Sanatın, hayatın özümlemesi, aktarılması olduğunu da biliyorsunuz kuşkusuz değil mi? Dikkat edin "hayatın" diyorum, o insanların yaşamaları içinde burkultup eskitildiğinde, insanca haklarının ellerinden alına alına yarı hayvansı içgüdülerle yetinip, gelişmemelerine çalışıldığını da biliyorsunuzdur umarım. O zaman onlardaki insan olma damarının türküyle, örgüyle, dokumayla, cevherini yok etmeye uğraşanlara karşı koyan sessiz savunusunu da unutmayın.
Ben güzelliğe vurgunum, tutkunum diyor. Her sınıf kendi güzelliğini yaratıyor kuşkusuz ya, asıl çabalarıyla, emekleriyle hayatı doğru kılanların yarattığı güzellikleri göreceksin
"Sizde şöyle türkü mürkü varsa," demiştim. "Yoksa Mozart'ı da severim. Parlak mutlu yolunda gelir bana Mozart." "Ruhi Su da var," demişti, dinlemiştik.