Çevirmen:
Tanıl Bora
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·278 syf.··
2021 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2021 00:19
Kitabı ikinci kez okuyuşum ve bu kez de kafam allak bullak oldu. Kafka okuduğum diğer hiçbir yazara benzemiyor ve okuduklarıma da sadece roman deyip geçemiyorum. Her şeyi o kadar somut bir şekilde gözlerinizin önüne seriyor ki ortamdakilerin nefesini bile hissediyorsunuz. Her şeyin hayal ürünü kurgular olduğunu anlamanıza rağmen sizi içine sürüklediği şey aslında kendi ruh hali. Kafamda eşleştiremediğim o kadar durum var ki kitabı yarılamama rağmen ben resmen okuduğumu anlamıyorum diye kendinizi sorguluyorsunuz. Bu kitapta da tıpkı Dönüşüm’de olduğu gibi sabah uyandığında hayatı değişen bir adam var. Tutuklanıyor. Ne ile itham edildiği, suçunun ne olduğuna dair herhangi bir şeyden bahsedilmiyor. Çünkü bu aslında yazarın paranoyak dünyasında ürettiği bir distopya. Dava, Bay K.’nın zihninde uydurduğu ve savaştığı bunu yaparken de hukuk sistemine bir eleştiride bulunduğu diğer kitaplara benzeyen bir yolu olmayan bir kitap. Hangimizin zihnimizde ürettiğimiz davaları, yargılamaları ve infazları yok ki? Kaçımız bunları dile getirebilecek kadar cesuruz? Kafka günlüklerinde şöyle diyordu: “Aç kendini, insan dışarı çıksın.” Dipnot: Tanıl Bora’nın çevirisini yaptığı, Ronald Gray’in önsözünü yazdığı ve Eliseo Vivas’ın sönsözüyle bitirilen içerisinde yazarın kronolojisine ve Dava için yaptığı çizimlere de yer verilen İletişim Yayınları baskısını övmek istiyorum biraz da. Yazara, kitaba ve okuyucusuna ne kadar değer verdiklerini gösteriyorlar bu özenli basımla. Bu yüzden İletişim Klasikleri hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmıyor beni.
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201563,8bin okunma
21. Yüzyılın Kahini
10/10
·278 syf.··
2019 8. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2019 16:28
Anahtar Sözcükler: İletişim, İletişimsizlik, yabancılaşma, bürokrasi, çatışma, kafkaesk, dava, simgesel anlatı. Her şeyi halledip mutlu sona götüren yolu bulabilecek miydi? (Franz Kafka-Dava,
Edebiyat
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201563,8bin okunma
İçine almadı bir türlü, ne yaptım ne ettimse gitmedi... Zorlamanın lüzumu yok deyip bırakıyorum. Kafka'nın bir kaç eserini okudum ama benim için '' Dönüşüm'' müş kendileri. Seviyorum ve saygı duyuyorum yazara bu kopukluğun anlatımdan ya da çeviriden de olabileceğini düşünüyorum. Daha iyi bir Dava çeviri önerisi olan varsa bekliyorum. Benden şimdilik bu kadar belki bir zaman sonra yeniden görüşürüz, kim bilir?
Edebiyat
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201563,8bin okunma
8/10
·278 syf.··
2020 7. kitabı
K. Ortada hiç bir durum yokken kendisiyle alakasını kestiremediği bir durumdan içinde bulunmaya zorlandığı olaylar örgüsünü konu alan adalet anlayışına farklı bir bakıştan yazılmış baş yapıt.
Edebiyat
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201563,8bin okunma
4/10
·278 syf.·
Beğendi
·
2019 14. kitabı
Ya bende bir sıkıntı var ya da bu kitap gerçekten abartılmış.Acaba ne zaman o tarif edilen tadı alacam diye diye kitap bitti elde sıfır.Konu adalet kavramı hak arayışı çok işlenmiş bir konu olduğundan mı bilmiyorum uzun süredir böyle anlamsız sıkan bir kitap okumamıştım. İşte ben Franz Kafka okurum şöyle iyidir böyle entelim hikaye bence boş bir kitaptı daha kalitelileri çokça mevcut onlara yöneliniz efendim.
