Hizmetçinin Sırrı kitabına başladım ve bir günde bitirdim ama beklentimi o kadar yüksek tutmuştum ki, bu kitap benim için gerçek bir hayal kırıklığı oldu.
Bir günde bitmesinin sebebiyse heyecanı ve gerilimi değildi, “hadi artık, bir şey olsun” diye beklerken kitap da bitti.
Bu kitapta birkaç yıl tecrübe kazanmış bir Millie Calloway’den bahsediyoruz; artık bu işlerin piri olmuş, yaşanabilecek her tehlikeyi hesaplayabilen ve buna göre adım atması gereken bir Millie’den…
Garrickler’in evine adım attığı andan beri evde onu tedirgin eden bir şey olduğunun farkındaydı. Douglas, Millie’ye Wendy’nin hasta olduğunu ve onu rahat bırakmasını söylediği zaman tecrübeli bir Millie’nin yapması gereken haftalarca o eve gelip gitmek değil, bir an önce o kadını kurtarmak olmalıydı. Adım atmak için bu kadar yavaş hareket etmesine anlam veremedim.
Evet, sonunda daha farklı bir şey çıktı ve kandırıldı ama… yine de tecrübeli bir Millie, o kadın için daha erken davranmalıydı.
Gelelim asıl bıkkınlık veren kısma: Millie’nin Brock ile olan bitmek bilmeyen gel-gitli ruh halleri bir noktadan sonra okurken sıkılmama sebep oldu. Millie ne kadar bu ilişkiye ısınamadıysa, ben de o kadar ısınamadım ve yapay hissettim.
-- SPOILER --Millie harekete geçip sözde Douglas Garrick öldüğü zaman da cinayetin Millie’nin üstüne kalmasına şaşırmadım. Herkes bir Nina Winchester değil. Planları da o kadar iyi değil.-- SPOILER SONU --
Sonuç olarak… Bu kitap beni şaşırtacak ters köşelere, heyecanlandıracak olaylara sahip değildi. İlk kitaptan aldığım zevki bu kitaptan alamadım.