağlasa da, yas tutmuyor, matem yapmıyoruz. Müslümanların matem yapması ve başkalarına lanet etmeleri yasak edildiği için, matem yapmıyoruz. İslamiyette doğum gününü kutlamak, Allahü teâlâya şükretmek vardır. Peygamber Efendimiz, pazartesi günü oruç tutardı. Sebebini sorduklarında; *(Bugün dünyaya geldim. Şükür için oruç tutuyorum)* buyururdu. Doğum günü ve mübarek geceler, hicri sene ile kutlanır. Müslümanların mübarek günleri veya geceleri, güneş aylarına göre değil, hicri kameri aylara göre yapılır. Dinimiz
Alıntı
Lisede internetim olduğu için etrafımda birçok insan vardı. O yıllarda internetin kıymetli olduğu zamanlardı. Yanıma gelenlerin çoğunun çıkarları için geldiğini o gün anlayamamıştım. Belki de ilk kez sevilen, aranan bir arkadaş olduğumu sanmıştım. Yıllar sonra fark ettim ki büyük bir yanılgının içindeymişim. Aradan geçen zamanda çok şey değişti. O günkü ben ile bugünkü ben aynı insan değiliz. Ama garip olan şu ki hâlâ aynı hatalara düşebiliyor, bir gülüşe, birkaç güzel söze kanabiliyorum. Demek ki bazı şeyleri öğrenmek için sadece akıl yetmiyor; zaman da gerekiyor. Bugün 25 yıldır bu hayatın içindeyim. Hayat hiç durmuyor. Bir filozofun da dediği gibi, akıp gidiyor. Ben de onun akışında bazen sürükleniyor, bazen yön buluyorum. İstemeden geldiğim yerler de oldu, mücadele ederek ulaştığım yerler de. Buna rağmen hep daha iyisini, daha güzelini arıyoruz. İnsan biraz da doyumsuz bir varlık. Elindekine alışıyor, ufkunda yeni hedefler beliriyor. Belki de yaşam dediğimiz şey tam olarak bu: Eksiklerimizle, yanılgılarımızla, hayal kırıklıklarımızla birlikte yürümeye devam etmek. Çünkü hayat beklemiyor; akıyor. Biz de onun içinde düşe kalka büyüyoruz.