Para dünyasından kurtulmak işte bunu istiyordu. Bir çeşit parasız, inziva hayatı düşlüyordu. İçinden bir ses ona, parayı gerçekten içtenlikle hor görürse, havadaki kuşlar gibi, bir şekilde yaşamını sürdürebileceğini söylüyordu. Havadaki kuşların oda kirası ödemediğini unutmuştu.
Aşağı sınıfların yaptığı gibi para olsun olmasın, şöyle dışarı fırlayıp sadece yaşamak duygusu hiç yeşermemişti yüreklerinde. Aşağı sınıflar ne kadar haklıydı! Üç kuruşluk ücretle ev bark sahibi olan işçiye şapka çıkarmak gerekirdi. Hiç değilse damarlarında para değil kan akıyordu.
Görkemsiz caddeye baktı. Şu anda ona öyle geliyordu ki, bunun gibi bir kentte, bunun gibi bir caddede, yaşanan her hayat anlamsız ve dayanılmaz olsa gerektir. Günümüzde çok yaygın olan parçalanmış duygusu, kokuşma duygusu, iliklerine işlemişti.
Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince, Günler şu heyûlâyı da er, geç silecektir. Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma. Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir...?