8/10
·152 syf.··
2026 18. kitabı
Çok rahat çok profesyonel yazılmış bir kitap. Okurken kelimeler birbirini takip ediyor gibi, şiir gibi bir kitaptı. Çok beğendim.Bir yolculukta, bir tatilde, çimlerde uzanırken okuyormuş gibi hissettim her sayfada. Kitapta altını çizdiğim bazı yerler: - Ayrılmak istemediğin bir yerde bıraktığı nesne, oraya bağlı kalmanın bir yoludur. Dönmeyi ummanın bir yolu. (Bu cümle beni bir süre etkisini aldı, sanki cümleyi yaşadım, harika bir cümle.) - Kendimi aynı anda hem kalabalığın bir parçası gibi hissediyor hem de bu kalabalığa bir kulenin tepesindeymişim gibi yukarıdan bakabiliyordum. (Mecidiyeköy'de metrobüsten m2 ye geçerken genelde hissederim :)) - Ruhun gerçekten karanlıklar içine düştüğü gecede saat daima sabahın üçüdür. (Kitabın adıda burdan geliyor ve bence bu cümleyi okuduktan sonra tam kitabın adına yaraşır bir kitap olduğunu anladım. Çünkü hem çok sade hem de altı çok dolu bir kitap aynı adı gibi.) Hemen hemen herkesin ailesindeki çoğu kişiyi tam olarak tanımadığını düşündüğümüzde özellikle baba-oğul ilişkisinin çok önemli olması gerekirken aslında yabancı olmamız üzerine bir kitap. Yani babamızı tanıdığımızı zannederken aslında bunlar bizim ön yargılarımız olabiliyor ve ona söz hakkı vermezsek ya da babamızla vakit geçirmezsek bu şekilde devam edebiliyor. Bu kitapta babasını lise sonda bir kez daha tanıyan ve onu daha çok seven bir gencin hikayesini dinliyoruz. Çok sade bir konu olmasına rağmen çok derin anlatılması gerçekten ben etkiledi.
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,048 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:17
Kitap travmalarımızın hayatımızı ne kadar etkileyebileceğini ve bu travmaların aşılmazsa en ufak bir şeyde hayatınızı nasıl altüst edeceğini anlatıyor bize. Hayatına gayet normal bir şekilde devam ederken birden öğretmenlik yaptığı okulda çıkan bir kavgayı ayırdıktan sonra okuldan uzaklaştırma alan Vidar evde ailesiyle ilgili kutuları karıştırırken babasına ait bir telefon rehberi gibi bir şey bulur ve orda eski evlerine ait bir telefon numarasını görür . O numarayı aramakla aslında travmasının peşine düşer. Aradığında açan ölen babasıdır. Şaşırdığım nokta şu Vidar aslında hiçbir zaman şaşırmıyor buna yani geçmişiyle konuşabilmesi ona pek inanılmaz gelmiyor burdan anlıyoruz aslında sadece kendi kurduğu dünyada o an aşmaya çalıştığı bir şeyin olduğunu. Okuldaki o küçük kavga aslında hayatında asla unutamadığı içten içe içinde hala taşıdığı bir şeyin olduğunu ve bunu aşmadan yoluna devam edemeyeceğini anlıyor. Kıvılcım bir kere yanıyor ve alev almadan sönmeyecektir. Kitap gayet akıcı güzel ve zaten hemen hemen hepimizin çocukken aşamadığı yollar açamadığı kapılar ve üstünden geçemediği olaylar vardır. Yazarın çocukluğundan izler taşıması ona farklı bir anlam katıyor.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,172 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bütün insanlar günü belirsiz bir ölüme mahkûmdurlar..
