b

8/10
·496 syf.··
2025 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 02:51
Her şeyi ölçebilirsek her şeyi bilebilir, her şeyi bilebilirsek geleceği görebilir miyiz? Adam Fawer’in kaleminden çıkmış Olasılıksız adlı bu kitap, yukarıdaki soru ve benzeri bir çok soruyu kendinize sormanıza sebebiyet veren, insan aklının sınırlarını zorlayan, etkileyici bir eser. Kitap epilepsi hastalığını açıklayarak başlıyor. Ana karakterimiz epilepsi hastası David Caine. İlk sayfalar asıl olayların başlangıcına uygun bir şekilde işlenmiş. Gayet yerinde akıcı ve açıklayıcı. David Caine, epilepsiyle mücadele eden, Columbia Üniversitesi’nde istatistik doktorasının dördüncü yılında olan ve derslerini kendine has bir anlatımla veren bir akademisyendir. Bir gün okulda ders işlerken hayatının en ağır epilepsi nöbetini geçirir ve o andan itibaren artık hiçbir ders eskisi gibi olmayacaktır. David geçirdiği bu epilepsi nöbetinden sonra girdiği tüm derslerde tekrar nöbet geçirecek hale gelir ve sonunda büyük bir tutkuyla yaptığı öğretim görevinden vazgeçmek zorunda kalır. Böylece farkında olmadan, onu bekleyen kadere doğru ilk adımını atmış olur. İstatistik konusundaki yeteneğinin farkında olan David, bu güvenle kumar masalarında da şansını denemektedir. Ancak bir gece, tüm hesaplarına rağmen kaybeder ve ardından şiddetli bir nöbet daha geçirir. Bu nöbet, onun kaderine doğru istemeden attığı adımları hızlandırır. David’in hayatında her şey, iki nöbet arasında sessizce değişir. İlki, alışık olduğu düzeni elinden alır; ikincisi ise güvenle sarıldığı aklını sorgulamasına neden olur. David, en kötü sandığı bu deneyimlerin aslında onu gelecekte karşılaşacağı olağanüstü durumlara hazırladığını, zihnini ve reflekslerini bambaşka bir noktaya taşıdığını henüz bilmemektedir. Yan karakterler ise hikâyenin taşıyıcı unsurlarındandı. Okurla bağ kurabilecek kadar gerçekçi, anlatıya
OlasılıksızAdam Fawer · April Yayıncılık · 202398,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
3/10
·320 syf.··
2025 6. kitabı
·
132 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 22:25
John Green adlı yazarın ismini aynı yıldızın altında kitabıyla ilk 13 yaşımda duymuştum o zaman aynı yıldızın altında kitabı benim küçük ergen dünyam için çöldeki su kadar ilgi çekiciydi. Fakat yazarın kitaplarını okuma fırsatını bir türlü kendime tanımamıştım sonra kardeşimin kitaplığında bu kitabı gördüğümde neden olmasın diye düşünerek okumaya karar verdim. Şuan 25 yaşındayım ve 25 yaşımda bu kitabı okumak harika bir karar oldu diyemeyeceğim. Kitabı okumaya başladım bir 50 sayfa kadar ilerledim, 50. sayfayı geçer geçmez ara verdim—öyle bir ara ki dört ay sürdü. Neyse ki kitap okuma alışkanlığıma kaldığım yerden devam etmek konusundaki ısrarım bu son iki günde galip geldiği için 4 ayın sonunda kitabı bitirdim. Kitap okuruna derinlik vadetmiyor ergenlik döneminin inişli çıkışlı ruh hâlini andıran bir anlatı tarzında. Kurgu ve karakterlere de bayıldığımı söyleyemeyeceğim, kitapta güçlü karakterler yerine sürekli aynı dramatik döngüde debelenen tek boyutlu figürler var. Kendini bir romanın içinde değil, ergen birinin dağınık günlüğünü karıştırıyormuş gibi hissettim. “Ha bir şey oldu olacak” diye beklerken sürekli boşa düşmek, zaten sığ olan anlatıyı iyice yorucu bir hâle getirdi. Bunun yanı sıra her sahnede sigara, her duyguda duman… Bu kadar gereksiz tekrar artık bunalttı; okurken sanki birinin yanında pasif içici olmuşum gibi hissettim. Yemin ederim is kokusu sanki kitabın sayfalarından çıkıp ellerime sinmiş gibi bir tiksinti yarattı. Dr. Hyde kısımları nispeten daha ilgi çekiciydi; fakat geri kalan sayfalar, düşünce çabası gerektirmeyen, fazlasıyla tahmin edilebilir bir düz çizgide ilerledi. Son sayfalara geldiğimde ise okuma isteğim tamamen tükenmişti; sadece kitabı yarım bırakmamak adına kendime eziyet ederek ilerledim ve sonunda bitirdim.
