merye buhra

merye buhra
@buhu
İşte böyle dostlar, siz siz olun uzaktan uzağa âşık olmayın kimseye. Gerekirse dibine kadar gidip iyice emin olun. En iyisi boş verin aşkı maşkı… Aşk denen illet, her kötülüğün başıdır. Zihnine bir girdi mi işte böyle ahmaklaştırır adamı çünkü beyinde çok yer kaplar bu yüzden başka düşüncelere yer kalmaz.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir anda ılık bir yağmur başladı. İkisi de önce karanlık peçesini açan dolunaya, sonra gecikmiş bir yakınlaşmayı keşfetmiş gibi birbirlerine baktılar. Bir an yükselip göğe ağacağını sandı Gülabi, dudaklarını İpek Böceği’nin uçuklarla dolu dudağına yapıştırdı. Yağmur o anda durdu. Onu uzun uzun öperken bundan sonra hiçbir şeyden eskisi gibi bir tat almayacağını biliyordu. Ağzının içini kaplayan incecik zar renk değiştirdi. Çividi gecenin diline bir şarkı dolanmıştı, tüm ağaçlar gölgeleriyle birlikte eşlik ediyorlardı bu şarkya. Gülabi dudaklarını geri çekip sevdiğine gülümserken yağmur yeniden başladı.
İki büklüm halde oturan Gülabi başını salladı. Cıbıl dervişler yanık bir ilahi okurken o da mezarı izliyor; ustasının güleç yüzünü hayal ediyordu. Ağlamaktan göz bilyelerinin kızıllığı büyümüştü. Dervişler ilahiyi bitirip uzaklaştıktan sonra omuzunda bir el hissetti Gülabi. İrkilerek geriye döndüğünde simsiyah giysileri içinde Ruhsar’ı gördü; şehla gözlerini saydamlaştırarak kendisine bakıyordu. Ne diyeceğini bilemedi bir süre. Ruhsar elbisesinin eteğini altına koyarak onun yanına oturdu. Feramuş ve daha önce görmediği yeşil, ağrıklı gözlü güzel bir delikanlı da ayakta dikiliyorlardı.