Burak

Puan vermedi
2012 yılında Suzanne Collins’in kaleme aldığı Açlık Oyunları üçlemesinin ilk kitabıyla akıllarda yer edinen bu distopik ülke, kısa sürede okuyucuları içine çekmiş ve sayfalar birbiri ardına çevrilirken yapısı, işleyişi ve geçmişiyle çeşitli sorulara ve tartışmalara yol açmıştı. Bundan sekiz sene sonra ise yazar hem kurgusal dünyasıyla ilgili pek çok yanıtı, hem de pek çok yeni soru işaretini barındıran bir eser yayınladı: Kuşların ve Yılanların Şarkısı. Dahası, ilk kitaptan 64 yıl öncesini anlatan bu eser, okuyucuya harika bir fırsat sunuyordu: Panem’in acımasız, sert başkanı olarak tanıdığımız ve seri boyunca hep kilit noktada bulunan Coriolanus “Coryo” Snow’un henüz genç bir öğrenci olduğu yıllara dönüş. Bu kitapta ne Panem bildiğimiz ülke ne de Snow bildiğimiz o güçlü başkan. Sistem, insanlar, her şey kırılgan ve henüz çok taze. “Karanlık Günler” olarak nitelendirilen savaşın üstünden 10 sene geçmiş ve başkent Capitol’deyiz. Bir hasat günü, bize hem tanıdık hem de bambaşka gelen renkli bir karakterle tanışıyoruz: Lucy Grey Baird. Nesiller boyu aktarılacak o ünlü şarkıların sahibi. Snow’un akıl hocalığı yapacağı bu haraçla tanışması ile ikisinin de hayatı bir daha eskisi gibi olamayacak ve bunun tam ne anlama geldiğini anlamak için sayfaları diğer kitapları da düşünerek çevirmek şart. Bunların yanı sıra hem bir karakter hem de tip olarak Snow özel olarak incelenmeyi hak ediyor. Derin bir çatışma ve sorgulama alanı sunulmasının yanı sıra bu eserde kendisi başarının, gücün ve hayatta kalmanın kurnaz ve zalim bir sembolü olarak karşımıza çıkıyor. Bu eserde yazar, okuyucuya onun iç dünyasına dalma fırsatı vererek kendisinin gizli düşüncelerini ve kırılganlıklarını açığa çıkarıyor. Belki en tehlikeli yanı da bu Snow’un, bir anti kahraman olarak sahip olduğu en büyük
Kuşların ve Yılanların ŞarkısıSuzanne Collins · Dex Kitap · 20241,986 okunma
Reklam
Puan vermedi·
Santiago çobanlık yapan bir gençtir. Gördüğü bir rüya üzerine falcıya gider, ondan rüyasına bir anlam çıkarmasını ister. Falcı, Santiago’ya Mısır’a, piramitlere gitmesi gerektiğini ve orada bir hazine bulacağını söyler. Santiago falcıya inanır ve yola çıkar. Yolculuğu sırasında karşısına çıkan ilk kişi Salem‘dir. Salem, genç adamın yanına sıradan biri olarak yaklaşır ancak kendisi kraldır. Santiago’ya yolculuğunda yardımcı olması için sürüsü karşılığında iki taş verir. Urim ve Tummim adındaki bu iki taş, sorulan sorulara cevap verir. Beyaz “hayır”, siyah “evet” anlamındadır. Santiago kralın yanından ayrılır, bu sefer Arap çocukla karşılaşır. Çocuk, Santiago’nun parasını çalıp kaçar. Artık hiç parası yoktur, geri dönmeyi düşünür ancak onun yerine yoluna devam eder. Bir billuriye dükkanında çalışmaya başlar. Yeterli parayı biriktirdikten sonra yoluna devam eder. Çöle gelir, orada Fatima ile tanışır ve aşık olur. Fatima’ya olan aşkına rağmen yoluna devam eder ve sonunda piramitlere ulaşır. Hazineyi arar ancak hazine orada değildir. Simyacı Santiago’ya “yüreğin nerdeyse hazinen de ordadır” der. Hazine en başından beri Santiago’nun evindedir. Bunu anladığı anda çöle geri döner Fatima ile evlenir ve oradan birlikte evlerine dönerler.
1000Kitap
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,7bin okunma
Distopik Nedir
Hayallerimizdeki ütopyanın aksine anti-ütopya da vardır elbette ki. Anti-ütopya olan distopyalarda her şey iç karartıcı ve can sıkıcıdır. Distopyalarda gelecekte gerçekleşmesinin mümkün olacağından korkulan baskıcı ve totaliter toplumlar vardır. Distopyalardaki kötümser düşünceler için de distopik kavramı kullanılmaktadır. Ütopik düşünce sonsuz iyimserlik içerdiği gibi distopik düşünce de sonsuz kötümserlik içermektedir. Distopik düşüncede gelecekte olması beklenen ve aynı zamanda bundan korkulan toplum düşüncesi hakimdir. Distopik düşüncelerin hakim olduğu distopyalarda ise; baskıcı, her şeyi kontrol eden bir hükümet mevcuttur. Eşitliğin hiçbir şekilde mümkün olmadığı, ya herkesin aşırı yoksul olduğu ya da zenginler ve yoksullar arasındaki gelir farkının bir hayli büyük olduğu toplumlardır. Distopyalarda genellikle özgür ve bağımsız düşünceden söz etmek de mümkün değildir. Ayrıca bu toplumlarda insanların zihinleri de kontrol edilmektedir. Rahatsız edici boyutlara varan bu sistemde yaşamak oldukça zordur
1000Kitap
Ütopik Nedir?
Ütopyaya ait düşünceleri ifade etmek için ütopik kavramı kullanılmaktadır. Gerçekleşmesi imkansız olarak görülür ve hayali düşünceler olarak nitelendirilir. Ütopya kavramının özelliklerini taşıyan anlatımlar, ütopik düşüncelerdir. Ütopik düşüncelerde Kötülüklere yer verilmez. Her konuda her zaman iyi düşünceler söz konusudur. Harika bir toplum yapısı, herkesin eşit şartlarda yaşaması ve arzu edilen toplum düzeninin hakim olmasını istemek ütopik bir düşüncedir. Günümüzde de gerçekleşmesi çok zor olarak görülen ve içinde iyilik barındıran düşünceler için ütopik kavramı kullanılmaktadır. Yani hep o hayalini kurduğumuz mükemmel dünya ütopik bir düşüncenin örneğidir. Ütopik düşüncenin hakim olduğu ütopyalarda; tüm vatandaşlar için mutlak eşitlik söz konusudur. Eğitim, sağlık gibi alanlarda herkes eşit haklara ve sorunsuz erişime sahiptir. Tüm vatandaşlar için güvenli bir ortamda yaşam sürme durumu söz konusudur. Korku endişe gibi duygular yoktur. Ütopyalardaki yaşantılar bu şekilde tasarlanmıştır. İdeal bir toplum kurmak arzusundan ortaya çıkmıştır.
1000Kitap

Burak

, bir kitap okudu
Puan vermedi·177 syf.·
2023 17. kitabı
Sabahattin Ali
8.7/10 · 376,2bin okunma
Reklam