Puan vermedi·120 syf.··
2026 1. kitabı
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü Yazarın diline, üslubuna, kitabın akıcılığına yorum yapmaktan ziyade bana hissettirdiklerini anlatmak istiyorum. Derler ki iyi gördüğün şeylerde senden yukarıdakileri seyret ki daha iyi olmak için çaban artsın. Kendinde eksiklik gördüğün bişey varsa, o da bir başkasına göre fazlalıktır. Onu gör ki; elindekinin farkında olasın. Kitap için sözlerime burdan başlamak istedim çünkü aldığım nefesin dahi kıymetini hissettirdi en çok bana. Milyarlarca gelip giden konup göçen insan ömrüne nispetle ömrümüz bir an gibi. Yazarın dediği gibi hepimiz aslında günü belirli ama bizim bilmediğimiz bir ölümün mahkumuyuz. Nefes alıp verebildiğimiz her an çok kıymetli ve biz yaşam telaşı içinde öyle küçük şeyleri dert ediniyoruz ki.. İdam mahkumunun çocuğu ile karşılaştığı anları, çocuğunun ondan bir yabancı gibi çekinmesini gözümde canlandırdığımda çok etkilendim. Ayrıca idama mahkûm olmuş ölümü bekleyen birinin gözünden diğer insanların umursamazlığını, devam eden yaşam telaşlarını izlemenin zorluğunu bir nebze de olsa hissettim. Kitap okudukça kitapların insana farklı dünyaları yaşatabildiğini farkediyor insan. Sanki kaç kitap kahramanının gözünden baktıysan dünyaya, o kadar çok yaşayabilirsin gibi şu kısacık hayatta. Kitaptaki mahkumdan çok da farkımız yok. Hepimiz geçiciyiz ve takriben 100-200 sene içinde bizi bilen insan dahi kalmayacak dünyada. Tek çaremiz var iyi insan olabilmek. İyi olmayanın zindana ihtiyacı yok ölüme mahkum. İyiler zaten ölmez.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 10:06
Tanpınar'ın Mahur Beste eserini lisans yıllarımda final ödevi olarak okumuştum. Ancak ödevlendirme şeklinde okunan kitaplar bana hep eserin ruhunun biraz kaybolduğu hissini verdiği için arkadaşımla birlikte bu eseri tekrar okudum ve iyi ki okumuşum -nehir roman serisine devam edeceğiz-. Tanpınar'ı eleştirmek, beğenip-beğenmemek ne haddimize:) O yazsın biz faniler her birini keyifle okuyalım derim. Eserde belli başlı bir baş figür ya da sırasıyla giden bir olay örgüsü yok. Behçet Bey'in hayatına şurdan burdan giren bir yığın insanla birlikte aslında o dönemin şartlarını okuyoruz. Babası kadar güçlü ve baskın olmayan Behçet Bey'in hayatı, tıpkı Osmanlı gibi geçmiş dönemin padişahları kadar başarılı olamayan silik padişahlar ve o ihtişamlı devletin yıkılış anındaki gibi hüzünlü. Kendisini bozuk saatleri tamir etmeye, şirazesi kaymış kitapları ciltlemeye adayan Behçet Bey'in yaşam pratikleri, o dönemin yeniden onarma çabaları gibi nafile kalıyor. Kitapta altını çizdiğim, dönüp defalarca okuduğum, burada alıntı olarak tek tek yazdığım, arkadaşımla konuşurken üzerine hayran hayran sohbet ettiğim müthiş güzellikte edebiyat incileri var. Henüz okumamış olanlar mutlaka listlerine ekleyerek bu eserle tanışmalı, sanırım biz okuyanlar ise bu edebi şölene dönüp tekrar tekrar okumaya devam edeceğiz.
