leysa

leysa
@bundlelinov
Yalnızken sıkılmaktan da, kalabalık içinde sıkılmaktan da korkardın. Ama en çok korktuğun şey iki kişi, yüz yüze otururken sıkılmaktı. Anlaşılır bir getirisi olmayan o bekleyiş anlarının herhangi bir yararının olduğunu düşünmezdin. Bir tek o anlarda pek rastlanmayan eylemle düşüncenin kendi yaşamına yön verdiğine inanırdın. Hoşa gitmenin değil kendini konumlandırmanın sanatı olan edilginliğin değerini küçümserdin. Doğru zamanda doğru yerde olmak, iç karartıcı yerlerde geçirilecek kötü anların uzun sıkıntısının kabullenilmesini gerektirir. Sabırsızlığın, sıkılarak başarıya ulaşma sanatından yoksun bırakmıştı seni.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sanatta, eksiltmek kusursuzlaştırmaktır. Yok olmak seni negatif bir güzelliğin içinde dondurdu. Annenin evinde, yaşlı bir bekçi köpeğiyle hiçbir işe yaramayan, tepkisiz, evcil kediler vardı. Şu özdeyişi yineler dururduk: Kediyi yaşam boyu besle, seni bir günde bırakır; köpeği bir gün besle, sana yaşam boyu bağlı kalır. Sen kedi oldun, bense köpek.
Sayfa 16·Kitabı okudu
"Ben ölseydim o belki ağlardı ama o ağlasaydı ben ölürdüm..." -Özdemir Asaf
Sayfa 160·Kitabı okudu
Alıntı
Hiç tanımadığı bir insana gidip de kendini öldürmek istediğini itiraf etmek istemiyor Connell. Dün gece yerdeyken susuzluktan ölene kadar tamamen hareketsiz bir şekilde yatmanın hayalini kurmuştu. Ne kadar sürerse sürsün; belki günler alacaktı ama hiçbir şey yapmayacağı, pek bir şeye kafa yormayacağı için rahat geçecekti o günler. Kim bulacaktı cesedini? Ona ne. Haftalar boyu tekrar tekrar kurularak tertemiz hale gelen hayal, ölüm anında sona eriyor: Sakin ve sessiz gözkapağı her şeyi son bir kez örtüyor.
Sayfa 202 - Connell·Kitabı okudu
Alıntı
Dün gece yerden bir buçuk saat kalkamadı, tuvaletinden yatağına dönemeyecek kadar yorgundu çünkü. Tuvaleti orada, arkasındaydı, yatağıysa orada, önündeydi, ikisi de görüş alanındaydı ama ne ileri ne geri gitmek mümkündü; yalnızca aşağı, yere gidebiliyordu, sonunda halıya hareketsiz bir şekilde uzandı. Ee, yerdeyim işte, diye düşündü. Yatakta ya da bambaşka bir yerde değil de burada olunca daha mı kötüymüş hayat? Yoo, hayat her şeyiyle aynı. İnsan kafasının içinde hayatı oradan oraya götürüyor. Burada uzanmışım, halının iğrenç tozunu ciğerlerime solumuşum, bedenimin ağırlığının altında sağ kolumun yavaş yavaş uyuştuğunu hissetmişim, ne fark eder? Herhangi bir deneyimden esasında hiçbir farkı yok.
Sayfa 201·Kitabı okudu
Alıntı