Burak

SAATÇİ: Yıllarca saatlerin içinde yaşadım... Saatlerin sihri, hayatımın sırrı oldu... Bir gün bu sırrın yüzlerimizin bilmecesiyle çözülebileceğini anladım... Böylece rüyalarım bir başkasınınkiyle karıştı... Artık hiç unutmam... Çünkü saatin yüzü yüreğe yakınsa kendi yüzü konuşur insanın...
Sayfa 52·Kitabı okudu
Sinema
Reklam
FOTOĞRAFÇI: Hayatta ne olmasını istersin en çok? Saatçi bir an düşünür. SAATÇİ: İnsanlara saatleri anlatmak isterdim... Mekanizmaların inceliğini, yayların korkunçluğunu, çarkların karanlığını... Şimdi kimse saat nedir farkında bile değil... Belki bunun için insanlar kederli, belki bunun için hikâyelerini bile anlatmıyorlar... Akreple yelkovanın arkasında nasıl bir can vardır, hissetmiyorlar bile... İnsanlara saatlerin sırrını anlatabilmek isterdim... O zaman uykudan uyanır gibi dünyaya gözlerini açarlardı... Kederlerinden kurtulur, belki kendi hikâyelerini anlatabilirlerdi...
Sayfa 24·Kitabı okudu
Sinema
FOTOĞRAFÇI: Huzurlu olmak için böyle bir dükkânda mı çalışmak lazım? SAATÇİ: Sır dükkânda değil, saatlerin içindedir. FOTOĞRAFÇI: Nedir bu sır? SAATÇİ: Bilmiyorum tam ne olduğunu... Ama akşam dükkânı kapar eve giderim... Ev sessizdir. O kadar sessizdir ki dükkândaki saatlerin tıkırtısını duyarım sanki... Kapıları kapayıp kepengi indirdikten sonra, karanlıkta saatlerin tıkır tıkır işlediğini düşünürüm. Hepsi, boş ve karanlık dükkânda, bir anda... Bu düşünce de huzurumu kaçırır delikanlı...
Sayfa 23·Kitabı okudu
Sinema
Rüyalarında ne gördüğünü sor... Rüyalarının tamamlanıp tamamlanmadığını... Yoksa unutuyor mu? Rüyalarında yüzler siliniyor, karışıyor mu? Hatırlıyor, kendisi olabiliyor mu?
Sayfa 19·Kitabı okudu
Sinema
Anlamlı bir yüzün hep bir hikâye anlatacağını söylerdi babam...
Sayfa 18·Kitabı okudu
Sinema
Reklam