Alaska'nın PeşindeJohn Green · Pegasus Yayıncılık · 20124,779 okunma
10/10
·384 syf.··
2025 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 16:45
Bugün ele alacağım kitap Becca Fitzpatrick’in Tehlikeli Yalanlar isimli kitabı, Becca Hanımın tüm kitaplarını okumuş biri olarak söyleyebilirim ki her seferinde beni kendine aşık edebilecek bir karakter oluşturmayı becerebiliyor. Hikaye trajik ve asla sıradan sayılamayacak bir hikayeyle başlıyor. Ana karakterimiz bir suça tanıklık ettiği için tanık koruma programı kapsamında yeni bir hayata yelken açıyor. Geçmişinde yaşadığı hayatla tek bir kesişim kümesi bile bulunmayan bu hayatta adı bile kendine ait değil. Yazarın kurgusu çok hoşuma gitti. Güzel işlenmişti, dallanıp budaklandırılabilir miydi? Evet. Derinleştirilip uzatılabilir miydi? Yine koskocaman bir evet. Ama kendisi tadında bırakmayı tercih etmiş. Dil olarak okunması kolay bir dil tercih etmiş neredeyse tüm kitaplarını kolaylıkla okuyabiliyorsunuz zaten. Okumak veya daha önemlisi anlayabilmek için beyninizdeki tüm çarkları çalıştırmaya gerek yok, hayattan kaçış yapıp biraz soluklanmak için güzel bir fırsat. Heyecanla bahsetmek istediğim kitabı elimden bıraktırmayan kısımsa, karakterleri. Aman Allahım Chet, umarım herhangi bir paralel evrende herhangi bir şahsım senin gibi biriyle beraberdir. Gerçek olamayacak kadar kusursuz bir karakter. Yazar da öylesine güzel işlemiş ki ve aktarmış ki şikayet edebileceğim tek şey bu karakteri nasıl daha fazla okuma fırsatım olmayacağıdır. Ana karakterimiz Estell-Pardon belki de Stella demeliyim, ilk baştaki geçmişi ve şuan ki yaşantısı arasındaki git gelli halleri o ağır sancılı değişim sürecini ve o sürecin sonucundaki Stella’nın kişisel gelişimi yazar tarafından kitaba çok güzel aktarılmış. Kadın karakterleri genelde çok sıkı bulmam ama sen sıkı ve güçlü bir kızsın Stella’cım aynada gördüğün ve yeni keşfettiğin kendinle gurur duyabilirsin çünkü ben seni okurken ait olduğun
Aşk
Tehlikeli YalanlarBecca Fitzpatrick · Pegasus Yayınları · 2016816 okunma
6/10
·344 syf.··
2024 1. kitabı
·
86 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2024 22:15
Eveeet bu kitapla bir kitap fuarında tanıştım. Bana önerilen bir kitabı almadığım kendim kitap seçtiğim zamanlarda genelde elime kitabı aldığımda bir ayrıntının beni içine çekmiş olması gerekiyor. Bu kitabı elime aldığımda ve arkasını çevirdiğimde "Yamaçlarda dolaşarak bir ömür tüketirsin, yeryüzünün dört bir köşesini ararsın, sadece kahrolası biri gelip seni tutsun ve hiç bırakmasın diye umutsuzca dolanıp durursun. İşte onu bulabilirsen yuvanı da bulmuş olursun." bu yazıyı okudum hayatımın tüm mottosu diyemem belki ama yazarın değinmiş olduğu bu noktaya çokça katılıyor olabilirim. Kitap gerçekten tam bir genç edebiyat kitabı karakterler olsun, yazarın yazım biçimi olsun gerçekten lisede böylesi bir kitap okuyor