Puan vermedi·280 syf.··
2026 3. kitabı
Bugün bir anne olarak kendimi çok tükenmiş hissettiğim bir gündü. Çocuğumu, arada sırada onun bir diğer ebeveyni olduğunu hatırlayan canım eşime bıraktım (eşimi seviyorum ama bu cümleyi tüm anneler anladı bence) Biraz kendimle kalmaya ihtiyacım vardı; kitabımı kaptığım gibi kendimi doğaya attım. ​Ve tam 14. sayfada bu cümle karşıladı beni: ​"Çocuğun olduğu yerde sessizlik olmaz." ​Bu kitap resmen benimle konuştu! Sizce de bu sihir değil de ne? En derin yalnızlığımızda rehberlik eden kitaplara öyle ihtiyacımız var ki... Bu bölümü bitirdiğinizde, çocuklarınızın hayatınıza kattığı her bir ses için içinizden binlerce kez şükretmek gelecek, eminim. ​ Hadi gelin, birlikte okuyalım! ​Bu kitabı okudunuz mu veya listenize aldınız mı? Bizimle konuşan bu sayfaların içinden kalbinize en çok dokunan cümleleri yorumlara yazın, harika bir anne-baba dayanışması başlatalım. ​Çocuklarımızı büyütürken yalnız olmadığımızı hatırlamaya ihtiyacımız var. İzin verelim kitaplar elimizden tutsun, izin verelim el ele verelim. Hem kendimiz hem de yetiştirdiğimiz nesiller için birlikten kuvvet doğsun!
Puan vermedi·178 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:15
Babamın büyükdedesi ve köyümüzden birçok kişi Sarıkamış'ta şehit olmuş. Savaşa gidip geri dönebilen 2 kişi olmuş ve biri ruslarda esir kaldıktan yıllar sonra dönebilmiş. Döndüğünde o kadar değişmiş ki karısı ve çocukları adamı tanıyamamış. Bu hikayeyi ve nicelerini dinleyerek büyüdüm ben. Dolayısıyla doğu cephesi ile alakalı bir şeyler okuduğum zaman hemen "acaba bizim dede de bu zamanlarda bu söz konusu yerlerde miydi?" Diye düşünürüm. Bu kitap da bende benzer bir etki bıraktı. Eserin hem akademik açıdan bir kaynak olarak kıymetli olduğunu düşünüyorum, hem de insan psikolojisinin savaşı nasıl algıladığı ile alakalı bir örnek olduğuna inanıyorum. İnsanın dışarıdaki savaş sırasında dahi nefsi ile yaman bir başka savaş vermesi gerekmekte. Acının, hırsın, kaybın ve hatanın hepsi insanlar için ve özellikle yönetici grubunun asları olan insanların hayatları üzerinde ne kadar etkileri olduğunu görmek gerçekten dehşet verici. Kitabın en kötü özelliği sadece bir tane defter olmasıydı. Keşke Teğmen'e bundan sonra ne olduğunu bilebilseydik. Belki bir başka çatışmada şehit oldu, belki evine döndü, belki de savaştan sonra dönecek evi kalmadı. Belki bir sürü defteri vardı savaş zamanında tuttuğu ve öldükten sonra orada burada heba olup kayboldu ve bize sadece bu defter kaldı. Belki de zaten sadece bu defteri yazabildi, gerisini yazacak hiç vakti olmadı. Her halükârda kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. O günlerde yaptıkları fedakârlıklar olmasa bugün burada rahatça yaşamamız mümkün olmazdı. İmkansızları zorlayarak mümkün kılan ve bizim bugünlere gelebilmemiz için canını ve cananını ortaya koyan bütün şehit ve gazilerin gurur duyacağı ve razı olacağı bir ülke ve toplum haline gelmek Allah'tan niyazımdır.
Bir Teğmenin Doğu Cephesi Günlüğüİ. Bahtiyar İstekli · İş Bankası Kültür Yayınları · 200917 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·128 syf.··
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:35
Herkese Selamm Bugün sizlere kalemiyle ilk kez tanıştığım Ezgi Alcı’nın Onun Aynısı Bana Da Oldu adlı kitabının yorumuyla geldim. Kitabın ilk sayfalarında açıkçası beni hemen içine çeken bir atmosfer yakalayamadım. Ancak ilerleyen sayfalarda yazarın samimi anlatımıyla bağ kurmaya başladım. Bir noktadan sonra kendimi sanki karşılıklı kahve içip sohbet ettiğim bir arkadaşımı dinliyormuş gibi hissettim. Kitap, günlük hayatın içinden durumları, insan ilişkilerini ve yaşadığımız olayların üzerimizde bıraktığı izleri ele alıyor. Özellikle günümüzde giderek bireyselleşen yaşam tarzımızı, kendimize odaklanırken bazen farkında olmadan empatiyi ikinci plana atışımızı sorgulatıyor. Sürekli bir koşuşturmanın, gürültünün ve karmaşanın içinde durup düşünmeyi ne kadar ihmal ettiğimizi hatırlatıyor. Genel olarak keyifle okuduğum bir eser oldu. Akıcı dili, samimi anlatımı ve düşündüren içeriğiyle bende güzel bir iz bıraktı. Sevdim.
Onun Aynısı Bana da OlduEzgi Akgül · Nesil Yayınları · 202640 okunma
İstikbal Göklerdedir!
