Ütopya-distopya eserlerinde düşünceye çağıran bir yan vardır ve bu diğer yazın dünyasında olduğundan daha fazla gelir bana. Nitekim, alternatif yaşam biçimlerine değinilir bu eserlerde. Ekotopya'da bunun doğa ve çevreyle ilgili boyutu tartışmalı bir hat üzerinde ele alınmış. Akıcı ve keyifli, oldukça da esprili.
Evrenin ve var olanların nereden geldiğini henüz hala "tam olarak" bilemesek de nereye doğru gittiğimiz ya da gidebileceğimiz hakkında, oldukça bilimsel öngörülerden söz etmiş yazar. İnsanın "daha iyiye doğru ilerleme" adı altında yaptıkları ya da yapacakları hakkında beni çokça düşündürmüştü bu kitap. Elbette teknoloji karşıtı ya da gerici değilim, fakat ölçüyü ne kadar kaçırdığımız ve transhümanist bir çerçevede bu dünyayı yeniden değerlendirmemiz gerektiğini hatırlatmıştı. Her yeni "gelişme" her zaman iyi midir? Bu soru üzerinde dikkatlice düşünmek ve tartışmak gerek.
Geleceğin FiziğiMichio Kaku · Odtü Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim A.Ş. · 2016818 okunma
Kundera'nın incelikli, ironik, dahiyane eserlerinden biri daha. İlginç bir şekilde, insanın en kabul edilmezlerine saldırırken, bunun ne kadar da olağan olduğunu insanın suratına çarpan eserler. Genel anlamıyla Kundera'nın tarzında beni kendisine hayran bırakan şey de bunu ustalıkla işleyebilmesi. Hayatın her anında, başka türlü olabilirlik'leri, olağan dışı gelenin de daima oldukça olağan olduğunu gün yüzüne çıkarıyor Kundera bu eserinde de. En sevilen yazarlar top 10'da zirvemi zorluyor.
Klişeleşmiş kişisel gelişim kitaplarının basmakalıp "tavsiyelerinin" çok ötesinde, felsefeden bağımsız bir psikolojinin nelere mal olabileceği hakkında sağlam bir özeleştiriyle başlayan yazar, binlerce yıllık felsefi bilgeliklerden inşa olmuş psikolojinin temelleriyle birlikte, insan yaşamasının temel sorunlarına ve hayatın anlamı ve amacı gibi sorunlara nerelerden bakabileceğimizi on madde ile özetliyor. Elbette, söz konusu edilen konular üzerine tez yazılacak konular, fakat kapsamlı şekilde sunulan özet, başka bir açıdan bakmanın mümkün olduğunu hatırlatması üzerine oldukça değerli. Şahsi olarak, kitabı elime alır almaz ilk bakmak istediğim konu "ölüm" başlığı altında işlenen bölümdü. Yakın zamanda bir yakınımı kaybettiğim için, bugüne dek yalnızca kavramsal bir çerçeveyle yaklaştığım "ölüm" meselesinin deneyimsel yanıyla yüzleşmenin sarsıcı etkisiyle çarpışırken başladım kitaba. Tam da ölüm ve varoluş hakkında düşünüp durduğum sıralarda. Nitekim, bu hayatı anlamlı kılan şey ölüm. Ölüm-lülüğün bilinci. Bütün bunları derinlemesine düşünmek lazım. Diğer maddelerle birlikte değerlendirildiğinde, yeni bir perspektif sunma umudu olabilecek bir kitap.