Burak

8/10
·144 syf.··
2024 15. kitabı
Kitap, Atatürk'ün mecliste yaptığı konuşmalardan derlenmiş. Atatürk'ün bir lider olarak kendisinde hangi sorumlulukları gördüğünü ve halka nasıl hesap verdiğini gayet iyi biçimde anlatıyor. Konuşmalara bakılırsa, Atatürk, milleti ilgilendiren her konuyu öğrenmeyi kendine görev bilip, kendi alanı dışında kalan iktisat , ziraat, kültür, eğitim gibi konularda topluma öncülük etmiş. Uygulaması en akla yatkın olan tavsiyeleri dile getirmiştir. Bunun mümkün olması şüphesiz heyecanlı bir istek ve özveri hisseden bir liderin eseridir. Meclis kürsüsünden halkın çıkarları doğrultusunda hazırlanan programları anlattıktan sonra, ilerleyen senelerde konuları takip edip tamamlandığını da kürsüden bildirmiştir. Onun her alana atılma hevesini tetikleyen millet sevgisi ve özgüveni, iyimserlikle ve güçlülükle benim gibi gençlere örnek olmaktadır.
Türkiye’nin İlk YıllarıMustafa Kemal Atatürk · Can Yayınları · 2023464 okunma
Reklam
7/10
·136 syf.··
2024 14. kitabı
Modern bilimin henüz ilk safhalarındayken 1700'lü yıllarda yazılmış bu eser, bazı konularda gerçekleri isabetli tahmin edememiş olsa da, bunlar dışında kalan isabetli tahminleri ve zaman zaman sıra dışı olan akıl yürütme şekilleriyle oldukça ilginç fikirler içeriyor. Yazara göre insan, ilkel halinde (doğa durumu) oldukça özgür ve kendine yetebilirken, daha sonra attığı medeniyet adımları sonucu yozlaşmış, birbirine muhtaç hale gelmiş ve köleleşmiştir. Eşitsizliği büyüten asıl faktörler insan yapımıdır ve insanın doğa durumundan uzaklaşması yüzünden mümkün olabilmiştir. Yönetimi ve iktidarı başkasına vermeyen insanın çekinecek şeyi yoktur ve insan çıkar temelli mülkiyet sistemine girdi mi, bir daha bu sistemden çıkamayacağı gibi, bu sistemden edindiği avantajlardan daha fazla sayıda dezavantajla da karşılaşır. Yazara göre insan bu yeni sistemin sonuçlarını kurmadan önce görebilecek yeteneğe sahip olsaydı, bugünkü mülkiyet ve toplum sistemini hiç kurmamış olurdu. Bu kitapta dikkate haiz bir diğer nokta ise, bilginin cehaleti, zenginliğin, fakirliği artırdığı (ya da doğurduğu) gibi felsefi çıkarımlardır.
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Hakkında NutukJean-Jacques Rousseau · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 20181,822 okunma
8/10
·64 syf.··
2024 12. kitabı
İnsanlar en büyüklerini dogmalara ve tahammülsüzlüğe kurban etmiştir. Azınlık görüşler genelde susturulur. Ama bu bir çelişkidir. Madem genel fikir doğru, bırakın muhalifler kendini savunsun ki genel fikrin sağlamlığı pekişsin. Yok, eğer genel fikir yanlışsa konuşsunlar ki doğruyu bulalım. Susturulan görüş yanlış bile olsa içinde doğru parçası bulunabilir. Tartışabilirsek bu da genel görüşü geliştirir. Bir görüşün karşıtı varsa ona inananlar daha inançlı ve dinç kalır. Bir görüş yayılır ve sorgulanmazsa zayıflar, içi boşalır. Tartışırken karşı tarafla empati kurmak kendi fikrini savunmaktan daha önemlidir. En zayıf argümanlar karşı tarafa verilen yanıtların içinde bulunanlardır. Tartışılmak, sorgulanmak bir inancı canlı tutar. İnsan kendini farklı düşünenin konumuna koyarsa, kendi fikrini daha iyi benimseyebilir. Ahlaki ve beşeri konularda her iki tarafı da eşit ve tarafsız şekilde dinlemiş, her ikisinin de gerçeklerini en kuvvetli ışıkta anlamaya çalışmış insan, inandığı şeyin en ince detaylarına dair bilgilere ulaşabilir, benimseyebilir, inancına daha hakim ve bilgili olur. İki karşıt görüş doğruyu aralarında bölüşür. Genel görüş genellikle doğru olsa bile doğrunun tamamını barındırmaz. Yaygın olmayan görüşler bastırılabilir. Bastırılan bu görüş genelde heretik hale gelir. Heretik görüşün içindeki doğru parçası genel görüşün doğrularıyla çarpışır. Ya kendini de kabul ettirir ya da rakibi gibi bir tek kendini doğru kabul ederek despotlaşır. Yani insan düşmanını anlayıp, söz sahibi olma hakkı verirse doğruya hizmet etmiş olur, diyor.
Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü ÜzerineJohn Stuart Mill · Can Yayınları · 20203,642 okunma
7/10
·149 syf.··
2024 11. kitabı
Sanat için tek bir doğru yoktur. Sanat köpek gibidir. Her çağrıldığında gelir. Sanatçı ise kedi gibi araya üçüncü bir obje koyarak iletişim kurar. Yani eserini. Sanatçılar, mesajı eserin vermesini isterler. Sanatını açıklaması için duvardaki levhalara güvenme. Anlatmak istediğini eserin kendisinde ver. Mona Lisa'ya bıyık çizmek bile pekala sanattır. Sanat yassı solucan gibidir. Bir eserin bir parçasını alıp onun hafızasını içeren farklı bir eser yaratabilirsin, diyor. Sanatta alıştığımız yoldan uzaklaşmaktan korkmayın, diyor.
Nasıl Sanatçı OlunurJery Saltz · Hayalperest Kitap · 202175 okunma
6/10
·288 syf.··
2024 9. kitabı
İlber Ortaylı, hayatın her alanına dair tavsiyeler veriyor. En öne çıkanı kültürel tavsiyeler. Avrupa'daki kültür noktalarını kafe-restoran gibi yerleri de gözeterek anlatıyor. İstanbul'da Kadıköy'ün nezih ve modern hissetmek için gidilen bir durak olduğunu söylüyor. Bir dönem İtalya'da yaşamadığı için pişman olmuş. Kişi 12-25 yaş arasında temel atar, dil öğrenir, okur ve donanım sahibi olur. 25-40 yaşları arasında hayata karışır, söz söylemeye başlar ama öğrenmeye devam eder. 40-55 yaşlarında ise olgunlaşır, otorite olur diyor. 25-40 arası ihmal ettiğin şeyleri öğrenebilirsin. Sağlıklı, dengeli, disiplinli yaşamalı, kötü alışkanlıklardan uzak durup kültürlenmelisin diyor. Bu çağ eser verme çağı imiş. 40-55 arası bu vakte kadar biriktirdiklerin iyiyse iyi bir olgunluk çağı başlar, bilgelik gelir diyor. 30'larda verimli olmalı, çalışıp biriktirmeli. 40'larda derinleşip, ustalaşıp üretmeye devam, 50'lerde otorite olarak çalışmaya devam etmelisin diyor. Oldukça net tavsiyeler.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,1bin okunma
Reklam