8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2019 72. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2019 13:50
Zülfü livaneli Engereğin gözü putlaştırdığımız her şeyin, bir gün bizi nefret duygusu ile çepeçevre sarabileceğini gösteren zülfü livaneli kitabıdır. Okumaya başlar başlamaz,bitirmeden bırakamadıklarınızdan,Livanelinin iyi kitaplarından olduğunun kanısındayım. Saray erkanında türķ oduncudur,gardiyandır,leventtir . Paşa,vezir,sadrazam gibi yönetim erkine getirilmez. Sırp,slovak,venedikli,rus ağırlıklı devşirmelerden oluşan osmanlı habeşistanlı bir harem ağası gözünden romanlaştırılmış. Erkeklik ve üreme/üreyememe sendromunun yaşama olan yansıması apaçık gözler önünde. nefret ve acıma hislerinin harmanlandığı, kısa olmasına rağmen çok katmanlı psikolojik incelemelerin yer aldığı okunası bir kitaptır. zülfü livaneli bu romanı “iktidar ateşinin çevresinde dönen pervaneleri” anlatmak için yazdığını söylüyor. elia kazan ise roman ile ilgili “okuduğum en iyi kitap” diyor. Livaneli'nin engereğin gözü romanı, kul-efendi ilişkisini anlatıyor. arka plan olarak osmanlı sarayı kullanılsa da tarihi değil psikolojik bir roman okuyoruz. padişah, ilk olarak doğaüstü bir varlık olarak görülüp tasvir edilirken, iktidarını kaybetmesiyle birlikte aşağılık bir varlık haline dönüşüyor. kul yani haremağası, iktidarını kaybeden efendisiyle konuştukça bu kez onun insan tarafını da görüyor ve tüm sıradan insanlar gibi efendisinde var olan hataları, eksiklikleri ve erdemleri fark ediyor. bu kez de efendisinin bu özelliklerinden etkileniyor. değişen şartların insan psikolojisi üzerindeki muazzam etkisini işleyen eser, iktidar hırsının kişi benliği üzerindeki yakıcılığını da sayfalarından okura ulaştırıyor. ilk olarak engereğin gözündeki kamaşma adıyla çıkan kitap daha sonra yazar tarafından değiştirilerek engereğin gözü oluyor. yazarın, kitap ismini değiştirmesine etki eden neden ise kendisine
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2016 16. kitabı
Refik Halit kendisinin bizzat yaşadığı üç döneme projeksiyon tutuyor.Abbdülaziz , Abdülhamit ve Cumhuriyet yılları...Giderek gelişen temel gereksinimlerini karşılayan medeni bir topluma doğru kayış göze çarpıyor.Ama bunun yanında eskinin güzellikleri ve kaybolan değerleri de yazarımızın kıvrak dili ile insana Tüh, yazık olmuş dedirtiyor.Ve kitabın sonunda da yetiştiği devre yetişemeyenlere üzüldüğünü belirtiyor yazar.Aziz devrinde: Çocuklar okullara minderlerini alıp gider.Çocuklar okulda hep bir ağızdan sallanarak derslerini verir.Hoca çoğu zaman şahsi dükkanında çocuklarla yardımcısı ilgileniyor.Hamit devrinde:Okullar leyli ,nehari, iptidai , rüşti , idadi gibi kısımlara ayrılıyor.Tahta , kürsü beliriyor.Hoca artık sınıfında.Şimdi:Yeni bina okullar, araç-gereçler mevcut.Başı açık bayan öğretmenler var.Fişler, masal ,bilmece , oyun.. Resmi binalar başlarda sandalyesiz , masasız her türlü satıcının girip çıktığı lağım vb. kokan yerler iken şimdi olması gerektiği gibi.Eskinin özlemle anılan en önemli güzelliklerinden aşklar kapalı ve samimi.Kişi bırakın yüzünü görmeyi siluete aşık oluyor.Sevdiğinin peşinden amaçsızca dolanıyor.Aşkı ilan etme yöntemlerinden belki de en güzeli:Kömür(aşkınla karardım), limon( aşkından sarardım) , kuru ekmek(seninle bir kuru ekmeğe dahi razıyım) motifi.Şimdi ise sevgi metalaştı.Artık aşkdan ziyade beden ön planda.Tarhana, mantı, balkabağı,bumbar,erişte bunların artık yeni nesilce bilinmemesi...
Üç Nesil Üç HayatRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 2022256 okunma