Bunny

Bunny
@bunnysu
KAŞIKÇI ELMASI Dünyanın tanınmış elmaslarının birer tarihçesi, macerası vardır. Bu arada bazıları kanlı ve uğursuz olarak meşhurdurlar. Türk hazinesinde Kaşıkçı Elması diye anılan kıymetli taşın hikayesini, on sekizinci asrın müverrihlerinden Raşit, şöylece naklediyor: « 1669 yılında İstanbulda Eğrikapı çöplüğünde dolaşan baldırıçıplak · takımından bir adam bir yuvarlak taş bulur.. Bir yaymacı· kaşıkçıya giderek üç tahta kaşığa değişir . . . Kaşıkçı götürür, bu taşı bir kuyumcuya on akçaya satar. Kuyumcu taşı arkadaşlarından birine gösterir; kıymetli bir elmas olduğu anlaşılınca heriki sus payı ister ... Aralarında kavga çıkar ... Mesele Kuyumcubaşıya · akseder. Kuyumcubaşı kavgacıların eline birer kese akçe vererek taşı alır . . . Fakat bu sefer de vakayı Sadrazam Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa duyar, taşı kendisi için satıli alınağa hazırlanırken mesele Padişaha akseder. Dördüncü Mehmet, Bir Hattı Hümayun ile elması Sarayı Hümayuna getirtir ve Saray elmastraşına verilir. Eğrikapı çöplüğünde bulunan taş işlenince meydana 48 kratlık naclide bir elmas çıkar . . . Kuyumcubaşıya Kapıcıbaşılık rütbesiyle bir kese bahşiş ihsan olunur. Kaşıkçı Elmasının Eğrikapı çöplüğüne nasıl düştüğü tarihin bir sırrı olarak kalmıştır.
Alıntı
Reklam
Azar İnancı
"Azar", Eski Türk inanç sisteminde kutsal bir güç, ilahi ceza ya da günahkâra gelen bela anlamına gelir. Bu kelime, genellikle bir kişinin kötü bir davranışının karşılığında tanrısal bir ceza olarak başına gelen musibetleri tanımlamak için kullanılır. “Azar işitti” → Bir büyüğünden fırça yedi. “Azarı boynuna” → Suçunun cezasını çekti. “Azgın oldu” → Yoldan çıktı (töre dışına çıktı). Bunların hepsi kadim "azar" inancının dilimizdeki yankıları.
Kam kişiler aya ise Ay Ata derlermiş. Bunun sebebi ise erkeğin evinden sık sık avlanmak için ayrılmasıymış. Ava çıkan erkeğin yolunu da güneşin olmadığı ortamda ay aydınlatır ve gösterirmiş. Ayrıca sıkça evin dışına çıkmak zorunda kalan erkeğin bu yaşam biçimi gökyüzünde her gece görünmeyen aya benzermiş. Bu yüzden kadim zamanlarda Şamanlar aya Ay Ata demişler.
Kadim dönemlerden beri Şamanlar Güneş' e Güneş Ana derlermiş. Bunun nedeni güneşin de tıpkı insana hayat veren ve evin sahibi olan kadın gibi evin içinde yaşayanlara hayat vermesi, yaşamlarını sürdürmesi için güç katması ve beslemesi, onları ısıtmasıymış. Ayrıca bir kadın tıpkı güneş gibi şafaktan gün batımına dek evin içinde çalışırmış. Bu yüzden güneşe de Güneş Ana denirmiş.
Yaşlı Şamanlar der ki, eğer kadınlar olmasaymış ay ve güneşin altında, dünya üzerinde insan soyu diye bir şey olmazmış. Aynı şekilde tüm kadınların ve erkeklerin anası olan Toprak Ana olmasaymış yer üstünde de hiçbir yaşam başlayıp süremezmiş. Bu yüzden zamanın başlangıcından beri var olan Şamanlar, Toprak Ana'ya tapar ve ona türlü türlü adaklar sunarlarmış. Kara Toprak Ana'nın yaşam verdiği kara başlı halkın her çocuğu da annelerine böyle saygı duyarlar, her sabah günü karşıladıktan sonra ona, soylarının esenlik ve bolluk içinde devam etmesi ve hayvanların çoğalması için süt saçısında bulunurlarmış.
Reklam