1911 de vefat eden Pîr-i Sâmi Erzincan in çok sevilen maneviyat önderi. Onunla ilgili şöyle bir kıssa anlatılır. Talebeleriyle bir evin önünden geçerken içeriden bir kadın sesi işitiliyor. Kadın türkü söylüyor: 'Al almanın basını / Topla eteğin peşini / Yalnız yatamam ben / Verin benim esimi." Türkünün sözlerinde ilk bakışta görülen tema talebelen rahatsız ediyor. Biri dönüp, Hocamız geçerken bu türkü söylenir miydi be abla!" diyor. Kadıncağız mahcup oluyor. "Buradan geçdiğinizi görseydim yapmazdım evladım," diyor, rengi kıpkırmızı kesiliyor. Pîr-i Sâmi hazretleri meseleyi hemen anlıyor ve dönerek şöyle diyor:
"Ablaya çıkışmayın, o bize irşad ediyor."
Talebeler anlamayıp,
“Nasıl yani hocam?" diye sorduklanndaysa şöyle açıklıyor:
“Al almanın beşini: Yani bir günde, 24 saatte beş elma var; sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı. Bunları kaçırırsan hayatı kaçırırsın. Topla eteğin peşini: Kefenin yanında yaşa. Dimdik yürüyenler dümdüz yatarlar. Ölümü unutmadan yaşa. Yalnız yatamam ben, verin benim eşimi: Yatak kabirdir; orada yalnız yatılmaz, amel gerekir! Pîr-i Sami nin açıklamasından sonra talebeler utanıyor. Abla da belki, vay be ne laf etmişim, diye düşünüyor. Bakış budur. Velhasıl hayatın özü de bizi kurtaracak olan da namazdır.