Her şeyi ölçebilirsek her şeyi bilebilir, her şeyi bilebilirsek geleceği görebilir miyiz?
Adam Fawer’in kaleminden çıkmış Olasılıksız adlı bu kitap, yukarıdaki soru ve benzeri bir çok soruyu kendinize sormanıza sebebiyet veren, insan aklının sınırlarını zorlayan, etkileyici bir eser.
Kitap epilepsi hastalığını açıklayarak başlıyor. Ana karakterimiz epilepsi hastası David Caine. İlk sayfalar asıl olayların başlangıcına uygun bir şekilde işlenmiş. Gayet yerinde akıcı ve açıklayıcı.
David Caine, epilepsiyle mücadele eden, Columbia Üniversitesi’nde istatistik doktorasının dördüncü yılında olan ve derslerini kendine has bir anlatımla veren bir akademisyendir. Bir gün okulda ders işlerken hayatının en ağır epilepsi nöbetini geçirir ve o andan itibaren artık hiçbir ders eskisi gibi olmayacaktır. David geçirdiği bu epilepsi nöbetinden sonra girdiği tüm derslerde tekrar nöbet geçirecek hale gelir ve sonunda büyük bir tutkuyla yaptığı öğretim görevinden vazgeçmek zorunda kalır. Böylece farkında olmadan, onu bekleyen kadere doğru ilk adımını atmış olur.
İstatistik konusundaki yeteneğinin farkında olan David, bu güvenle kumar masalarında da şansını denemektedir. Ancak bir gece, tüm hesaplarına rağmen kaybeder ve ardından şiddetli bir nöbet daha geçirir. Bu nöbet, onun kaderine doğru istemeden attığı adımları hızlandırır.
David’in hayatında her şey, iki nöbet arasında sessizce değişir. İlki, alışık olduğu düzeni elinden alır; ikincisi ise güvenle sarıldığı aklını sorgulamasına neden olur. David, en kötü sandığı bu deneyimlerin aslında onu gelecekte karşılaşacağı olağanüstü durumlara hazırladığını, zihnini ve reflekslerini bambaşka bir noktaya taşıdığını henüz bilmemektedir.
Yan karakterler ise hikâyenin taşıyıcı unsurlarındandı. Okurla bağ kurabilecek kadar gerçekçi, anlatıya