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20198,3bin okunma
Kan ve İhanet Krallığı kitap yorumum
7/10
·240 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 00:00
Serinin ikinci kitabı. İlk kitaptan sonra merakla okumayı bekliyordum sonunda fırsat bulabildim. Çok akıcı bir seri kendini çok okutuyor gerçekten fakat birazcık fantastiğin ağır basmasını isterdim. Romantizm daha baskın gibi şuanlık diğer kitaplarda ne olacak göreceğiz. Burdan sonrası ilk kitabı okumayanlar için SPOİLER içerir. İlk kitapta Evren'in ihanetinden sonra Adara'nın ona olan güvensizliği ile yola devam ediyoruz. Tam olarak ihanet olmasa da Evren Adara'ya hiçbir şey anlatmayarak onun güvenini kaybeder. Bir süre ayrı kalmak zorunda kalırlar ve bu süreçte Adara kendine çok güzel bir dost edinir. İlk defa dost edindiğinden dolayı onu kaybetme korkusu başlar. (Umuyorum ki ilerleyen zamanlarda böyle bir şey olmaz) tam her şey düzeldi derken Gavril yine bela olmak için hamle yapar. Kitabın sonu yine tam bir ters köşe ile bitti o yüzden üçüncü kitaba hemen başlamayı düşünüyorum. Bu kitapta sinir olduğum bir konu ise Adara'nın içindeki gücün farkında olmayıp bunun için çok çabalamaması oldu. Kendi ayakları üzerinde durmak için gücü üzerine daha çok çalışan bir fantastik kızı okumak isterdim. Birazcık da Evren her şeyi yapabilecek olmasına rağmen sürekli ondan şüphelendiği için sinirlendim.
Kan ve İhanet KrallığıHolly Renee · Lapis Yayıncılık · 202486 okunma
Toksik ilişki kralı
7/10
·176 syf.··
2026 28. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 21:23
Kitabın konusu Oscar wilde'nin hapiste geçirdiği dönemde sevgilisi Bosie' ye yazdığı mektuptan oluşuyor,Kitap boyunca Oscar wilde'nin pişmanlıklarını ve kafa karışıklığını çok fazla okuyoruz, Çoğu kişi Oscar wilde'nin eşcinsellik yüzünden hapse girdiğini ve Bosie ile olan ilişkisinde mağdur olanın oscar olduğunu düşünür,Ama gerçek biraz daha farklıdır Oscar ve Bosie tanıştığında Oscar wilde orta yaşlı evli ve iki çocuk babası bir adamken Bosie Oxford 'a öğrenci ama bazı sebeplerden dolayı okulu bitiremiyen genç bir adam ,Zaten asıl sorun burdan bile başlıyor ilişkilerindeki yaş farkı bence çok rahatsız edici,Ve kitabı okurken farkettiiğim şey Oscar Bosieyi resmen çocuk gibi görüyor,kitabı okurken bunu çok fazla hisettim ,Bazı mektuplarında ona "my dear boy "diye hitap etmesi bence buna en büyük kanıttır, Bosie'nin sorunun ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz,ama oscar wilde Bosie 'nin onu sevdiğinden emin,Ama kitapta oscar wilde'nin anlatımına göre Bosie 'nin sara nöbetleri gibi öfke patlamaları oluyormuş,ayrıca çok yoğun bir terkedilme korkusuda varmış,Ben psikolog değilim ama bu belirtiler bence borderline kişilik bozukluğunu işaret ediyor,Ayrıca detaylı olarak ne olduğunu bilmesekte babasıyla olan ilişkileri çok kötü ,birbirlerini bir kaşık suda boğacaklar resmen,Daddy isues in vucüt bulmuş hali,Bundan kaynaklı olarakda kendinden yaşça büyük bir erkeğe saplantılı sevgi ve beslediğini düşünüyorum,Bu sorunlardan dolayı benim gözümde Bosie suçlu değil hasta bir genç adamdır,Ayrıca annesinin ve Oscar wilde'nin ona olan tavrı yüzünden Bosie 20 li yaşlarda olmasına rağmen hala olgun bir adam gibi davranmıyor , Hatta oscar wilde bu yüzden karısını uyarıyor bak bizim oğlumuzu da şekilde şımarık yetiştirme diye, Ama bir insanın hasta olması yaptıklarını telafi edermi?
1000Kitap
De ProfundisOscar Wilde · Can Yayınları · 20175bin okunma