burak özsoy

burak özsoy
@burak37389
(bir düşünceyi alıntılamam ona katıldığım anlamına gelmez)
kaynağan kurbağa sendromu Bir kurbağayı kaynar suyun içine bırakırsanız hemen tepki vererek kendini dışarı atar. Ancak, aynı kurbağayı soğuk veya ılık suyun içine koyarsanız ve korkutmazsanız öylece kımıldamadan duracaktır. Suyu alttan yavaş yavaş ısıtırsanız sıcaklık yükselirken kurbağa hiçbir şey yapmaz tersine keyif de alır. Yükselen sıcaklıkta kurbağa sarhoşluk hazzıyla kendinden geçerek dışarı çıkamayacak hale gelecektir. Kaçmak için hiçbir engel kalmadığı halde dışarı kaçamaz ve haşlanıp pişer. Çünkü kurbağanın sinir sistemi yavaş ve tedrici değişimlere değil ani değişikliklere göre programlanmıştır. Kurbağaların çok büyük bir kısmı içinde bulundukları “değişim”i algılayamadıkları daha doğrusu rehavete kapılıp gevşedikleri için haşlanarak canlarını vermiş olur. Bu hikaye genellikle insanların ve toplumların çaktırmadan yavaşça uygulanan değişikliklere nasıl tepkisiz kaldığını göstermek için iyi bir örnektir. Modern toplumlarda ve kişilerin yaşamlarında da sıcak su içerisindeki kurbağa gibi benzer durumlara sıkça rastlarız. Toplum yaşamını etkileyen bazı şeyler yavaşça değişir, çoğu kimse de bunu fark etmez. Kişisel ve toplum olarak yaşamlarımızda suyun ısındığını ve haşlanmaya doğru gittiğimizi bir türlü anlayamayız. Anladığımızda da iş işten geçmiş olur. Bilim adamları, bu deneyden esinlenerek önemli bir sonuca ulaşırlar. Bu durum insanlar için de pek farklı değildir. Hayatımızda ani değişimler olmadan ya da ciddi ve ani bir tehdit ortaya çıkmadan harekete geçme alışkanlığımız yoktur. Bu durum gerek bireysel yaşamda, gerekse bir topluluk, toplum, ülke ve devletlerde de aynıdır. Su yavaş yavaş ısınıyorsa yerimizden kımıldamaz aksine rehavete kapılarak gevşeriz. Bu rahat ortamın bize doğru yansıttığı güven aldatmacasının içinde tembelleşir ve geleceği
burak özsoy
aslında bu deney hakkında okuduklarım bilimsel doğruluğu hakkında kafamı karıştırdı bazı kaynaklar kurbağanın bu değişimi anladığını bazılarıda anlamadığını yazmış.ama doğruluğu ne olursa olsun şirketlerin ve devletlerin manipülasyon tekniklerini çok güzel özetlemiş.bu aydınlanmanın ne zaman başlıyacağını bilmiyorum ama adalet er yada geç yerini bulacak.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
gandhi'ye göre dünyanın 8 hatası 1-ahlaksız ticaret 2-ilkesiz siyaset 3-niteliksiz eğitim 4-emeksiz zenginlik 5-vicdansız haz 6-insaniyetsiz bilim 7-gösterişe dayalı ibadet 8-kanunsuz adalet Mahatma Gandhi
ismagram isimli okura yanıt verildi
burak özsoy
sjssjjs aynen öyle
Ateşli bir şekilde savunulan görüşler asla iyi bir temele dayanmayan görüşlerdir; gerçekten de şiddetli duygusallık, görüş sahibinin rasyonel kanıtlardan yoksun olduğunun bir göstergesidir.
barış isimli okura yanıt verildi
burak özsoy
doğru demiş dostum .en rasyonel görüşler soğukkanlılıkla savunulabilen görüşlerdir
İnsan ilişkileri de tamamen yalana dayanır. Zira bir insanı biri­sinin tam olarak tanıması mümkün değildir. Karşımızdakinin bildiğimiz davranışlarından kafamızda bir imaj çizeriz: Bu iyi bir insandır veya bu fena bir insandır; şu içten pazarlıklıdır; şu adam güvenilir bir kişidir; şu kadın dedikodu yapmaz vs. Bu tür tiple­meler, aslında hepimizin eksik veri üzerine inşa ettiğimiz varsa­yımlar, yani hipotezlerdir; yanlış, yani yalan olma ihtimalleri çok yüksektir. O kadar ki, bir anne veya baba bile kendi evladını tam olarak tanıyamaz. Tanıdığını zannettiği, kendi kafasında oluştur­ duğu varsayımdan ibarettir. Başka insanlarla ilişkiye girerken her zaman kafamızdaki hipo­tez bize yol gösterir, karşımızdakine nasıl davranacağımızı tayin eder. Burada iki davranış türü benimseyebiliriz: Ya kafamızdaki hipotezi gerçek sanıp karşımızdakine her zaman ve her şart altında ona göre muamele yaparız veya karşımızdakinin kafa­mızdaki imajının yalnızca kendi yarattığımız bir varsayım oldu­ğunun bilincinde olarak onun davranışlarını hep o model içinde değerlendirmez, modelimizi sürekli kontrolden geçiririz. Bu bizim başkalarına karşı önyargılı denen türden bir davranış içine girmemizi engeller. Aslında herkes, herkes hakkında önyargılıdır. Bu akıllı varlıklar olmamızın bir gereğidir. Önyargısı olmayan insan boş kafalı demektir; o ana kadar eline gelen verileri değer­ lendirememiş insan demektir. Uygar insan ise önyargısının yal­nızca bir varsayım olduğunun bilincinde olarak onu her an yeni verilerle kontrole açık tutan kişi demektir. Buna mukabil ilkel insan, öyle veya böyle edindiği, genellikle ezberlettirildiği önyar­gılarını gerçek kabul edip onları değiştiremeyen insan demektir. Türkiye'de insan ilişkileri genellikle değiştirilemeyen önyargı­lar üzerine kurulduğundan kimse
Sayfa 82
burak özsoy
açıkçası bu düşünceye büyük ölçüde katılıyorum önyargı bir bakıma bize bir yol sunar gözlemlerimizi yönlendirmek için bir yol sunar.fakat modern insan olmanın ön koşulu önyargının sınırlarını bilginin sınırlarını bilmektir,önyargıların test edilmemiş varsayımlar olduğunu kabul etmektir.