Puan vermedi
Edebi olarak cok tatmin edici değil ama akıcı bir okuması var. Ben daha çok olay ordusuyla ilgileniyorum. Kitap yorumlarında Marianna ya kendi değerinin farkında olmamasından dolayı cok eleştiri yapılmış. Katılmıyorum. Bazı şeyleri etrafımızdaki kişilerin davranışlarından öğreniyoruz. Doğduğundan beri kimse seni sevmediyse, ihtiyacin olan ilgiyi alamadıysan bilmediğin bir seyi kendine nasil sağlayabilirsin ki? Mesela etrafındaki herkes sana sesin cok ince, cok rahatsız edici lütfen saeki soyleme derse, ne kadar istersen iste sarki söylemezsin. Sesinin kotu oldugunu düşünürsün. Ta ki gerçekten dinlemeyi bilen birisi sesini duyana kadar. Birisinin sana sesinin guzel oldugunu söylemesi lazim, inandırmasi lazim ki sarki söyleyebilirsin. Çehov un Altıncı Koğuş kitabında da herkes deli olduğuna inandığı icin ana karakter tımarhaneye yatırılmıştı. E bir yerden sonra ana karakter d einandi buna. Biz insanlar biraz birbirimizin yansımasından da yaşıyoruz. Kendimizi görebilmek icin birbirimizin gözlerine bakmaya ihtiyacımız var. O yuzden bugünlerde metalasan psikoloji hesaplarının da dayattığı icin kendinine değer ver kendinin farkına var falan bunlar oyle kolay seyler degil. Tek başına da olmuyor. E zaten olsaydı Sallinger dünyanın en mutlu adamı olurdu. Öte yandan cok sevmenin, insanın karakterini degistiremedigini de gordum. Bir insan bir insanı cok sevebilir ama onun icin yapması gerekenleri yapamayabilirmis. Ben beni hep yeterince sevmemek sanırdım. Değilmiş. Yeterince sevsen bile yapamayınca yapamiyormussun. Belki ben de gecmiste bir yerlerde yeterince sevilmisimdir. Bundan asla emin olamayacağım. Bir de şu var. Bir insanın ailesi varlikliysa ve cok çalışıyorsa, inerse, bağımsızlığını kazanmaya uğraşıyorsa; ya da gelecegi icin hicbir sey yapmıyorsa ikisi de ayni
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma
Travma Ancak Sevgiyle İyileşir :)
Puan vermedi
Grafik romanları seviyoruz. Omzumdaki İki Arkadaş’a da bayıldık elimizden bırakamadan iki akşamda bitirdik. Sevdiğimiz yerleri birkaç kez okuduk, bazı bölümlerin üzerinde uzun uzun konuştuk. Aslında 5.sınıftan itibaren daha kolay anlaşılabilir. . Dediğim gibi bu bir grafik roman, çizgi roman yani. Resimleri çok güzel Yalnız yazılar küçük, özellikle gece okurken biraz zorlandık. . 11 yaşında iken annesi tarafından terk edilen Tavşan, Civcivi ve babasıyla yaşar ama babasının pek de iyi bir ebeveyn olduğu söylenemez. Bugünlerde kara bir kedi musallat olur Tavşan’a. Büyüdükçe de yalnız bırakmaz Tavşan’ıTavşan büyüdükçe de Kara Kedi bir Panter’e dönüşür . Bir gün yolda bulup beslemeye başladığı bir kuş onlarla birlikte yaşamaya başlar. Bu süreçte Tavşan geçmişiyle , Panter’iyle , taşıdığı yükleriyle yüzleşir .Su Samuru’nun yardımıyla iyileşir . Ben bu kitabı hem bir büyüme hikayesi hem de travmalardan iyileşme olarak okudum.İlkyaz ise annenin terk edişine odaklandı , kitabın ilk yarısında dönmesini bekledi ama maalesef yine de sevgi hayat boyu alabileceğimiz ve verebileceğimiz bir duygu. İyileştirmeye hazır, hep orada… Kaynaklarının herkes için farklı ve çeşitli olduğunu fark ettiğimizde akmaya başlıyor . Ben Panter’in koruyucu yönünü kabul edip ona sarıldığı yerden çok etkilendim. Her iyileşme önce kabul etmekle başlamıyor mu? . “Ne zaman rüya görsem, kendimi çocukken yaşadığım evde bulurdum.” . “Sadece her yeni güne göğüs germeli ve inandıklarınız için umutla yaşamalısınız.” .
