Kitabın Konusuna baktığımızda rüyasında Mısır Piramitleri yakınında bir hazinenin olduğunu gören Endülüslü çoban Santiago’nun hazineyi ararken yaptığı yolculuk diyebilirim kısaca. Ama bana göre kitabın vurgulamaya çalıştığı en önemli konu: “Kişisel Menkıbenin peşinden gidilmesi ve onun gerçekleştirilmesi.”
Aynı zamanda bu kitabı okuma sebeplerimden birisi de Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretlerinin ölümsüz eseri Mesnevi’deki hikâyeden esinlenerek yazılan ve bir nasihatname özelliği taşıyan bu eserdir. Böylelikle Doğu klasiği olan ve dünyaca tanınan alim Mevlana’nın eserine az da olsa (en azından ismimin geçmesini sağlayarak) iltifatta bulunmakta güzel bir sebep olur diye düşünüyorum. Kendi Kişisel Menkıbemizi gerçekleştirme amacı ile hayatımıza bakmamızı sağlamaya çalışan bir eserdir. Bu yüzden okuyuculara bu eseri öneriyorum çok güzel bir eser 3 saat içinde bitirdim gayet güzeldi.
Turan Oflazoğlu, III. Selim Kılıç ve Ney adlı son oyununda işte böyle bir hükümdarı, III. Selim’i ele almaktadır. Musikide yeni makamlar bulan, sanatkârları koruyan, bestekâr ve şair hükümdarı kader, ülkenin buhranlı bir devrinde tahta çıkarmıştır. Kendinden önce vuku bulmuş bir sürü karışıklık, yeniçeri
ocağının işe yaramaz, zararlı bir hale geldiğini göstermiştir. III. Selim belki de şair sezgisi ile batıdan, yeni bir âlemden yararlanma ihtiyacını duymuştur, fakat bir sanatkâr olduğu için radikal kararları alma gücünden yoksundur. Oflazoğlu’nun, bir konuşmasında açıkladığı gibi, kılıcı eline alması gerektiğinde, o, neyini eline alır ve gerçekten kaçarak sanata sığınır. İnsanın kurtarıcısı, ebedileştirici büyük güç olan sanat, bu hükümdarın zaafıdır. O, sorumluluklarından musikiye sığınarak açmaktadır. Turan Oflazoğlu'nun son kitabı olan 3.selim kılıcı ve ney usta yazarın çok güzel bir anlatımlı edebi bir tiyatro örneğidir. Kitap 3 perdeden oluşmuştur. Tiyatro seven herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum
Kitabın açılışı, Aziz John’un mektubundan alıntılar ile yapılmış: “Sevgi, Tanrı’ya aittir ve insanın sevdiği ve bildiği her şeyin sahibi Tanrı’dır. Sevmeyen insan, Tanrı’yı bilmiyordur çünkü Tanrı, sevgidir.”
İlk öyküde, yoksul bir kunduracı olan Simon, karısı Matryona’ya söz verdiği, koyun postundan kabanı almak için yola çıktığında hayatının değişeceğinden habersizdir. Kilise kapısında rastladığı çıplak adamı önce hırsız sanar, sonra dayanamayıp üstündekileri ona giydirir. Eve döndüğünde ne koyun postundan kabanı ne de cebinde parası vardır. Yanında bir yabancıyı getirdiği gibi içtiği votka yüzünden sarhoştur üstelik. Sonradan bir melek olduğu anlaşılacak olan Michael, Tanrı’dan şu mesajı iletmektedir: “Üç hakikati öğren: İnsanın içinde ne vardır, insana ne verilmemiştir ve insan neyle yaşar?”
Bu soruların yanıtı yine Melek Michael’dan gelir “İnsanın içinde sevgi vardır. Gerçek inananda bu sevgi Tanrı sevgisidir, Tanrı’nın ta kendisidir. İnsana kendi ihtiyaçlarının ne olduğu bilgisi verilmemiştir. İnsan içindeki Tanrı ile yaşar.” Tolstoy kendi dinî felsefesini Melek’in yanıtı ile özetlemektedir.
Bir başka öykünün karakteri olan çiftçi Pahom, hırsı ve açgözlülüğü yüzünden Şeytan’ın oyununa gelir. Daha fazla toprak uğruna elindeki avucundaki kaybeden Pahom, sonunda kendi boyu kadar bir toprakla kalmış, bir metre seksen santim uzunluğundaki mezarına konmuştur. Öldüğü zaman kendine ait kalan toprak parçası bu kadardır. Hayatının bir döneminde Marksizm etkisi ile Tolstoy’un topraklarını işçilerine dağıttığı, bu yüzden ailesi ile arasının açıldığı biliniyor.
1995’te yazılmış bir kitapta yer olan öyküler, belli ahlaki değerleri yazarın bakış açısına göre sunmakta, bu özelliği ile evrensel bir özellik taşımamaktadır. Tolstoy’un ortaya koyduğu bu ilkeler ile “Hıristiyan
Günümüz sosyal bilgiler dersinin temeli atılmış olan kitaptır. Türk milletinin olması istenen vatandaş veya nasıl davranmalarının gerektiğini söyleyen ve yol gösteren bir kitaptır. Türkiye'nin kalkınması için neleri yapması gerektiğini ve neleri yapmaması gerektiğini örnekli bir şekilde anlatmış bir kitap örneğidir. Aynı zaman da Afet İnan hocamızın da el yazıları kitap için de yer almakta ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün de el yazıları bu kitap içinde almaktadır. Bana göre her Türk gencinin Nutuktan sonra okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
Franz kafka'nın benzersiz eserlerinden biri bir adamın böceğe dönüşümünden bahsettiği bir eseri, boş vaktiniz varsa yarım saat içerisinde bitirebileceğiniz bir kitap. Akıcı bir anlatım var kitapta