Zülfü livaneli
Engereğin gözü
putlaştırdığımız her şeyin, bir gün bizi nefret duygusu ile çepeçevre sarabileceğini gösteren zülfü livaneli kitabıdır. Okumaya başlar başlamaz,bitirmeden bırakamadıklarınızdan,Livanelinin iyi kitaplarından olduğunun kanısındayım.
Saray erkanında türķ oduncudur,gardiyandır,leventtir . Paşa,vezir,sadrazam gibi yönetim erkine getirilmez.
Sırp,slovak,venedikli,rus ağırlıklı devşirmelerden oluşan osmanlı habeşistanlı bir harem ağası gözünden romanlaştırılmış.
Erkeklik ve üreme/üreyememe sendromunun yaşama olan yansıması apaçık gözler önünde. nefret ve acıma hislerinin harmanlandığı, kısa olmasına rağmen çok katmanlı psikolojik incelemelerin yer aldığı okunası bir kitaptır.
zülfü livaneli bu romanı “iktidar ateşinin çevresinde dönen pervaneleri” anlatmak için yazdığını söylüyor. elia kazan ise roman ile ilgili “okuduğum en iyi kitap” diyor.
Livaneli'nin engereğin gözü romanı, kul-efendi ilişkisini anlatıyor. arka plan olarak osmanlı sarayı kullanılsa da tarihi değil psikolojik bir roman okuyoruz.
padişah, ilk olarak doğaüstü bir varlık olarak görülüp tasvir edilirken, iktidarını kaybetmesiyle birlikte aşağılık bir varlık haline dönüşüyor. kul yani haremağası, iktidarını kaybeden efendisiyle konuştukça bu kez onun insan tarafını da görüyor ve tüm sıradan insanlar gibi efendisinde var olan hataları, eksiklikleri ve erdemleri fark ediyor. bu kez de efendisinin bu özelliklerinden etkileniyor.
değişen şartların insan psikolojisi üzerindeki muazzam etkisini işleyen eser, iktidar hırsının kişi benliği üzerindeki yakıcılığını da sayfalarından okura ulaştırıyor.
ilk olarak engereğin gözündeki kamaşma adıyla çıkan kitap daha sonra yazar tarafından değiştirilerek engereğin gözü oluyor. yazarın, kitap ismini değiştirmesine etki eden neden ise kendisine