Omzumdaki İki ArkadaşLee Suyeon · Yuzu Kitap · 2025438 okunma
Reklam
Melankolik de değildim, kalender de...
Puan vermedi·264 syf.··
2026 13. kitabı
Alanında uzman psikoloğun grup terapisi altında sorun yaşadığı, hayat gidişatını en çok etkileyen insanları bir araya toplayarak onları anlamaya çalışmasını konu almaktadır. Bir nevi hesaplaşmadır. Esra Ezmeci ile ilk tanışmamız. Dili sade, akışı iyi bir kitap sizi bekliyor. Sizi yormuyor ya da acabalarla doldurmuyor. Kitapta güncel psikolojik bozukluklar hakkında sade anlaşılır bir şekilde bilgi vermesi ise oldukça iyiydi. Fakat bazen gereksiz ayrıntılara oldukça fazla deginmesi ise rahatsız ediciydi. Kitabı okurken; "Evet dedim benim de zihnimle halletsem kalbimi halledemediğim, kalbimle halletsem zihnim de halledemediğim birçok sıkıntım var. Acaba dedim ben de şimdiye kadar hayatıma olumsuz iz bırakan herkesi bir masa etrafında toplayıp hesap sorabilir miyim? Meselelerin niye böyle olduğunu anlamaya çalışabilir miyim? Bunu yaparsam zihnimde dans eden her şey yerli yerine oturur mu? Herkesi kendi gerekçeleri ile kendi doğruları ile kabul edip anlayabilir miyim? En önemlisi ise buna cesaretim var mı? " "Bugünlerde daha iyi anlıyorum ki, insanları güçlü kılan en temel şey inançmış. Yaratana, kadere, aileye, dostuna, evladına, geçmişine veya geleceğine... Bir şeylere şüphesiz güvenmek, bireyde içsel bir güç oluşturuyormuş. Bir gün, en hazırlıksız anımda elime tutuşturdular hayatı. Ne yanında bir kullanma kılavuzu vardı, ne de yanımda bir yoldaş. İçime de bir fidan ekmemişlerdi ki, o serpilip ağaç olsun da onun dallarına tutunayım. Doğduğum gün değil ama işte o an koymuşlardı caminin avlusuna. Acımadan ve arkalarına bakmadan uzaklaşmışlardı cüzzamlı birinden kaçar gibi. Benim yaşamış olduğum hayatın ne bilindik hadiseleri vardı, ne de uçlarda karmaşa içindeydi. İkisinin ortasıydı galiba. Bir yandan varlığıma her gün şükrederken diğer yandan da yok olmam için dua
Süt LekesiEsra Ezmeci · Destek Yayınları · 20204,291 okunma
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 15:48
“Olabileceğin şey olmak için hiç bir zaman geç değildir.” Herkese Merhaba Bugün sizlere The Kitap Yayınları ndan çıkan Başlangıçlar kitabı yorumuyla geldim. Öncelikle kitap içinizi ısıtacak başlangıçlara ve dostluklara konuk ediyor sizi. Ana karakterimiz Jo, sevgilisi James tarafından terk edilmiştir 4 ay önce. Londra’da ikamet eden ve bir kırtasiye dükkanı olan dayısı Wilbur demans hastalığına yakalanınca, Jo dükkanı bir süre kendisi işletir. Dayısının dükkanında kendini yeniden keşfetmeye başlayan Jo, dolma kalemlere de oldukça ilgi duyar. Dükkan komşusu olan Gözlükçü Eric ile dile gelmeyen bir hoşlanma başlamıştır. Ayrıca ileriki yaşlarda olan ve kitap yazmaya henüz başlayan Malcolm, görevini gizemli bir şekilde bırakan ve kayıp Rahibe olarak anılan Ruth ile de muhteşem bir dostluk başlayacaktır aralarında. Bu arada en yakın arkadaşı olan ve bugünlerde hamile olan Lucy ile de biraz araları açılmıştır eski ilişkisi James yüzüne. Aralarındaki yaş farklarına rağmen muhteşem bir dostluk ve yeni bir başlama hikayesidir bu kitap. Ben çok severek okudum ve kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. The Kitap Yayınları
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202691 okunma
Yeni Bir Gogol Çıktı!
