Burak

Film yönetimi ve senaryo yazarlığı atölyelerinin kati surette birbirinden ayrılamayacağını düşünüyorum. Gerçek anlamda özgün bir senaryo ancak ve ancak yönetmen tarafından yaratılabilir, yahut yönetmen ile yazar arasın da ideal bir işbirliği sonucunda ortaya çıkabilir.
Sayfa 8·Kitabı okudu
Sinema
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Jean Luc Godard'ın Kendi Halinde Yaşamak filminin bütün senaryosu, episodların arka arkaya sıralandığı tek bir sayfaya sığabilmişti. İşte bu kadar... Senaryo diye nitelendirilebilecek herhangi bir metin yoktu. Filmin oyuncuları duruma uygun olarak o anda ne gerekiyorsa öyle diyalog kuruyorlardı.. Yahut başka bir filmi, John Cassavetes'in Gölgeler adlı muhteşem filmini örnek verelim. Bu film kelimenin tam anlamıyla bir doğaçlamadır. Filmin dramaturjisi önceden değil de, çekilen episodların kurgulanması sonucunda ortaya çıkmıştı.
Sayfa 5·Kitabı okudu
Sinema
Gerçek bir senaryonun tamamlanmış bir edebiyat eseri olmak gibi bir iddiasının bulunmaması gerekir. Senaryo henüz en başından gelecekteki film gibi tasarlanmalıdır. Bana göre, senaryo ne kadar kusursuz yazılmışsa filmin o düzey - de kötü olacağı muhakkaktır. Gerçi böyle bir senaryoya sağlam senaryo' demek adet haline gelmiştir. Böyle bir senaryoda kahramanlar mutlaka 'dönüşürler', her şey 'hareketlidir', vs... Haddizatında böyle bir senaryo, alelade bir ticari teşebbüsten başka şey değildir. Oysa yaratıcı sinema tamamen farklıdır. Yaratıcı sinemanın özünü edebi bir dille ifade etmek mümkün değildir, çünkü film her halükarda farklı olacaktır. Buna bir karşılık, bir denklik aramak gerekir. İşin doğrusu, senaryoyu film yönetmeninin yazması gerekir.
Sayfa 4·Kitabı okudu
Sinema
Tarkovski, Mühürlenmiş Zaman kitabında belirttiği gibi, kendisi de gerçeğin şaşmaz bir arayıcısıydı. O "bir kerecik olsun kendi haklılığını kanıtlamak için elinden geleni ardına koymayan eksantrik bir sanatçı" değildi. O "doğanın bir mucize kabilinden kendisine bahşettiği yeteneğinin bedelini ödemek zorunda olan bir hizmetkârdı". Hem de bu bedeli hayatıyla ödeyen bir hizmetkâr...
Önsöz·Kitabı okudu
Sinema
Tarkovski, sinema var oldukça unutulmayacak bir isim. Mühürlenmiş Zaman adlı eserini ancak Türkiye'ye döndükten sonra okuduğumda, Sovyetler Birliği'nde olduğum zamanlardan daha fazla ilgimi çekmeye başlamıştı. Uzun yıllar sonra Tarkovski'nin asla ve asla bir karşı-devrimci olmadığına kanaat getirdim. Tarkovski Sovyetler'e karşı değildi. Fakat son yıllarda türemiş olan bürokrasiye karşıydı. Tarkovski belki dindar biriydi. Ama asla ve asla din taciri değildi. Hatta Mühürlenmiş Zaman kitabındaki şu sözlerinden dine nasıl yaklaştığını çok iyi anlayabiliriz: "Bilim geliştikçe tanrıyı yadsır, sanat ise bunun farkında olduğu halde tanrıyla birarada yaşamını sürdürebilir."
Sinema