Halit Refiğ'e yazdığı mektupta, "Bütün gerçek kötülüklerin kaynağı can sıkıntısıdır" dediğinde, canı hakikaten fazla mı sıkılıyordu yoksa koca memlekette Metin Erksan'dan başka oturup dertleşecek insan bulamamanın azabıyla mı böyle konuşuyordu Olric?
"Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız.": "Selim (Işık) gibi günlük tutmaya başlayalım bakalım. Sonumuz hayırlı değil herhalde onun gibi. (...)
Günlük'ün 25 Nisan 1970 tarihini taşıyan ilk paragrafı, ana hatlarıyla bütün bir Oğuz Atay'ı özetliyor aslında. Bir defa, romancının, bazı yolları, yarattığı roman kahramanlarıyla birlikte yürüdüğü çıkıyor ortaya. (Hangi yazar, yarattığı kahramanlara meftun değildir ki Olric?) Selim Işık kardeşimiz mesela, Tutunamayanlar'ın hemen başında intihar ettiğini unutup Günlük'ün ilk paragrafına yerleşmiştir olanca içliliğiyle. Hadi bu neyse ne de, "Sonumuz hayırlı değil herhalde onun gibi" cümlesini sarıp sarmalayan kehânet de ürpertiyor insanı bir tarafıyla. Bunun ne kadarı Sevin Seydi'nin Oğuz Atay'ı terk edip Londra'ya yerleşme kararının sonucudur, bilemiyoruz henüz.