8/10
·212 syf.··
2026 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 10:54
"Ne yazdığınızı siz kendiniz idrak edebiliyor musunuz?" 1840'lı yılların Rusya'sında dönemin edebiyat eleştirmeni Belinski, kendisine incelemesi için verilen taslağı inceledikten sonra metinden öylesine etkileniyor ki, metnin yazarı, o dönem henüz 23 yaşında genç bir delikanlı olan Fyodor Dostoyevski karşısına getirildiğinde ağzından bu cümleler dökülüyor. Dostoyevski, birçok insana göre dünyanın en büyük yazarı. Şüphesiz ki bu yakıştırmayı sonuna kadar hak ediyor. İnsancıklar ilk kez bir eleştirmen değerlendirmesinden geçtiğinde, yazarının ses getirecek, farklı bir karakter olduğu sinyalini hemen veriyor. Peki ne var bu İnsancıklar'da, nasıl yazarına "en iyisi" yakıştırmasını kazandırıyor? İnsancıklar, başta Rus edebiyatı tarihi olmak üzere edebiyat tarihinde dönüştürücü bir rol izlemiştir. Petersburg'un yoksul mahallelerindeki trajik yaşam koşullarını kendisinden önceki sanatçıların romantizminden uzak, yeni bir gerçekçilik anlayışıyla vurgulamaktadır. Ünlü eleştirmen Vissarion Belinski, bu eseri Rusya'nın ilk gerçek "sosyal romanı" olarak tanımlamıştır. Öyle ki Dostoyevski, yoksulluğu sadece bir acıma nesnesi veya basit bir tema olarak değil, sınıfsal bir adaletsizliğin tezahürü ve bir "varoluş hali" olarak işlemiştir. Yoksul insanların maddi imkansızlıklar içindeyken bile nasıl bir manevi yükseliş ve asalet sergileyebileceklerini göstermiştir. Bu yaklaşımın altından Rus insanını ve kültürünü yüceltme de yatmaktadır, yerme de. Makar Devuşkin ve Varvara Alekseyevna üzerinden o manevi yükselişi betimlerken, burjuva sınıfı ve yönetim kesimi üzerinden de eleştirilerini ifade eder. Ama kitapta eleştirileri direkt olarak vermez yazar, sezdirerek yapar. Daha çok toplumun alt kesiminin yoksul ve çaresiz yaşamları süresince nasıl ayakta kalmaya çalıştıklarını ve çabalarını öne
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 201876,9bin okunma
7/10
·432 syf.··
2026 36. kitabı
·
274 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 00:00
Yazarlar her güne bir stoacı sözü verip onunda altına kendi yorumlarını koymuş. Güzel kitap hatta ben stoacılığı da çok severim fakat bazı günler kendini tekrarlamış bazı günler ise soluk kalmış gibi. çoğu gün cidden iyi. kitapta yıldız koymadığım altını çizmediğim sayfa sayısı çok az. Ama stoacılığın olayı da bu ya zaten bildiğimiz şeyleri söylüyor. Felsefe kitabıdır diyemem mesela kişisel gelişim kategorisindedir. Seneca , epiktetıs, marcus aurelius sevenler için harika ama aşırı derin, mistik değil. Benim bugünlerde aradığım ise onlar.
Stoacının GünlüğüRyan Holiday · Pegasus Yayınları · 20211,648 okunma
Reklam
Reklam