Bir yeniçeri, "Ey millet!" diye bağırdı. "Şişman adamın yağı sızıya bire bir gelir!" Islak şehrin ciğer delen rutubetinden elaman demiş, her yanları sızım sızım sızlayan halk, vezirin bumbar dolmasına dönmüş gövdesine bir anda hücum etti. Belinden hançerini sıyıran, vezire dalıyor ve yağlarından bir parça kesip koynuna dolduruyordu. Vezirin kesilmiş yağlarını evlerine götürecekler ve ağrıyan yerlerine dolak yapıp saracaklardı.
1000Kitap
Ne zaman çocukluğu aklına gelse, Eyüp Çarşısı'nda yan yana dizilmiş kebapçılar da düşerdi aklına. Oralarda gezinirken kebapçıların kokusu burnuna dolduğunda, kim bilir kimden duyduğu bir bedduayı savururdu lokmaları yutanlara karşı: "Boğazınıza kor girsin." Sonra da evine doğru yürürken, guruldayan midesine inat, meşhur tangonun sözlerini mırıldanırdı: Yağlıca bumbar, tuzluca biftek Olsa da yesek, ram ram ram.⁵
Sayfa 18 - 5. Hayali Katip Salih'in Karagöz kantosundan.·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Günlük olaylar beni ilgilendirmez," dedi annem. "Ben boş zamanlarımı güzel bir ülkede yaşarım. Kitaplarım bana yeter." Dayım ayakta, kımıldamadan duruyordu. Döşemeyi incelemeye başladı. "Güzel ülke..." diye mırıldandı: "Peki, ne demek oluyor bu? Özel bir cennet. Sanat neden onun biricik anahtarı olsun... Sana kalırsa sanatın dışındaki her şey bumbar. Kayzerinizin, karşısında direnmeyen her şeyi yutacak gibi ağzını açması senin için yalnızca günlük olay, bok... Başka ülkelerde sizin için neler söylendiğini hiç mi duymadın Allah aşkına? Size, her gün söylediklerinize, yaptıklarınıza göre değer biçiyorlar, küçük sanatınıza göre değil.
Sayfa 141·Kitabı okudu
Gaziantep:
"Ciğer, kelle, mumbar [bumbar]... Allaaah!.. Ölürdü o mumbar yapmama... Kocam gitmiş on tane mumbar almış, getirmiş. Tek başıma temizledim, on koyunun mumbarını pişirdim. Belki on beş yirmi kişilerdi masada, hemen bitti."
Sayfa 158·Kitabı okudu
Alıntı
Bağırsak dolması ve bumbar çok sevilirdi. Eski Türklerde pişirilmiş bağırsak dolması ile kurutulmuş et sucuğunu birbirinden ayırmak zordu. XI. yüzyılda "soktu" adı verilen bumbar, içine ciğer, et, baharat konup pişirilen bir yemekti. "Yörgemeç", XI. yüzyıl Türklerinde bir çeşit işkembe bumbarıydı. Beyin, yani "mingi" çok değerli yiyeceklerden biriydi.
Sayfa 124
1000Kitap
Bu kurgudan midem bulandı. Hangi zihin böyle bir şey hayal edip yazabilir? " Bir yeniçeri, " Ey millet!" diye bağırdı. "Şişman adamın yağı sızıya bire bir gelir!" Islak şehrin ciğer delen rutubetinden elaman demiş, her yanları sızım sızım sızlayan halk, vezirin bumbar dolmasına dönmüş gövdesine bir anda hücum etti. Belinden hançerini sıyıran, vezire dalıyor ve yağlarından bir parça kesip koynuna dolduruyordu. Vezirin kesilmiş yağlarını evlerine götürecekler ve ağrıyan yerlerine dolak yapıp saracaklardı. Meyvesi olan ağaca saklanan rüzgar bile böyle bir manzarayı dünyanın hiçbir yerinde görmemiştir. Yedi iklim dört bucakta böyle acayip şey yaşanmamıştır. Allah taksiratını affetsin koca vezir gözlerimizin önünde gittikçe küçülmeye başladı. Bu gidişle suskunlar mahallesine götürülecek bir parçası bile kalmayacaktı."
Sayfa 53