burak ergün

burak ergün
@burakergunnn
4 romanından sonra zihnimde Conan Doyle
9/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2023 298. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2023 15:12
Sherlock Holmes serisinin 4 kitabını sırasıyla aralıksız okudum. Boşuna bu şanı, şerefi haketmemiş dedim kendime. Polisiye roman diyince akla gelen ilk isimlerden Conan Doyle değişik bir adam, zamanının psikoloğu diyebilirim. Şöyle ki okuyucuya bir insanın neden kötü yola saptığını, romanın geçtiği yerlerin ( Hindistan, Amerika, İngiltere ) tasvirlerini, karakterlerin analizini ve duygu durumunu okuyucuya bu şekilde sunması paha biçilemez. Yazarımız bilerek mi yapmış bilemiyorum fakat karşı karakterleri ( Holmes ile Watson ın peşine düştüğü karakterleri ) analiz ettiğimde hepsi birbirinden farklı kişisel özelliklere sahipler. Mesela Dörtlerin Esrarı romanında Small karakterimiz sözünde duran, kaypak olmayan sadece para zaafı olan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Kızıl Soruşturma adlı romanda Jefferson Hope karakteri sözünün eri, aşkına sadık, intikam yemini eden, iyi diyebileceğimiz bir karakter olarak karşımıza çıkıyor özellikle bu romanda bayıldığım detay : intikamını almak için yıllarca bekleyip sonra alacağı zaman dünyada adalet var mı yok mu tahlili yapmak için karşısında ki insana iki adet hap sunan Hope karakterimizin şu sözü : İkisinden birini seç, diğerini de ben içeceğim. Biri öldürüyor, diğeri yaşatıyor demesi... konu dağıldı hemen toparlıyorum :) Baskerville lerin Köpeği adlı romanda ise Stapleton karakterinin ne olursa olsun bir insan kötü ise kötüdür imajını ortaya koyduğunu okuyucuya gösteriyor yazarımız. Korku Vadisi adlı romanımız ise artık yazarımızın 55 civarı yaşlarda yazdığı bir roman yani romanda hata yok öyle söyleyeyim. Polisiye romanlarında illa saçma bi yer bulur okuyucu fakat bunda ben bulamadım. Korku Vadisi romanı hem okuyucuya ters köşe yaptıran, hem buram buram kalite kokan, hem de insanın ufkunu açacak bir roman. 2.Abdülhamid in
Korku VadisiArthur Conan Doyle · Kaldırım Yayınları · 201610,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kısacık Bir İnceleme
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2023 290. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2023 16:30
Hesiodos un, kardeşi Perses e gerçekleri açıklamak ve doğru yolu göstermek amacıyla yazdığı didaktik bir eserdir. Kabaca bu kitap, insanların da tanrılar gibi bazı aşamalardan geçerek bugünkü duruma gelmesini anlatıyor. Arada ki fark insanlar iyiden kötüye giderken, tanrılar kötüden iyiye gidiyor. Bunu da şu şekilde anlıyoruz. Yazarımız çağları kendince ayırmış, sıralaması ise; altın çağı, gümüş çağı, tunç çağı, kahramanlar çağı ve demir çağı. Hesiodos un yaşadığı çağ demir çağı. Böyle giderse insanların sonunun yıkım olacağını bunu önlemenin yolunu ise adalate dayanıp doğrudan ayrılmamak ve tembelliğe son vermemiz gerektiğini söylüyor. Tanrılar için, Khaos tan (Kaos) Zeus a kadar bir idealizasyon süreci karşımıza çıkıyor. ( Zeus yaratılan bir dünyanın başına geçmiş bir Tanrı oluyor ) Böylece Hesiodos a göre Zeus ile birlikte akıl çağının başladığını görüyoruz. Varlık felsefesinde -ARKHE- (İlk element) diye bir kavram var. Thales ten bu yana karşımıza çıkan bu kavram, Hesiodos un bu eserinden geliyor. Hesiodos a göre önce Khaos vardı, zamanla evren belirli ahenk içinde işlemeye başladı. Kendi yorumumu katacak olursam bu tanım günümüz de pek rağbet gören bir tanım değil. Kabaca evrenin ahengi fikri o zamandan bu zamana zayıflamış diyebiliriz. Sadece bu kitap hakkında her şey yazılıp çizildiği için değinilmeyen yerlerine değinmek istedim. Benim en çok ilgimi çeken kısmı neresi diye sorucak olursanız Azra Erhat ın, Hesiodos un bu eserini diğer mitolojiler ile karşılaştırması ve kitabın, işler ve günler kısmında ki köy hayatınının anadoluda ki köy hayatına ne kadar benzediğini bizlere göstermesi. Hatta ve hatta atasözlerimizin bile aynı olması sizce de ilginç değil mi ?
