Bizi yardımcı oyuncuların sahnelerine yeniden hayat verme arzusu birleştiriyor. Mantıklı bir şekilde elenmiş gereksiz sahneler, bizimse peşini bırakmadan topladığımız sahneler.
Pek bilmiyordum ama en azından şunu biliyordum: kimse kimsenin adına konuşamaz. Çünkü her ne kadar bir yabancının hikayesini anlatmak istesek de eninde sonunda hep kendi hikayemizi anlatırız.
-er ya da geç bizi yaşama, gençliğe, çocukluğa geri götüren tesadüfleri keşfediyoruz. Çünkü artık bir film ya da kitap üstüne konuşamıyoruz, konuşmayı bilmiyoruz; filmlerin de romanların da önemini yitirdiği, sadece onları ne zaman gördüğümüzün ya da ne zaman okuduğumuzun önemli olduğu zaman geldi: o an neredeydik, ne yapıyorduk, kimdik.
Dün gece saatlerce yürüdüm. Yeni bir sokakta kaybolmak istiyor gibiydim. Mutluluk içinde tamamen kaybolmak. Ama kaybolamadığımız, kaybolmayı beceremediğimiz anlar vardır. Her ne kadar sürekli yanlış yönlere sapsak da...
Ne kadar uğraşsak da kaybolmayı beceremediğimiz, kaybolamadığımız anlar vardır. Ve belki de kaybolabildiğimiz zamana özlem duyarız. Bütün sokakların yeni olduğu zamana.