Aslında uzun yıllar önce sorulsaydı en çok kasımpatıları severdim..
Hemde çok hatta ilkokulda öğretmenimiz elinde bir buket beyaz kasımpatı ile gelmişti derse, o gün hayranlıkla ellerindekilere bakmıştım..
Muhteşemdi.
Bir ara papatya seviyordum..sakinliğime iyi geliyordu..
Bir gün lavantalarla karşılaştım mosmor çok güzeldi..çok güzel kokuyordu..
Sonra leylaklar beni cezbetti daha anlayışlı hissettiriyordu..
En son gülleri sevdiğimi fark ettim.. kıpkırmızı güller..
Sessizdi ama ayakta güçlü duran bir kadındı resmen..çok narin duruyordu aynı zamanda..
Sakinliği andırıyordu..biraz hüzün biraz gözyaşı hissettiriyordu..
Bana benziyordu...
Kısaca çocukluğumdan bu yana her dönem çiçekleri bir karakterime benzetip sevmişim..
Şimdi yorgun kırgın ama güçlü bir gül gibi hissediyorum..
Evet güneş alamıyorum..suyum eksik.. zaten gerekte yok yeterince ağlıyorum..
Ama karanlıktayım...Elim çocukluğumdan kalma yetişmiyor o lambaya açamıyorum..
Kayboldum..