Theogonia - İşler ve GünlerHesiodos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20161,947 okunma
En büyük delilik, bir deliliğe sahip olmamaktır. Spoiler olmadığına eminim.
Puan vermedi
Girit te doğmuş aslında bizim komşumuz olan Yunan yazar Nikos Kazancakis yaşadığı dönem içinde düşüncelerinden dolayı kilise tarafından aforoz edilmiş ve çok zaman kitapları yasaklanmıştır. Kazancakis, Zorba adlı şaheserini 1946 yılında kaleme almıştır. 1964 yılında ise Yunan yönetmen Mihalis Kakoyannis tarafından sinemaya uyarlanmıştır. Zorba, Kazancakis için hiç şüphesiz bir dönüm noktasıdır. Genel itibarıyla diyaloglar üzerinden anlatılan roman okuyucuya yeni bir hayat felsefesi sunmaktadır. Kazancakis, uzun yıllar boyunca kitabın ilk başında da yazdığı gibi; Buda, Bergson, Homeros, ve Nietzsche gibi ruhların etkisi altında kalmıştır. Son olarak Zorba ile bu ruhların etkisinden kurtulup kendi gerçekliğini ortaya koymayı amaçlamıştır. Kazancakis, aslında bir çeşit Zorba ve Nietzsche etkileşimi içerisinde bir roman yazmıştır. İsa’nın ve Buda’nın karşısına Nietzsche’yi çıkarmış ve onları birbirleriyle çarpıştırarak yeni bir değer yaratmaya çalışmıştır. Bu kutsal üçlünün karşısına da bizzat kendi ruhundan izler taşıyan Zorba’yı yerleştirmiştir. Öyle ki Zorba, sanatın, felsefenin ya da okuryazar insanın temsil ettiği bir ruhtan daha ziyade, yaşamın içindeki ateşten beslenen özgür bir ruhtur. Bu yüzden belli kuralları ya da öğretileri yoktur. Tek amacı, yaşamı olabildiğince özgürce yaşamaktır. Zorba karakteri şunu söylemektedir; ( İnsanlar -Neden- sorusunu niye bu kadar çok kullanırlar ki -Niye,Neden-diye sormak insana ne kazandırır. Bir şeyi de nedensiz yapıver, belki yaşamının açılımını oradadır, belki de senin ruhunu özgürleştircek olan odur.) Öyle ki en ufak bir huzursuzlukta çareyi İsa’da ve Buda’da arayan bir anlatıcı vardır karşımızda. Oysa Zorba, bütünüyle hepsini yerle bir etmenin amacı içindedir. Bu noktada anlatıcı sürekli mistik güçler ile karşı güçlerin
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201620,6bin okunma
Rüya içinde rüya, kitap içinde kitap.