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201563,8bin okunma
8/10
·278 syf.··
Beğendi
·
2018 40. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2018 10:34
Bankada memur olan Josef K. bir sabah başında bekleyen iki bekçiyle uyanır, hakkında dava açıldığını öğrenir. Suçunun ne olduğu, ne zaman işlediği eser boyunca belirsizdir. Josef K.’nin hayal dünyasında geçen eserde yaşadığı pansiyondaki, çalıştığı bankadaki insanlar, mahkemedeki yargıçlar, memurlar, avukatlar, mübaşirler bu davayı ve suçunu biliyorlar Josef K.’nın. Sadece Josef K. farkında değil davanın. İlk başta önemsemediği, sonrasında savunmaya, kurtarmaya çalıştıkça daha da içine çekildiği bir dava bu. Tıpkı hayat gibi…
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201563,8bin okunma
Puan vermedi·278 syf.··
2021 274. kitabı
Kafka'nın eserlerinde kahramanın ulaşmak istediği amaç ve yapması gereken şeyle arasında, bunun için örgütlenmiş başka insanların kısıtlayıcı hedeflerinden oluşan aman vermez bir duvar var. Kahramanın dışındaki karakterler Kafka romanlarında her anlarında bu kısıtlayıcı hedefler doğrultusunda hareket eden, tavırları ve yapılacak şeyler için kahramana verdikleri izinler belli çerçevelerin dışına asla çıkamayan korkutucu birer otomat gibiler. Şato ve Dava göz önüne alınırsa, hatta Kafka'nın romanlarına "otomat-ik romanlar" da diyebilirim. Bu otomat-ik etki sürprizlere kapalı tahmin edilebilir tarafıyla bir noktadan sonra açıkçası okuyucuyu yormaya, hatta metinlere olan ilgisini kaybetmesine de yol açabiliyor. Bu yorulma ve sıkılma hissi özellikle metinlerin yoğun alegorik yapılarını bir yana bıraktığı, düz, köprü kısımlarında daha da ön plana çıkıyor. Bu yüzden de zaten, Kafka karşısında kafam biraz karışık. Ne rahatlıkla Kafka benim yazarım diyebiliyorum, ne de onu sıkıcı, boğucu bir yazar kategorisine hapsedip ondan büsbütün uzaklaşabiliyorum. Özellikle orada burada rastladığım daha da üst düzey metinlerini de bildiğimden, Kafka benim için zaten asla niteliği bakımından tartışabilecek bir yazar olmayacaktır. *Kitabı okuma programımda ön sıraya çekmemde yeni Tanıl Bora çevirisinin etkili olduğunu belirtmeliyim. Çeviri nasıl mı? İyi. İletişim ve Tanıl Bora kalitesi, fakat bence biraz da metnin genel özellikleri itibariyle çok da sıra dışı, olmazsa olmaz değil.
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201563,8bin okunma
8/10
·278 syf.··
2020 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2020 18:37
Spoiler Özet
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201563,8bin okunma
Hep gizem, hep gizem, sonuç yok.
4/10
·278 syf.··
2019 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2019 17:46
Bu zamana kadar okuduğum kitaplar arasında Marquez'in Kırmızı Pazartesi kitabı gibi kitapların arasındaki ''anlaşılamayan kitaplar'' arasındaki yerini almıştır benim için. Yahu konuya giriş iyi güzel, birden bire bir bilinmezlik ve gizemler zinciri başladı. Söz konusu Dava sıradışı davalardan ve mahkeme heyeti, adliyesi, katipleri, mübaşiri, tutulacak avukatı bile sıra dışı. Ama yazar ne bu konulara açıklık getirebildi, ne de okuyucuya ipuçları vererek gizemleri çözmesi konusunda yardımcı oldu. Kitabın sonunda bir hikaye anlattı, işte bitti. Hepsi bu kadar. Anlayana aşk olsun. Zaman kaybı diyebilirim. Ancak ; eğer burada anlatılmak istenen gerçekten hukuk sistemini eleştri ve davaların insanların psikolojisini alt üst etmeye yarayan bilinmezlik ve gizemlerle örülen duvarlardan ibaret oluşuna bir gönderiyse o ayrı. Evet bu açıdan çok güzel hicvedilmiş. Fakat bence yine de eksik kalan yanları var. Eserin tamamı yayınlanamamış bence. Tamamlanamayan yerleri var ki eser yarım kalıyor bir yerlerde.
1000Kitap
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201563,8bin okunma
"Ah Franz kafka! Benim hüzünlü kekim.."
9/10
·224 syf.··
2021 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2021 01:17
1883 senesi yazında, sıcağın kasıp kavurduğu bir yaz gününde buz gibi biri olarak doğuyorsunuz. Prag'da Almanca konuşan bir Yahudi ailenin, 6 çocuğundan en büyüğüsünüz. İki küçük kardeşiniz bebeklik
1000Kitap
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.