Ben neden yaratıldım kitabının İstanbul lansmanına katıldım. Lise yıllarımdan beri severek takip ettiğim sevgili Bükre ablayla yüz yüze konuşma, dertleşme fırsatı bulmak benim için unutulmaz bir deneyimdi. Kendisinin o güler yüzlü, sevecen ve muhabbetli tavrı, bana yalnız olmadığımı hissettirdi. O gün bir derdimi paylaştığımda bana verdiği tavsiyeler ve kurduğu o samimi cümleler hâlâ aklımda. Kendisi kitabı imzalarken bizlerden yorumlarımızı rica etmişti; bu inceleme, o güzel buluşmaya ve bu özel esere bir teşekkür mahiyetindedir. Bükre abla, okuyucuya tepeden bakan bir üslupla değil, adeta karşılıklı oturmuş kahve içiyormuşuz gibi sıcak bir sohbet havasında hitap ediyor. Sayfaları çevirdikçe, sizi adım adım büyüten, geliştiren ve adeta bir hami gibi yetiştiren bir rehberlikle karşılaşıyorsunuz. Okuma sürecinde kendimden, kendi iç dünyamdan o kadar çok parça buldum ki, bir an durup "Acaba Rabbim benimle bu satırlar vesilesiyle mi konuşuyor?" diye sormaktan kendimi alamadım. Kitap, okuru kendi derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarırken, modern dünyada Müslüman bir genç kızın duruşunun, zarafetinin ve ahlakının nasıl olması gerektiğini çok zarif bir dille nakşediyor. Benim için kitabın en etkileyici ve hayran kaldığım yönü de bu rehberlik oldu. Günümüzde bu tarz samimi tavsiyelere hepimizin çok ihtiyacı var.
Selamlar. Ahmet Rasim hem edebiyatçılığıyla hem de gazeteciliğiyle ünlenen bir yazar. Daha önce okuduğum edebi kitaplarını severek okumuştum. Romanya Mektupları ise yazarın bir gezi anlatısı. Kendisi Tasvir-i Efkâr gazetesinin 1916 Aralık ayında onu Romanya cephesine göndermesi ile bu kitabı kaleme alıyor.
Osmanlı, Romanya Cephesi'ne yardım için askerler göndermiştir. Ahmet Rasim de bu yolculukta Bulgaristan'ın başkenti Sofya'dan başlayarak Romanya'nın başkenti Bükreş'e yolculuk yapıyor. Gidip kaldığı yerlerdeki insanların tavırlarından, giyimlerinden, hatta çay içmelerinden bile bahsediyor. Yani gözünün gördüğü tüm izlenimlerini yalın bir dil ile, fotoğraflarla destekleyerek aktarıyor. Avrupa'yı eleştirdiği yerler, Osmanlı ile kıyasladığı durumlar vardı. Yazar ülkesine olan özlemine de değinmeden bitirmiyor kitabı.
Eğer tarihin gezi ile harmanlanmasını seviyorsanız bu kitabı seversiniz bence. Kurgu dışı okumalar yapanlar için keyif verici olacaktır. Merak edenler için keyifli okumalar.
Bir şair Bukre. Ayrılık ve kavuşma arasında gidip geliyor. İkisi de acı veriyor. Sevdiğinden asla ayrılmıyor. O mutlu olsun diye adını unutturuyor. Bukre belki başka tenlere, başka bedenlere denk gelecek. Ama sevdiğinin aşk çizikleri , bir dövme gibi kalacak bedeninde.
BukreKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 201323,4bin okunma
Bir okurumuzla Balkanlar tarihine yönelik roman tavsiyesi için konuşurken bana bu yazarımızdan bahsedip danışabileceğimi söyledi. Sonrasında yazarımız Mehmet Y. ile tanışma şansı buldum. Kendisi Balkanlar'a oldukça ilgili. Kendisine danışmam neticesinde başka kitaplar olsun, kendi kitabını da tavsiye etti doğal olarak. İlk önce "Yola Düşen Gölgeler" kitabını okudum. Daha sonra bana bu kitabını hediye etme inceliğinde bulundu. Kendisine çok tşk ediyorum :)
Kitap, olaydaki kahramanların kendi ağızlarından hikayelerini anlatarak oluşan kısa bölümlerden oluşmakta. Romanya cephesinde savaşıp şehit düşen bir askerin oğlu Mustafa ile Sovyet Rusya işgalinde Kırım'dan kaçan bir ailenin kızı Ayşe'nin yolları İstanbul'da kesişiyor. Sonrasında torunları Tunahan, o savaş yıllarında yitip giden, yeri, mezarı bilinmeyen büyük dedesinin izine dair araştırma yapmak üzere Bükreş'e gidiyor ve onun yaşadığı olaylarla ilerliyor hikaye.
Roman, Balkanlar tarihine dair çok güzel, faydalı, aydınlatıcı bilgiler barındırıyor. Kendi ecdadımızın tarihini, Balkanlar'daki geçmişimizi hiç bilmiyoruz dedim kendi kendime. Okullarda tarih dersimiz Osmanlı tarihi ve Cumhuriyet dönemi olarak çok üstünkörü anlatılıp geçiliyor. Balkanlar'da bıraktığımız izlerden, oralardan göçüp gelen insanlarımızın yaşadıklarından hiç bahsedilmiyor. Sadece şu tarihte şu savaş yapıldı, Osmanlı yendi veya yenildi denmekten öteye gitmiyor anlatılanlar. Kendim Balkanlar turu yaptığımda bıraktığımız izleri görüp, ecdadımızı anarak tarihimizi birazcık öğrenmiş olsam da böylesi kitaplar daha derin duygu ve hislere sürüklüyor insanı. Zaten bu kitabı okuma sebebim de gezip gördüğüm yerlerin tarihiyle bağ kurup seyahatimi daha anlamlı hale getirebilmek içindi. Bu konuda beni etkilediğini söyleyebilirim.
Kitapta olay çok akıcı,
Bukre, Kahraman Tazeoğlu’nun aşk, hayal kırıklığı ve sadakat temalarını işlediği duygusal romanlarından biridir. Romanın merkezinde Bukre adlı genç bir kadın vardır. Bukre, sevdiği kişi tarafından aldatılınca büyük bir yıkım yaşar ve bu zor döneminde en yakın arkadaşı Selim ona destek olur. Selim ise uzun zamandır Bukre’ye gizlice âşıktır fakat bunu söyleyemez.
Daha sonra Bukre, Cem adlı bir müzisyenle tanışır ve ona âşık olur. Cem’in başarılı olması için büyük fedakârlıklar yapar; ancak Cem zamanla değişir, şöhret ve kötü alışkanlıklar ilişkilerini yıpratır. Bukre yeniden yalnız kalınca yanında yine Selim olur. Romanın sonunda Bukre, gerçek sevginin yıllardır yanında olan Selim’de olduğunu fark eder. Kitap boyunca karşılıksız aşk, sadakat, yanlış seçimler ve insanın gerçek sevgiyi geç fark etmesi temaları işlenir.
BukreKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 201323,4bin okunma
Kitap çok güzel, özellikle Buse ve Selimin arasında ki o bağ… çok sürükleyici bi kitap ben 2 sene öncesi okumuştum hala aklımda.. hem tesadüfler hem imkansızlar hem ask..