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 276. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2023 17:56
Şeytan ın amacı artık insanları hak yoldan saptırmak değil, zaten Bulgakov a göre 1930 yılında Moskova da düzgün insan kalmamıştır... Şeytan ve ekibi; insanların fırsatçılığını, iki yüzlülüğünü, korkaklığını yüzlerine vurmak ve alay ederek onları komik duruma düşürmek amaçları olmuştur. Bulgakov bu romanı 1928 yılında yazmaya başlamış ve 1940 yılında ki ölümüne kadar üzerinde çalışmıştır. Lakin tamamlamaya ömrü yetmemiştir. Daha sonra bu romanı derleyip toparlayarak karısı Yelena Bulgakova 1966 yılında sansüre maruz kalacak şekilde yayınlatmıştır. Ancak 1976 da günümüzde ki şekline gelmiştir. Sovyet camiası (Stalin), Bulgakov un eserleri için- sovyet otoritelerini küçük düşüren öğeler yerleştirdiğini düşünmüştür, bu da eserlerinin yayınlatılmasını sıkıntıya sokmuştur. Bu eser ise daha çok sovyet edebiyatının yönetimini elinde tutan kurum ve kuruluşları eleştiren yapıdadır. Romanın yoğun bir sovyet karşıtı olduğu iddia edilse bile üstü oldukça örtülüdür. Roman 2 bölümden oluşmuş; 1. hikaye 1930 ların Moskova sı ise, 2. hikaye 2000 yıl öncesi yani; Usta adlı karakterimizin yazdığı roman da geçen, Hz İsa zamanın da yaşamış, Yahudiye eyaletinin valisi olan Pontius Pilatus un hayatını bizlere sunmuştur. Şahsen ben de, kitap içinde kitap okuyorum etkisi yarattı. Sovyet rejimine yönelik üstü örtülü ve zayıf bulduğum eleştirel mesajlar ise esas olarak bu romanın içinde ki roman olan, alegorik dini öykü üzerinden verilmeye çalışılmaktadır. Bunları; Liyakatsizlik, korkak yöneticilik, komploculuk gibi öğelerle özetleyebiliriz. Bulgakov un şeytanın varlığının her şekilde tartışmasız var olduğunu okuyucuya anlatma çabası romanın çıkış noktası olmuş. Usta ve Margarita romanını en özel kılan, çağının ötesinde oluşudur. Fantastik yapısı ve büyücü gerçekçiliğe dayanan anlatısıyla
Edebiyat
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
İngiliz asaleti
10/10
·626 syf.··
Beğendi
·
2023 275. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2023 16:50
Bu roman ben de derin izler bıraktı. Şöyle ki; Yazarımız sanatını ilmek ilmek bu romanına yansıtmış. Ana karakterimiz olan Jane Eyre nin ağzından okuduğumuz bu kitapta kelimeleri yuttum diyebilirim. Jane in duygu ve düşüncelerini başka bir kişiye eksiksik ulaştırabilmesi, yengeye olan nefreti, Edward a olan aşkını, Papaz ST. John un karakter analizini, verem olan arkadaşı Helen in dramını, kadın-erkek ilişkilerini, İngiltere de ki 19 YY. gelenek ve toplum anlayışını yaşayarak okudum. Jane karakterimiz, yazarımızın hayatından kesitler içermeseydi bu kadar başarılı olmayabilirdi. Yazıldığı dönemden de olsa gerek cinsel unsurlardan bahsetmeden, neredeyse romantizm temalı bir romanı, okuyucuya bu denli gerçekçi hissettirmesi de ayrı bir yetenek. Gelelim Jane Eyre nin sevdiği erkeğe duyduğu aşka, öyle bir aşk ki ne yaş farkını dinliyor, ne de güzellik-çirkinlik olgularını. Bir insanı sadece seversiniz, bunu Jane de biliyor. Sevgisiz yaşamanın kurbanı olan Jane bu sayede insan sarrafı da olmuş diyebiliriz. 19 YY. İngiltere sin de ayakta sapasağlam, esnek fakat asla bükülmeyen bir kadının, efendim dediği adama olan aşkı ve bu aşkın karşısında ki gururu romanın can alıcı noktası. Yazarımızın Edward ı tasvir edişine hayran kaldım. Kısaca adam gibi adam istiyorum diyor fakat o nasıl bir betimleme... Charlotte Bronte nin diğer kitaplarını sipariş vermeden önce incelememin sonuna geliyorum.
Duygu ve Düşünce
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma