''...Sadece çok fakirdik. Köydeki diğer bütün çocuklar Kugen'den daha iyi bir hayat sürüyordu. Durumumuz öyle kötüydü ki, Kugen her zaman fasulye yiyemezdi...'' (Sayfa 200)
Kitapta bu alıntının ilk cümlesiyle başlayan birkaç yazım da mevcuttur. O kadar fakirdik ki Youqing'e güzel bir hayat yaşatamadım. O kadar fakirdik ki Fengxia'ya güzel bir elbise alamadım. O kadar fakirdik ki yiyecek bir şeyler bulamazdım. Fakirlik sadece anakahramanımıza özgü bir durum değildi. Köylüler, Mao Dönemi'nin korkunç günlerini yaşarken ağaç kabuklarını yerlerdi. Bir avuç pirinç bulmak imkansızdı. Komün, eldeki bütün hayvanları vatandaşlardan alıp yanlış uygulamalar sonucu telef ettikten sonra, ne köylünün elinde ne de şehirlinin elinde yiyecek bir şey kalmamıştı.
Elbette ki kahramanımız, gençliğinin başında babasından kalma varlıklıydı. Eldeki her şeyi tüketip sıfırı gördüğünde sıfırdan hayat kurması, onu bu cümleleri kurmaya yöneltmiş olabilir. Ancak şu unutulmamalıdır ki bu kitabın yayımlandığında yasaklanmış olması, bize bazı gerçekleri göz önüne sermektedir. Toplum nasıl bu hale getirildi? Mao nasıl halkın fakirliğine neden oldu? Köylülerin emeği nasıl bir sömürüyle değersizleştirildi? Toplum nasıl alt üst edildi? Ve birçok soru aklıma gelmektedir. Böylece kitabın nasıl yasaklanmış olduğuna dair bir cevap ortaya çıkmaktadır.
Yu Hua'nın anlatımı çok basit ve sade. Bu sadelik belli bir okumadan sonra gerçeklerin acı bir şekilde algılanmasına neden olmaktadır. Yazar, hikayesini anlatırken edebi kaygı gütmeyip içeriğe önem vermiştir. Kitap arkasındaki yazıda da belirtildiği gibi ''...Basit bir anlatım, güçlü bir anlatım doğurur: Sabanın toprakta bıraktığı izlere benzer kağıt üzerinde satırlar. Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, Yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar. Doğumları ve ölümleri,