olsaydım eminim ki şu halime nazaran daha çok kitabın içine çekilecektim. Ben çabuk bitirdim su gibi akıp geçti diyemem bazen günlerce kitabı elime almadım durağan konusu olan kitapları okurken bunu sıklıkla yaşıyorum zaten. Kitabı okumaya devam etmemin en büyük sebeplerinden biri Beck karakteriydi. Beck gibi birisiyle gerçek hayatımda taşınıyor olsaydım eminim ki şuan kendime çeyiz bile düzmeye başlamış olabilirdim karaktere ciddi manada bayıldım. Hayata bakış açısı, olgunluğu, merhameti, anlayışlı olması on elinde on marifet bir karakter. Ana karakterimiz Mim ve yine yan karakter olarak Walt da fena değildi irrite olmadım, Mim'e arada bir yükselmiş olabilirim fazla küstahlık bazen mide öz suyumu ağzıma getiriyor fakat Mim'i Mim yapan da tam olarak buydu işte. Genel hatlarıyla kitap da Mim'in annesini bulup yanına gitmeye çalışması ve bu sırada yaşadığı serüven anlatılıyor benim içinse Mim yalnızca annesini değil kendini de buluyor gerçekten var olmasını istediği halini keşfediyor. Hayatta herkesin bazen böyle serüvenlere ihtiyacı vardır yeter ki o serüvene
Edebiyat
Sinekler DiyarıDavid Arnold · Parodi Yayınları · 202261 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2023 4. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2023 22:03
Eveeet işte o okudukça okutan bir yandan da hadi artık bir şeyler olsun dedirten her sayfasında ufak da olsa kendinizi bulabileceğinizi iddia ettiğim Jojo Moyes’in Sevgilimden Son Mektup kitabı. Kitaba başlarken de okurken de herhangi bir kopukluk yaşamadım bu şekilde bahsediyor olmama aldanmayın kitabın sonuna gelmem bir asır sürmüş gibiydi. Bu upuzun kitabı okurken bazı anlar benim için oldukça çarpıcıydı cümleler sanki benim elimden benim yaşanmışlıklarımdan benim hissettiklerimle yazılmış gibiydi, en çok bunu sevdim diyebilirim. Yeri geldi uçurumun kenarındaki korkak ama tek bir adım atsa özgürlüğüne kavuşabileceğini bilen kadın Jennifer oldum yeri geldi kendine çevresindeki herkesten daha kötü davranan sevgiyi bile kendine layık görmeyen Ellie oldum. Ama ben bu romanda en çok Jennifer Sterling olmak istedim. Onun kadar her şeyden feda edebilecek kadar sevmek, sonsuz sevilmek, anlaşılmak, duyulmak , her şeyimle görülmek isterdim. Acısıyla tatlısıyla her duyguyu en güzel şekilde yaşadığı ve yaşattığı için bu kitabı sevdim, kaleme alınan duygular içime işledi belki bir kaç saniyeliğine bile olsa uzaklara bakıp düşünmemi bile sağladı. Aşk konusunda akıllarda hep bir soru işareti olur nedir ne değildir nasıl olmalıdır kime göredir kime göre değildir gibi belki bunların hepsinin cevabı değil ama birkaçının cevabını bulmanıza yardımcı olacağına eminim. Bu kitap benden sevgi konusunda hayatında belirsizlik olan herkese tavsiye olsun…okuyun belki sizde bir köşesinde kendinizi bulursunuz.
Aşk
Sevgilimden Son MektupJojo Moyes · Pegasus Yayınları · 20133,880 okunma