9/10
·256 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:28
Sinirlenmeden, hayal kırıklığına uğramadan, üzülmeden okuyamayacağınız bir kitap. Tam da bu yüzden, bugünkü değerlerimize sahip çıkabilmek için herkesin okuması gereken bir kitap. Bugün TUSAŞ, hepimizin gurur duyduğu KAAN savaş uçağını geliştiriyor ancak biz zaten 70 yıl önce tam olarak bu noktadaydık. THK-16 1952 yılında tasarlanmış bir jet eğitim uçağıydı. Ne varki devlet kendi evlatlarının yaptığı uçaklara güvenmeyip siparişleri amerikadan geçti ve fabrikalar iflas ettirildi.
Mustafa Kemal'in Uçaklarıİsmail Yavuz · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2018254 okunma
6/10
·840 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 22:03
24 günde anca bitirebildiğim canım ciğerim Sarah’nın kitabıyla geldim bugün. Yazarı ne kadar çok sevsem de kitap ne yazık ki aynı sevgide ilerlemedi. Konusuna rahatça ulaşabileceğiniz için direkt yorumuma geçeceğim. ️ Sarah’cığım, bu ne uzayan bir konuydu böyle? Tüm kitap boyunca, final hariç, çarpıcı tek bir an bile hatırlamıyorum desem yalan olmaz. Bryce ve Hunt arasındaki çekim bu kitapta bana çok sığ geldi. Acotar serisinde işlenen “Eş Bağı” konusu o kadar üstünkörü bağlandı ki, Bryce ve Hunt için gerçekten “birbirleri için yaratılmışlar” diyemedim. Bir de Danika’nın bitmeyen gizemi… Artık konu uzamaktan sakızlaştı. Sürekli yeni bir şey öğreniyorduk ama hiçbiri yeterince çarpıcı değildi nazarımca. Üstelik Danika’nın Bryce’ın dibinde olup ondan bu kadar çok şey gizlemesi, ikisi arasında sürekli yüceltilen dostluğu sorgulamama neden oldu. Bir noktadan sonra ya o kadar yakın değillerdi ya da Danika öyle düşünmüyordu dedim. Hikâye sürekli bir ağızdan diğerine zıplayıp durdu. Bir paragrafta Hunt’ın bakış açısından başlıyorum, paragraf bittiğinde kendimi başka bir karakterin içinde buluyorum. Bu geçişler okur olarak gözüme fazlasıyla battı. Ruhn ve Gün hakkındaki sürpriz bana sürpriz olmadı çünkü olayı önceden yakalamıştım. Asıl Harpy olsaydı benim için bomba etkisi yaratırdı. Benim için zor bir okumaydı. Üstelik yazarın dilini bu kadar severken bu hikâyenin beni içine alamaması daha da üzücü oldu. Karakterleri adım atmaya iten o içgüdüyü ben kendimde bulamadım. Üçüncü kitabı da bir an evvel okumalıyım. Çünkü ACOTAR geleceeeeek. Ama nasıl yapacağım bilmiyorum? Addio…
Gökyüzü ve Nefes HanesiSarah J. Maas · Dex Kitap · 2024620 okunma
EN BÜYÜK MERHAMETSİZLİK, KENDİMİZE YAPTIĞIMIZ!
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:20
Bir insanın kendini tüketmesi için gerçekten çok büyük acılar mı yaşaması gerekir? Yoksa her gün biraz daha yorulmak, herkese yetişmeye çalışmak, kimseyi kırmamak için kendinden vermek, sürekli daha iyisini yapmak zorundaymış gibi hissetmek de insanı fark ettirmeden tüketmeye yeter mi? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün Beyhan Budak ’ın yeni kitabı Kendini Tüketmeden Yaşa ’yı kendimce inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım… Öncelikle Beyhan Hoca ön sözde kitabın nasıl ortaya çıktığından bahsetmiş, ben de bunu sizlerle paylaşmak istiyorum: Beyhan Budak kendini kötü hissettiği dönemlerde kendisine sık sık şu soruyu soruyormuş: “Eğer şu an kendime terapiye geliyor olsaydım, kendime ne söylerdim?” Sonra da böyle zamanlarda kendisine iyi gelen düşünceleri, fark ettiği şeyleri, hayat tecrübelerini bir yerlere not almaya başlamış. Bu düşünceleri yıllar boyunca seminerlerinde, videolarında insanlarla paylaşmış ve insanların bunlardan faydalandığını görünce de bir gün kitaplaştırmayı hayal etmiş. Şu an incelemesini yaptığım kitap da aslında bu hayalin ürünü. Belki de bu yüzden kitap boyunca kendimi akademik bir psikoloji kitabı okuyor gibi değil de yıllardır insanı gözlemleyen, mesleğini severek yapan ve en önemlisi anlattığı şeyleri gerçek hayatın içinden süzen biriyle sohbet ediyormuş gibi hissettim; ki zaten Beyhan Hoca’nın en sevdiğim taraflarından biri bu… Günümüzde kişisel gelişim ve psikoloji alanında içerik üreten o kadar çok insan var ki… Bir kısmı insanı birkaç dakikalığına iyi hissettiren ama hayatın içinde hiçbir karşılığı olmayan cümleler kuruyor. Dinlerken güzel geliyor, paylaşırken havalı duruyor ama iş gerçek hayatla yüzleşmeye gelince elde koca bir hiç kalıyor. Beyhan Hoca’yı yıllardır takip eden biri olarak onu farklı kılan şeyin tam da burada olduğunu
Edebiyat
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202631 okunma